MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 15/05/2013
NUMARASI : 2009/141-2013/383
N.. S.. ile A.. K.. aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Kocaeli 1. Aile Mahkemesi'nden verilen 15.05.2013 gün ve 141/383 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Nedim vekili, dava dilekçesinde tarafların Kocaeli 2. Aile Mahkemesi'nin 30.12.2008 tarih ve 2007/849 Esas, 2008/1156 Karar sayılı boşanma kararı ile boşandıklarını, evlilik birliği süresi içerisinde .. ada 1 sayılı parselde bulunan 29 nolu bağımsız bölümü 24.12.2004 tarihinde satın aldıklarını, davalı kadın eş adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, vekil edeninin pazarcılık dahi yaptığını, bu süreçte kazandığı parayla ve yan gelirleriyle bedelini ödeyerek satın aldığı meskeni davalı adına tapuya tescil ettirdiğini, tarafların her ikisinin de öğretmenlik mesleğini yaptıklarını, açıklayarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere edinilmiş mal rejiminin tasfiyesi ile taşınmazın ½ oranında tapu kaydının iptaline vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline bu mümkün görülmediği takdirde ½ oranında değerinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı kadın vekili 16.04.2009 tarihli cevap dilekçesinde, vekil edeninin öğretmenlik yaptığını 18 yıl boyunca çalıştığını, davacı adına da taşınmazların ve edinilmiş malların bulunduğunu, M.A..P.. İzmitte 15 m2 arsa, ..... plakalı suzuki marka otomobil, P... mevkiinde 20 dönümlük fındık bahçesi ihlas finanstan 4000 TL nakit para ve.... plakalı traktörün edinilmiş mal olduğunu tüm bu malların davacı adına kayıtlı bulunduklarını hesabında davacı adına olduğunu, bunlar dışında fındık bahçesinin tüm gelirini davacı tarafından alındığını, konut edindirme yardım fonu parasının da davacıda kaldığını her ikisinin bu para üzerinde payı söz konusu bulunduğunu, davacı tarafından dava konusu yapılan evin ziynet eşyasını ve Gemlikteki evini 1998 yılında satmak suretiyle vekil edeni tarafından alındığını açıklayarak davacının açtığı davanın reddine aksi halde davalının üzerine kayıtlı mal ile elden çıkardığı tüm mallarla birlikte mal rejiminin tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; “...3340 ada 1 sayılı parseldeki ... nolu bağımsız bölümden kaynaklanan 23.564 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle
birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin isteğin reddine...” karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından uygulama yeri olmadığı halde mahkemece bilirkişiden alınan ek raporda yer alan hakkaniyet indirimi gözetilerek katılma alacağının düşük miktarda hüküm altına alındığı gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
Dava 4721 sayılı TMK'nun 202 ve devamı maddeleri gereğince yasama rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde edinilen bağımsız bölümden kaynaklanan katılma alacağı isteğine ilişkindir (TMK. m. 202, 219, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236).
Taraflar 08.08.1989 tarihinde evlenmiş 18.09.2007 tarihinde açılan, kabulle sonuçlanan ve 17.05.2010 tarihinde kesinleşen boşanma kararı ile boşanmışlardır. Eşler arasında evlendikleri 08.08.1989 tarihinde başka bir mal rejimi seçtiklerini ileri sürmediklerinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, 01.01.2002 tarihinde boşanma davasının açıldığı 18.09.2007 tarihine kadar hisse edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TMK. m. 202, 4721 s.K.m.10). Eşler arasında mal rejimi TMK'nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı, 18.9.2007 tarihinde sona ermiştir.
Davacı erkek eş sadece davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 19 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile ½ oranında adına tapuya kayıt ve tesciline, bu mümkün görülmediği takdirde taşınmazın değerinin ½ sinin katılma alacağı olarak hüküm altına alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı kadın vekili ise cevap dilekçesinde davacının açtığı davanın reddine bu mümkün olmadığı takdirde cevap dilekçesinde 1 ila 7 numara ile gösterilen taşınır taşınmaz ve para ile davacının dava konusu taşınmaz bakımından mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunmuş ve bu isteğini savunma olarak getirmiştir. Başlangıçta davalı tarafın davacı adına bulunan mallar bakımından tasfiye isteyebilmesi için ayrı bir istekte bulunması harcını yatırmak suretiyle dava açması ve bu halde her iki taraf adına bulunan malların tasfiyesi yönünden Dairece kararlar oluşturulmuş ancak daha sonra Daire bu görüşünden dönerek savunma olarak da davalı taraf davacı adına bulunan mallar bakımından istekte bulunulmuş ise her iki taraf adına bulunan malların birlikte tasfiyesi görüşünü benimsemiştir. Uygulamada buna külli tasfiye (çift taraflı tasfiye-tam tasfiye) de denilmektedir. Davalı taraf savunma olarak davacı adına bulunan malların tasfiyesi istenildiğinde Daire'nin ilk kararlarında olduğu gibi artık davalının ayrıca dava açmasına ve harç yatırılmasına gerek görülmeksizin külli tasfiyenin yapılmasını kabul etmiştir. Kural olarak davacının dava dilekçesinin kapsamı ile davalı vekilinin cevap dilekçesinin kapsamı gözönünde bulundurularak külli tasfiye yapılması gerektiği halde mahkemece bu yön gözden kaçırılmış ise de bu husus davalı tarafından temyiz edilmediğinden bu nedenle külli tasfiye konusu davalının savunması bakımından bozma nedeni yapılmamış sadece bilgi açısından bu hususa değinilmiştir.
Davacının dava konusu yaptığı 3340 ada 1 sayılı parseldeki 29 nolu bağımsız bölüm 12.02.2002 tarihinde noterde yapılan devir sözleşmesiyle 3. kişiden edinildiği anlaşıldığından söz konusu bağımsız bölümün TMK'nun 219. maddesi gereğince edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekir. TMK'nun 6 ve 222. maddesi gereğince bunun aksi davalı tarafça da kanıtlanamamıştır. TMK'nun 222/3. fıkrası uyarınca; “bir eşin bütünmalları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir”. O halde aksi kanıtlanamayan bağımsız bölümün edinilmiş mal olduğu konusunda duraksamamak gerekir.
Katılma alacağının hesaplanmasına ilişkin davalarda, eklenecek değerlerde (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlarda dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236) tarafların kazanılmış
hakları da gözetilerek hüküm kurulması gerekir. Kısaca katılma alacağı bakımından gözönünde tutulması gereken formül bu biçimdedir. Boşanma davasının açıldığı 18.09.2007 tarihinden sonraya kalan edinilmiş malın taksitleri ya da ödenmesi gereken borcu edinilmiş malın borcu olması nedeniyle hesaplanacak toplam katılma alacağı miktarından düşürüldükten sonra katılma alacağının yarısına hükmedilmelidir. Çünkü boşanma dava tarihinden sonra ödenecek edinilmiş malın borcu davalının kişisel malıyla ödeneceğinden katılma alacağı kapsamında değerlendirilemez. Kişisel malı sayılır.
Edinilmiş malın sürüm değeri TMK'nun 231. maddesi gereğince belirlenir değer belirleme anı ise TMK'nun 235/1. fıkrasına göre; mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle yani karar tarihine en yakın tarihte tespit edilecek sürüm değerleriyle hesaba katılırlar.
Mahkemece 14.01.2011 tarihinde yapılan keşif sonucu bilirkişi inşaat mühendisi tarafından saptanan 80.000 TL'lik değer hesaplamaya ve hükme esas alınmıştır. Karar tarihi ise 15.05.2013 olduğuna göre karar tarihinden yaklaşık iki buçuk yıl önceki bir değeri hesaplamaya ve hükme esas alınması TMK'nun 232 ve 235/1. fıkrası hükmüne açıkça aykırılık oluşturmaktadır. Belirtilen bu süre içinde davacı yararına değer artışının olmadığını söylemek oldukça güçtür. Bozma ilamı ile değer güncelliğini yitirdiğinden anılan maddelerin kapsamları göz önünde bulundurularak verilecek karar tarihine en yakın bir tarihte söz konusu bağımsız bir bölümün sürüm değerinin yeniden belirlenmesi ve hesaplamanın buna göre yapılması gerekmektedir.
Hukukçu bilirkişi 18.01.2012 tarihli raporunda inşaat bilirkişisince belirlenen miktarın yarısını katılma alacağı olarak belirlemişken mahkemece 11.04.2012 tarihli ara kararı ile tam bir gerekçe gösterilmeksizin uzman hukukçu bir kişiden ek rapor istemesi üzerine aynı bilirkişinin verdiği 16.01.2013 tarihli raporunda edinilmiş mala ait 6.753,25 TL borç 80.000 TL'den düşürüldükten sonra kalanın yarısı katılma alacağı olarak belirlenmiş ancak hiç ilgisi bulunmayan bir gerekçeyle taşınmazın devralındığı 12.02.2002 tarihiyle son ödemenin yapıldığı 12.08.2011 tarihi arasındaki döneme yönelik olarak hakkaniyet gereği ayrı bir hesaplama yapılmak suretiyle artık değerin yarısı 23.564,00 TL katılma alacağının hesaplandığı ve mahkemece de bu rapor esas alınarak hüküm kurulduğu saptanmıştır. Mahkemenin ve bilirkişinin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Kural olarak edinilmiş maldan kaynaklanan katılma alacağı TMK'nun 236/1. fıkrası uyarınca artık değerin yarısına hükmedilir. Ancak yukarıda da açıklanan formülde de belirtildiği üzere bu konuda TMK'nun sırasıyla 229, 230, 219, 231 ve 236. maddeleri göz önünde tutulur. Bunun dışında hakkaniyet indirimi adı altında bir hesaplama yapılarak katılma alacağının azaltılması yoluna gidilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle kabulüyle yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 402,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 14.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy