MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
... ve müşterekleri ile Hazine ve ...aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.06.2011 gün ve 11/381 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, uyuşmazlık konusu 79 ada 13 parsel sayılı taşınmazın 45 yılı aşkın süredir vekil edenlerinin eklemeli kazandırıcı zilyetliğinde bulunduğunu, nizalı taşınmazın 8/32 oranındaki payının tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan veya yirmi yıl önce ölmüş "..." adına kayıtlı olduğunu, "..." adına kayıtlı tapunun TMK'nun 713/2. maddesi kapsamında tapunun hukuki kıymetini yitirdiğini açıklayarak, nizalı taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunarak, uyuşmazlık konusu taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...'e (ve mirasçılarına) dava dilekçesi ve duruşma günü ilan yoluyla tebliğ edilmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmazın tapu kayıt maliki "Hürmüz" ün TMK'nun 713/2. maddesi kapsamında kim olduğunun anlaşılamadığı ve davacılar yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşulları oluştuğundan, nizalı paya ilişkin tapu kaydının hukuki kıymetini yitirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne; 79 ada 13 parsel sayılı taşınmazda "Hürmüz" adına kayıtlı bulunan paya ilişkin tapu kaydının iptali ile, davacılar adına eşit paylı olarak tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsımından; dava, TMK'nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Ancak, anılan maddede yazılı her üç hukuki neden ayrı davaların konusudur.
Davacılar vekili dava dilekçesinde ve yargılama sırasındaki beyanlarında, davada TMK'nun 713/2. maddesinde düzenlenen “maliki 20 yıl önce ölmüş” olmadığı taktirde “malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması” nedenine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunduğunu açıklamıştır. Az yukarıda açıklanan nedenlerle davada her iki hukuksal sebebe
.//..
2013/1905-2013/5475 birlikte dayanılamaz. Mahkemece, davanın “malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması" nedenine dayanıldığı kabul edilmiş, davacılar vekilince bu nitelendirmeye itiraz edilmemiştir. Bu durumda, temyiz incelenmesi, TMK'nun 713/2. maddesinde düzenlenen “malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması” hukuksal sebebi bakımdan yapılmıştır.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, 1941 yılında yapılan tapulama çalışmalarında dava konusu 79 ada 13 nolu parseldeki nizalı 8/32 pay kayıt maliki "Hürmüz" adına tespit görmüş ve tutanağın 18.08.1941 tarihinde itirazsız olarak kesinleşmesi ile tapu kaydı oluşmuştur. Taşınmazın tapulama tutanağının edinme sebebi sütunundan;tapulama sırasında taşınmaza Mayıs - 323 tarih ve 171 ve 173 sayılı iki tapu kaydının revizyon gördüğü anlaşılmıştır. Noksanın tamamlatılması yoluyla getirtilen tapu kayıtlarının incelenmesinde; Mayıs -1323 tarih ve 169 sıra sayılı tapu kaydı ile taşınmaz "32 sehim itibariyle 4 sehmine zevcesi ...Hanım ve 7'şerden 14 sehmine kızları Rağise ve Fatma ve 14 sehmine oğlu Hacı ...adına kayıtlı iken" aynı tarih 171 ve 173 sayılı tapu kayıtlarına tedavül gördüğü, 173 sayılı tapu kaydında malik sütununda ise " 32 sehim itibariyle 4 sehmine Nalband Hacı ...zevcesi ...Hanım" adına kayıtlı bulunduğu belirlenmiştir.Yine aynı tarih 171 ve 173 sayılı tapu kayıtlarına tedavül gürdüğü anlaşılan Mayıs-1323 tarih 170 sayılı tapu kaydı dosya arasında bulunmamaktadır. Bu halde dahi, dosyadaki bilgi ve belgelere, taşınmaza revizyon gören tapu kaydındaki ve taşınmazın tapulama tutanağındaki açıklamalara göre, nizalı taşınmazın tapu kayıt maliki olan "Hürmüz"ün kim oldukları anlaşılabilmektedir. Malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması hali; taşınmazın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (HGK'nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 E, 194 K sayılı ilamı). Kütükteki bilgi ve belgelerden gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde ve malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış ya da hayali ismin yazılmış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılmalıdır. Diğer yönden, kayıt malikinin veya mirasçılarının ve bunların adreslerinin bilinmemesi, tanınmamaları, kendilerine tebligat yapılamamış olması, o kişinin bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez.
Yukarıda açıklanan nedenle Mahkemece nizalı kayıt malikinin bilinen kişi olduğu dikkate alınarak bu sebep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olmasında isabet bulunmamaktadır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4. HMK. m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy