MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 20/06/2013
NUMARASI : 2012/606-2013/580
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkili şirketin, BMW, MINI ve LAND ROVER gibi marka motorlu araçların satış ve servis hizmetlerini vermekte olduğunu bu bağlamda ilgili icra dosyasının borçlusu olan H.. A..’a ait olan araç ile ilgili olarak servis hizmeti verdiğini, ancak gerçekleştirilen servis hizmet bedeli olan yaklaşık 13.000 Euro’luk tutarın müvekkil şirkete ödenmediğini, bu aşamada müvekkil şirkete ait serviste iken servis bedeli ödenmesi beklenen aracın 23.07.2012 tarihinde uygulanan haciz işlemi neticesinde haczedildiğini, müvvekili şirketin araç için verdiği servis hizmetinin bedelinin bugüne kadar ödenmemesi nedeniyle ayni hak niteliğindeki hapis hakkını kullanmakta olduğunu, ayni hak niteliğindeki hapis hakkının varlığına rağmen haciz işlemi uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, diğer taraftan, icra memuru tarafından gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında İİK.m.99 uyarınca da herhangi bir işlem ve süreç takip edilmediğini ve bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı davranıldığını, bu itibarla söz konusu haciz işleminin kaldırılması yönünde İcra Müdürlüğüne yöneltilen taleplerinin, usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini iddia ederek davanın kabulü ile 23.07.2012 tarihinde araç üzerinde gerçekleştirilen haciz işleminin kaldırılmasına yönelik talebin reddine dair İcra Müdürlüğü işleminin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu araç üzerine konulan haczin tarihinin eski olduğunu, ancak fiili hacizin 23/07/2012 tarihinde gerçekleştirildiğini, söz konusu araca servis hakkı verdiğini iddia eden davacı şirketin bu hususa ilişkin hiçbir belge, fatura veya başka bir delil sunamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; şikayete konu haciz işleminin 23/07/2012 tarihinde gerçekleştirildiği, haciz sırasında istihkak iddiasında bulunan davacı şirket vekilinin bizzat bulunduğu, istihkak davasının 7 günlük süre geçtikten sonra 31/07/2012 tarihinde açıldığı ve süresinde olmadığı gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı üçüncü kişi Şirket yetkilisi 23.07.2012 tarihinde haciz yerindeki beyanı ve 24.07.2012 tarihli İcra Müdürlüğü'ne sunduğu yazılı beyanı ile süresi içinde istihkak iddiasında bulunmuştur. İcra dosyasına süresinde bildirilen istihkak iddiası ile yasada öngörülen hak düşürücü dava açma süresi kesilmiştir. İstihkak iddiası üzerine İcra Müdürlüğü tarafından İİK'nun 97/1 maddesindeki prosedürün işletilmesi gerekir. İİK'nun 97/6 maddesi gereği prosedürün işletilmemesi halinde, dava açma süresi henüz başlamayacağından 3.kişi, hacizli mal satılarak bedeli alacaklıya ödeninceye kadar istihkak davasını açabilir. Prosedürün işletilmesi halinde ise İcra Mahkemesi'nce takibin devamı ya da durdurulmasına yönelik verilecek kararın 3. Kişiye tefhimi veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde davanın açılması gerekir.
Somut olayda, dava konusu haciz 23.07.2012 tarihinde yapılmıştır. Haciz sırasında hazır bulunan B... Otomotiv AŞ vekili servis ücretinden kaynaklanan alacakları olduğundan bahisle hapis haklarının bulunduğu gerekçesine dayalı olarak istihkak iddiasında bulunmuş, İcra Müdürlüğüne sunulan 24.07.2012 tarihli yazılı beyanlarıyla da ileri sürdükleri istihkak iddiası ve yasal hapis hakları sebebiyle haczin kaldırılmasını istemiştir. Bu talep, aynı tarihli, dilekçe üzerine düşülen şerh ile; "üçüncü şahsın hapis hakkı iddiasının Müdürlükçe hallinin mümkün olmadığı,yeni bir dosya ile bu iddiayı yapabileceğinden talebin reddine, istihkak iddiasının alacaklı ve borçluya tebliğ ile itirazları varsa 3 gün içinde beyanda bulunmalarının ihtar edilmesine İİK 'nun 97. maddesi gereğince karar verildi." biçiminde karar ihdas edilmiştir. Takip dosyası içinde bulunan İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesi'ne hitaben yazılan 18.06.2013 tarihli yazıya göre de, dosyaya tebliğ masrafları yatırılmadığından İcra Müdürlüğü'nce verilen karar gereğinin yerine getirilmediği bildirilmiştir. Bu durumda yukarıda anılan prosedür işletilmediğinden, Mahkemece 31.07.2012 tarihinde açılan davanın süresinde olduğunun kabulü ile işin esasına girilerek ve varsa noksan harç tamamlattırılarak ve tarafların tüm delilleri toplanarak, çekişmenin istihkak davası prosedürüne göre çözümlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366. ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy