.....
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair......verilen 20.06.2012 gün ve 104/159 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde 103 ada 21 sayılı parselin dedesinden babasına ondan da bağış yoluyla kendisine geldiğini açıklayarak tapu kaydının iptali ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi dava konusu yerin özel mülkiyete konu olacak yerlerden olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 103 ada 21 sayılı parselin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve bağış hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, anılan bilirkişi ve tanık beyanları sonuca ulaşmak açısından çok yetersiz oldukları gibi, taşınmazın ham toprak ve taşlık niteliğiyle Hazine adına tespit edildiği, kadastro tutanağı ve tapu kaydı ile sabit olmasına karşın imar ve ihya konusu üzerinde durulmadığı gibi, davacı ve bağış yapan babasının taşınmazın ne şekilde tasarruf ettiği, hususu üzerinde durulmuştur.
Kadastro tutanağı ile tapu kaydında taşınmazın ham toprak ve taşlık niteliğinde bulunduğu açıklandığına göre, dava konusu yerin imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu bakımdan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde imar ve ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşullarının Mahkemece araştırılıp belirlenmesi zorunludur.
O halde Mahkemece yapılacak iş, taşınmazın ham toprak ve taşlık niteliğinde tespit edildiği gözetilerek HMK'nun 243 ve 244. maddeleri gereğince teknik, yerel bilirkişi ve tanıkların davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, dava konusu yerin babası tarafından üçüncü kişiden
.....
30 yıl önce satın alındığı ve babasının hala sağ olup davacıya bağışladığı gözetilerek babası ve davacı tarafından taşlık olan taşınmazın imar ve ihyasına hangi tarihte başladığı, ya da satıcısı tarafından imar ve ihya edilip edilmediği, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdükleri, hangi biçimde para ve emek sarf ettikleri konularında yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarına başvurulması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, satıcı, baba ve davacı tarafından ne şekilde tasarruf edildiğinin de açıklığa kavuşturulması, taşınmaz ve çevresini gösterir yakın plan ve panoramik fotoğrafların HMK'nun 290/2. maddesi gereğince uzman bir fotoğrafçıya çektirilerek mahkemece onaylandıktan sonra dosyaya eklenmesi, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi ziraat mühendisi veya yüksek mühendisi dinlenilmek suretiyle taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihyasının yaklaşık hangi tarihte tamamlandığı, veya henüz imar ve ihya edilmediği konularında görüşünü içerir gerekçeli ve denetime açık 20 yıllık kazanma süresinin imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar hesaplanması rapor istenilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 18.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.......
Full & Egal Universal Law Academy