....
Davacı-birleşen dosya davacısı ....... ile davalılar-birleşen dosya davalısı ... ve müşterekleri aralarındaki katkı alacağı, ziynet alacağı davasının usulden reddine dair..... Aile Mahkemesi'nden verilen 16.11.2011 gün ve 1023/1282 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı .......evlilik birliği içerisinde 01.01.2002 tarihinden sonra edinilen.......plakalı aracı tamamı ile 1358 ada 17 parsel üzerine inşa edilen binanın yarı payının davalı adına kayıtlı bulunduğunu, edinilmiş mallara katılma rejimi gereğince malların yarı oranındaki payının iptali ile adına tesciline, bunun mümkün bulunmaması halinde ise değerlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini, bankalarda bulunan mevduatların da tespit edilerek kendisine ödenmesini istemiştir. Harca esas değerini 10.000 TL olarak göstermiştir. Davacı ... birleşen davada ise, cinsi, adedi ve niteliğini dilekçesinde açıkladığı ziynetlerinin davalı eşi tarafından zorla elinden alındığını, yaklaşık 42440 TL değerindeki bu ziynetlerinin aynen iadesine, mümkün olmazsa fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak değerlerinin davalıdan tazminine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., davacı eşinin evlilik süresince hiç çalışmadığını, gelirinin de olmadığını, düğün yapmadıkları için ziynetlerin de bulunmadığını, ortak çocuklarının 2003 yılında yakalandığı kanser hastalığı sebebiyle çok masraf yaptıklarını çevreden oldukça yüklü borç aldıklarını gelirlerini bu şekilde harcadıklarını, aracın annesine ait para ile binayı ise babasının ölümü üzerine kalan miras payının satımı sonucu elde edilen parayla yaptığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının yargılama sırasında öldüğü, davacının ölümden haberdar olmasına rağmen davaya mirasçılara karşı devam etmek istediğini bildirmediği, husumetin mirasçılara yöneltilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ... ......... tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 31.12.1980 tarihinde evlenmişler, 27.08.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulle sonuçlanması ve hükmün 23.7.2010 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Başka mal rejimi seçilmediğinden (4722 s. K m.10) eşler arasında evlenme tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM.m.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı 27.8.2007 tarihine kadar ise yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.(TMK.nun 202 ve 225 md).
...........
Dava dilekçesindeki açıklamalar ve malların edinilme tarihlerine göre dava, TMK'nun 202 ve devamı maddeleri gereğince, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan ve TMK'nun 219, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Davalı ...’in yargılama devam ederken 9.10.2011 tarihinde öldüğü, dosya arasında yer alan .......Mahkemesine ait 2011/1764-1613 Esas ve Karar sayılı mirasçılık belgesine göre mirasçıları olarak çocukla..........ve ...’in kaldığı anlaşılmaktadır. 16.11.2011 günlü yargılama oturumunda davacı vekilinin, davalının ölümünü öğrendiklerini bildirmesi üzerine mahkemece, davayı mirasçılarına yönetmek isteyip istemediği sorulmadan başkaca işlem yapılmaksızın davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı vekil ile temsil edilmiştir. Davalının ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 397. maddesi (6098 sayılı TBK.nun 513. maddesi) uyarınca aksi sözleşmeden veya işin mahiyetinden anlaşılmadıkça verdikleri vekalet, gerek vekilin gerek müvekkilin ölümüyle son bulur. Bilindiği üzere; taraf ehliyeti davada taraf olabilme yeteneği olup, dava şartlarındandır. Dava şartları kamu düzeniyle ilgilidir ve mahkemece res'en gözönünde tutulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında bakıldığında dosyada iki istisnanın da bulunmadığı ve vekaletin ölümle son bulduğu anlaşılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesine göre, herkes meşru vasıta ve yollarla mahkemelerde iddia ve savunma hakkına sahiptir. Öyleyse, davalının yargılamanın devamı sırasında öldüğü ve vekilinin vekaletinin son bulduğu anlaşılmakla; davanın devamında hukuki yararı bulunan davacı tarafın davayı davalı yanın mirasçılarına karşı devam etmek isteyip istemediğinin sorulup belirlenmesi gerekir. Bu hususta Mahkemece, davacı yana süre ve imkan tanınması, davaya devam etmek istediği takdirde mirasçıların usulen davaya dahil edilmelerinin sağlanması, taraf teşkilinin sağlandıktan sonra iddia ve savunma çerçevesinde işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Davacının temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasına ilişkin hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.........
Full & Egal Universal Law Academy