MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Mülkiyetin tespiti
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki mülkiyetin tespiti davasının reddine dair ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 07.05.2013 gün ve 406/294 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, hakkında ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/874 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açılan dava konusu 365 parsel üzerindeki evin müvekkili tarafından yapıldığını ileri sürerek muhdesatın davacıya aidiyetinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 365 parsel, 06.12.1984 tarihinde yapılan tapulama çalışmasında "kerpiç ev" niteliğiyle ve paylı mülkiyet şeklinde davacı ile davalılar adına tespit edilmiş, tutanak 30.03.1994 tarihinde kesinleşerek tespit gibi tapu siciline tescil edilmiştir.
Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına, dosya içeriğine göre, çekişme konusu 365 parsel üzerinde bulunan iki katlı binanın zemin katının tapulama çalışmalarından önce yapıldığı, ikinci katının ise, kadastro tutanağının kesinleşmesinden sonra inşa edildiği anlaşılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesi hükmüne göre, kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bu süre, hak düşürücü nitelikte olup ve taraflarca ileri sürülmese dahi Mahkemece kendiliğinden değerlendirilir. Uyuşmazlık konusu 365 parsel üzerinde bulunan binanın birinci katının kadastro tespiti öncesi yapıldığı, kadastro tutanağının kesinleşme tarihinden itibaren davanın açıldığı 10.09.2012 tarihine kadar kanunda belirtilen hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle evin birinci katına ilişkin mahkemece verilen ret kararı doğru olduğundan hükmün bu bölümünün ONANMASINA, 365 parselin üzerinde bulunan evin ikinci katına ilişkin uyuşmazlığa gelince; az yukarıda da belirtildiği gibi evin ikinci katı kadastrodan sonraki dönemde inşa edilmiştir. ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/874 Esas sayılı dosyasında taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davası derdest olduğuna göre, görülmekte olan muhtesatın tespiti davasının açılmasında davacının hukuki yararı mevcuttur. Yargıtay ve Dairemizin istikrar kazanmış uygulamaları da bu yöndedir. Buna göre, Mahkemece, öncelikle, anılan dava dosyası getirtilip dosya arasına konulduktan sonra iddia ve savunma çerçevesinde dinlenen yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanları ve dosya içeriğindeki diğer bütün deliller tartışılıp değerlendirilerek varılacak sonuca göre, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken parsel üzerine kadastrodan sonra inşa edilen ikinci kat hakkında da hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Yukarıdaki gerekçeler nedeniyle davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün açıklanan bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 17.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.