......
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlu vekili, müvekkili aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığını, takibe konu ilamın kesinleşmediğini, kesinleşmeden takip konusu yapılamayacağını, bu nedenle takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, Mahkemece, ilamda mülkiyet tartışması bulunmadığı ve kesinleşmeden icra edilebileceğinden bahisle istemin reddine karar verilmiş hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Talep İİK'nun 41. maddesi yollamasıyla İİK'nun 16. maddesine dayalı şikayete ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HUMK'nun 443/1 (HMK.371 m.) maddesi gereğince, temyiz kararın icrasını durdurmaz. Yani kural olarak kararın kesinleşmemiş olması, kararın yerine getirilmesini önlemez. Bu kuralın istisnaları da yine yasalarda düzenlenmiştir.
Taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara, aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar (HUMK'nun 443/4 m).
Mahkumiyete ilişkin ceza ilamlarının tazminat ve yargılama giderlerine ilişkin kısımları, (5275 saılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un 4. maddesi),
Kira tespit ilamları (12.11.1979 tarih 1979/1-3 sayılı İçtıhadı Birleştirme Kararı),
Menfi tespit davasına ilişkin ilamlar (İİK 72 madde),
Yabancı Mahkeme ilamlarıın tenfizi hakkındaki kararlar (MÖHUK.41/2),
Sayıştay Kararları (832 sayılı Sayıştay Kanunu 64. madde),
İdare aleyhine açılan haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar (2577 sayılı İYUK 28/1),
Mülkiyetin tespitine ilişkin olmaları nedeniyle istihkak davasının kabulüne dair ilamlar kesinleşmeden infaz edilemez.
.......
Somut olayda icra takibinin dayanağı olan ....... 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 23.01.2013 tarih ve 2008/214 Esas 2013/21 Karar sayılı ilamında; davacı, dava konusu dairenin gayrimenkulde satın aldığı 3/200'er hisseye tekabül ettiğini, ancak davalının bu yeri haksız olarak işgal ettiğinden, ecrimisil ve tahliye isteminde bulunmuş, davalı tarafça kendi hissesinin de bulunduğu ve yerin kendisine ait olduğu iddia edilerek istemin reddi savunulmuştur. Mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak hissedarlar arasında fiilen taksim bulunduğu ve dava konusu dairenin bu nedenle davacıya ait olduğuna karar verilerek, davalının ecrimisil ödemesine ve bu yerden tahliyesine karar verilmiştir. Bu haliyle ilamda taşınmazın mülkiyeti hususunda tartışma bulunduğundan takibe konulabilmesi için kesinleşmesi gereklidir.
O halde, Mahkemece şikayetin kabulü yerine yazılı gerekçeye reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ:Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme Karanının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
........
Full & Egal Universal Law Academy