MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri, dahili davalı ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01.12.2011 gün ve 19/1090 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi dahili davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, TMK'nun 713/2. maddesinde düzenlenen tapu kütüğünden maliklerin kim olduğunun anlaşılamaması hukuki nedenine dayanarak 821 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Dahili davalı ... vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; TMK'nun 713/2. maddesinde yazılı bulunan zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 821 nolu parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK'nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca "tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olayda; dava konusu 821 parsel sayılı taşınmaza ait tapulama tutanağındaki açıklamalara göre; dava konusu ve dava dışı çok sayıda taşınmazın bir bütün iken Aralık 927 tarih 72 sıra ve revizyonları ile birlikte 50 adet tapu kaydı kapsamında kaldığı, dava konusu taşınmaza revizyon gören Aralık 1927 tarih ve 72 sıra numaralı tapu-kaydının paylı olarak ..., ..., ... ve ... adlarına kayıtlı bulunduğu ve adı geçenlerin malik sıfatıyla zilyetliklerinde bulunduğu belirtilerek 03.01.1978 tarihinde tespitin yapıldığı, 10.12.1981 tarihinde kesinleşen tutanağa istinaden taşınmaz, 31310 payı dava dışı ... (davacının babası), 64 payı ..., 64 payı ..., 408 payı ... ... ve 3037 payı ise ... oğlu ... adına tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dosya arasında yer alan nüfus kayıtları ile mirasçılık belgelerine göre ... ...'nin ... ile ...'nin anneleri olduğu 1965 yılında öldüğü, ...'nin 1985'de, ...'nin ise 1975 yılında öldükleri ve mirasçılarının bulunduğu görülmüştür. Diğer kayıt maliki ... ... de yine mevcut kayıtlara göre bilinen ve mirasçıları bulunan bir kişidir. Şu halde, dava yoluyla adlarına kayıtlı paylarının iptali ve tescili istenen kişiler Kanunun aradığı anlamda bilinen kişilerdir.
Kayıt malikinin mirasçılarının belirlenememesi, kimliğine ait bilgilerin elde edilememesi, adresinin saptanamaması gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünden maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Bununla kanun koyucu tarafından tapu kütüğünün incelenmesinden anlaşılamayan, kim olduğu belirlenemeyen hayali kişiler amaçlanmıştır. Saptanan somut ve hukuki olgular ile yerleşmiş içtihatlar karşısında davanın maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan sebebine dayanılarak açıldığı ve paylarının iptali istenen kayıt maliklerinin bilinen kişiler olduğu anlaşılmakla Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken; maddi olgu, dosyadaki deliller ve konuyla ilgili yerleşmiş içtihatlar gözardı edilerek yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davalı ... vekilinin, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 16.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy