MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
l
... ile Hazine,...Köyü Tüzel Kişiliği, ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 22.06.2011 gün ve 157/110 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, 222 ada 188 sayılı parselin kadastro çalışmaları sırasında ½’şer paylı olarak Tevfik oğlu ... ve ... adlarına tespit ve tescil edildiğini, ½ pay sahibi bulunan ... kendi payına düşen taşınmazdan 200 m2’lik kısmını 01.01.1998 tarihinde haricen vekil edenine satıldığını, satın aldığı tarihten itibaren taşınmazın tümüne dava tarihine kadar malik sıfatıyla zilyet olduğunu, ölen kayıt maliki ...payının intikal görmediğini, 1994 yılında taşınmaz üzerinde 2 katlı ev inşa ettiğini, 01.01.1988 yılından bu yana 20 yılı aşkın bir süreden beri aralıksız-çekişmesiz malik sıfatıyla zilyet olduğunu açıklayarak 222 ada 188 sayılı parselde kayıtlı taşınmazın bir kısım davalılar murisi adına olan tapu kaydının kısmen iptali ile 200 m2’lik kısmının tapuda vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, açılan davayı kabul etmediklerini ve reddine karar verilmesini savunmuştur.
Diğer davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, “...davacının dava konusu yeri 01.01.1988 yılında tapu maliki ...’dan köy senedi ile haricen satın aldığı, tapunun o tarihten beri mirasçıları adına intikal görmediği, dinlenen tanık beyanlarına göre davacının dava konusu taşınmazın 20 yılı aşkın bir süreden beri malik sıfatıyla davasız ve aralıksız olarak zilyet olduğu, gerekçesiyle davanın kabulüne...” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi, verilen hüküm fıkrası da infazda duraksama yaratacak niteliktedir.
Uyuşmazlık konusu, 222 ada 188 sayılı parselin ilk parsel numarası 50 olup,...Tapu Sicil Müdürlüğü'nün 04.03.2009 tarih ve ... sayılı karşılık yazılarına göre,
daha sonra 50 parsel numarası değiştirilmek suretiyle kadastroca 222 ada 188 sayılı parsel olarak belirlenmiştir. Tapulama tutanağı üzerinde yapılan incelemede tutanağın 31.05.1983 tarih, 8 sıra nolu tapu kaydının revizyonu sonucu 50 parsel numarasıyla belirlenmiş az önce açıklandığı üzere 222 ada 1888 parsel olarak değiştirilmiştir. Kadastro tespiti 08.10.1985 tarihinde yapılmış olup, itirazsız olarak 17.10.1985 tarihinde kesinleşmesiyle ... ve ... adlarına ½'şer pay oranında tapuya bağlandığı belirlenmiştir. Davacı, dava dilekçesinin istek ve sonuç kısmında açıkça tapuda ... adına kayıtlı bulunan 1/2 paydan 200 m2 bakımından tapu kaydının iptali ile adına tescil isteğinde bulunmuştur. Bu nedenle davanın TMK'nun 713/2. fıkrasında yazılı hukuki sebeplerle bir ilgisi bulunmamaktadır.
Mahkemece, hüküm fıkrasında: "...222 ada 188 parselde kayıtlı taşınmazın davalılar murisi ... adına olan tapu kaydının kısmen iptali ile taşınmazın 200 m2’lik kısmının davacı ... adına tesciline..." biçiminde hüküm kurulmuştur. Taşınmaz ½’şer paylı olarak iki kişi adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Paylı mülkiyet de paydaşların belirlenmiş yerleri olmayıp her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. Paydaşlar arasında uzun süreli eylemli kullanım olup olmadığı da dosyadan anlaşılamamaktadır. Mahkemece, hüküm fıkrasında bilirkişi raporuna atıfta bulunulmamış krokide gösterilen A ve B harfleriyle işaretlenen yerlerin hangisi bakımından iptale karar verildiği de açıklanmamıştır. Bundan ayrı taşınmaz köy sınırları içinde olup, imar planı bulunmadığından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18/son maddesi gereğince payın küçük parçalara bölünerek satılması da hukuken mümkün değildir. Söz konusu maddenin son fıkrası çarpık yapılaşmayı önlemek amacıyla getirildiği ve kamu düzenine yönelik bulunduğu konusunda duraksamamak gerekir. İmar Yasası bir Kamu Yasası olup kamu düzenini ilgilendirdiğinden Mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulur. Kabulüne karar verilen yer krokide A harfiyle gösterilen 200 m2’lik yer olup hüküm fıkrasında açık bir biçimde belirtilmesi zorunludur. Bundan ayrı teknik bilirkişinin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle... Bakanlığı, İl Müdürlüğü'nden 200 m2 alanın ifrazının mümkün olup olmadığı yönünde görüş alınmadan, taşınmazın bu miktarının bağımsız bir bölüm halinde, davacı adına tescile karar verilmesi de doğru değildir. HMK'nun 297. maddesi uyarınca bir hüküm fıkrasında bulunması gereken hususlar tek, tek ve bentler halinde gösterilmiştir. Bu nedenle hüküm kurulurken HMK'nun 297. maddesinde açıklanan hususların gözönünde bulundurulması hak ve yükümlülüklerin açık bir biçimde belirlenmesi gereklidir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Mahkemece, teknik bilirkişi raporuna atıfta bulunulmadığı gibi krokide A ve B harfleriyle gösterilen yerlerin hangisi hakkında hüküm kurulduğu da belirtilmemiştir. Bundan ayrı ½’şer paylı mülkiyete tabi taşınmazın paydaşları arasında eylemli bir kullanımın olup olmadığı, hususu da açıklanan diğer saptamalarla birlikte hükmün infazında duraksama yaratacağı açıktır. Doğru, düzgün ve sağlıklı bir sicilin tutulması kamu düzenine ilişkin olup Mahkemece kendiliğinden gözetilir.
Tapu iptali ve tescil davalarında, kural olarak dava kayıt malikine, kayıt maliki ölü ise, mirasçılarına yöneltilerek açılır. ½ pay maliki ... veraset belgesi dosya arasında bulunmadığından davanın tüm mirasçılarına yöneltilip yöneltilmediği hususu denetlenememiştir. Öncelikle kayıt malikine ait veraset belgesinin alınması ve dava da taraf teşkilinin tam olarak sağlanıp sağlanmadığı araştırıldıktan sonra davanın yürütülmesi gerekmektedir. Taraf teşkili de kamu düzeni ile ilgili olup yine Mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulması gerekir.
. Hazine ve ...Köyü kayıt maliki olmadıklarına göre, davanın kayıt maliki olmayan bu davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi ve yargılama oturumlarında kendisini vekil ile temsil ettiren davalı Hazine yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu yada olumsuz bir karar verilmemesi de doğru değildir. Bundan ayrı hüküm her ne kadar kayıt maliki ... mirasçıları tarafından temyiz edilmemiş ise de hüküm fıkrasının infaza elverişli bulunmaması ve infazda duraksama yaratması doğru, sağlıklı ve düzenli bir sicilin tutulması kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle, Hazine’nin temyizinin zorunlu olarak kararın tümü bakımından kabul edilmesi gerektiği görüşü ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Kabul şekline göre, taşınmaz kadastro öncesi de tapulu yerlerden olup, tapulu taşınmaların TMK'nun 706., TBK'nun 237, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri gereğince satışları resmi şekilde yapılmadığı sürece, haricen yapılan satışlar alıcısına hukuken herhangi bir hak bahşetmez. Bu hususun da göz ardı edilmesi doğru değildir. Kadastro tapusu oluştuktan sonra 200 m2'lik taşınmaz haricen satılmıştır. Bu noktanın gözden kaçırılması yerinde görülmemiştir. Belirtilen sebeplere göre bu konu açıklanan nedenle bozma sebebi yapılmamış ve sadece hataya değinilmekle yetinilmiştir.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy