MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... (Kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.11.2010 gün ve 1/177 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde; ... Köyü 165 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 30.000 m2 sinin dedesi ... oğlu ... tarafından 1950 yılında babası ...’e verildiğini, yaklaşık 60 yıldan beri dava konusu taşınmazın babası ve onun ölümü ile mirasçıları tarafından nizasız fasılasız kullanıldığını açıklayarak, sınırları zeminde belli olan ve fiilen tasarruf edilen 30.000 m2 miktarındaki kısmın davalılar murisi adına olan tapu kaydının iptali ile Halim oğlu ... mirasçıları adına veraset belgesine göre tesciline karar verilmesini istemiştir.
Halim oğlu ... ... mirasçıları ..., ..., ..., ... ve ... 16.03.2010 ve 13.04.2010 tarihli celselerde davacının açtığı davaya muvafakat ettiklerini bildirmiştir.
Davacı ... ve dahili davacılar ... ile Fikret ...ci 30.11.2010 tarihli celsede; teknik bilirkişilerce 34041,85 m2 olarak ölçülen nizalı kısımdan 30.000 m2 için dava açtıkları için bilirkişi krokisinin batı kısmından 4000 m2’sinin ifrazı ile 30.000 m2 üzerinden karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının babası, davacı ve kardeşleri adına kadastro çalışmalarında başka yerlerin tespit gördüğünü, dava konusu taşınmazın ... mirasçılarına ait olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, Beşikdüzü ilçesi, ... köyü 165 ada 1 nolu parseldeki 30.000 m2'lik yer bakımından davalılar adına oluşturulan tapunun iptali ile davacı ve dahili davacılar adına veraset belgesindeki payları oranında tapuya tesciline karar verilmesi üzerine, hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bağış, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu 165 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 09.06.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında fındık bahçesi niteliği ile 9 hektar 4.582 m2 yüzölçümlü olarak ölü ... Baş, ölü ... Baş ve ... adına tespit edilerek, dava dışı kişilerce Kadastro Mahkemesi'ne açılan tespite itiraz davasında davadan feragat edilmesi üzerine 09.05.2008 tarihinde hükmen kayıt malikleri adına tapuya tescil edilmiş ve dosya arasında bulunan tapu kaydına göre intikal görmemiştir.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece, takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalılar vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışında yerinde olmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince; davacı taraf 165 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bilirkişilerce çizilen krokiye göre kendi kullanımlarındaki kısmın batı tarafından 4000 m2’sinin ifrazı ile 30.000 m2’sinin adlarına tescilini istedikleri halde Mahkemece, bu yer kroki üzerinde işaretlettirilmeden taşınmazın tamamı üzerinden zeminde fiilen belli olmayacak şekilde 30.000 m2’nin tapusunun iptaline karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda; Mahkemece, HMK'nun 26.maddesi gereğince bu isteğin göz önünde bulundurulması, yeniden yapılacak keşifte davacı taraftan taşınmazın batı kısmından ifrazını talep ettiği bölümün açıklattırılarak, kabulüne karar verilen 30.000 m2’nin teknik bilirkişilerce kroki üzerinde gösterilmesinin sağlanması gerekir.
Öte yandan; HMK’nun 297/2. (HUMK 288/2) maddesine göre; “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” görüldüğü gibi hüküm fıkrasının açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde kurulması gerekir. Somut olayda; dosya arasında bulunan tapu kaydına göre niza konusu taşınmazın bir kısmının halen davalıların miras bırakanları adına kayıtlı olduğu halde; hüküm bölümünde davalılar adına olan tapu kaydının 30.000 m2’sinin iptaline, iki bilirkişi krokisi bulunduğu halde hangi kroki olduğu belirtilmeden ve kimin veraset ilamı olduğu açıklanmadan davacı ve dahili davacıların veraset ilamındaki payları oranında tapuya tesciline karar verilerek, infazda tereddüte yol açacak şekilde hüküm kurulması da isabetsiz olmuştur.
Kabule göre ise; dava dilekçesinde dava değeri 8.000.00 TL gösterilmiştir. 24.05.2010 tarihli keşifte yerel bilirkişi dava konusu taşınmazın bir dönümünün 3000 TL edeceğini belirttiğine göre kabulüne karar verilen taşınmazın tamamının değeri tespit edildikten sonra belirlenen bedel üzerinden noksan harç ikmal edilmediği gibi eksik karar ve ilam harcının hükümle de tamamlanmasına karar verilmemesi de yerinde değildir.
Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 89,10 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 17.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy