MAHKEMESİ : İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/03/2013
NUMARASI : 2010/2486-2013/118
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı şirket yetkilisi, 34...... plakalı aracın 14.12.2009 tarihinde Noter satışı ile satın alındığını, internetten araç kaydının incelenmesi sırasında aracı satın aldığı kişinin borcundan dolayı araçta haciz ve yakalama olduğunu öğrendiğini, ancak haczin aracı satın aldıktan sonra konulduğunu, Noter satışı hacizden önce olduğundan 2918 sayılı Trafik Yasası uyarınca aracın mülkiyetinin kendisine ait olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile araç üzerindeki haczin ve yakalamanın kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ile borçlunun birlikte hareket ederek mal kaçırma gayreti içinde olduğunu, danışıklı olarak alacaklılardan mal kaçırma kastı ile yapılan satışın geçerli olmadığını savunarak davanın esastan reddine, kötü niyetli davacının %40 tazminata mahkumiyetine, karar verilmesini istemiştir.
Davalı borçlu E.. E.. beyanında, hacizlerden kurtulmak için 34 ..... plakalı aracı davacı şirkete sattığını satış parası ile borcunu ödeyecek iken, araç üzerine haciz konulduğu için devri gerçekleştiremediğini, aracın trafikte halen kendisi adına kayıtlı olduğunu, ancak noter satışının hacizden önce olduğunu belirterek, davacının istihkak iddiasına bir diyeceğinin olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin aracı satın aldığı gün satışı sicile kaydettirmemesinin somut olayda borçlu ile birlikte danışıklı hareket etmediğine karine olduğu, davacının kötü niyeti kanıtlanamadığından aracın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davaya konu 34...... plakalı araç üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nun 96. vd maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere Mahkemece, davacı şirketin aracı satın aldığı gün satışı sicile kaydettirmemesinin somut olayda borçlu ile birlikte danışıklı hareket etmediğine karine olduğu, davacının kötü niyeti kanıtlanamadığı gerekçesiyle kabul kararı verilmişse de, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davalı alacalı vekili cevap dilekçesinde ve sair beyanlarında, davalı borçlu Erol ile davadışı takip borçlularından O.. U..'un P.. Gemi Sanayi ünvanlı şirketin ortakları olduğunu, bu gerçek kişilerin davacı şirket ile de ticari ilişkilerinin bulunduğunu, borçlu Erol'un ekonomik sıkıntıya düşmesi sonucu Erol ile Onur'un ortak hareket ederek davacı şirket üzerinden ticari faaliyetlerine devam ettiklerini, davalı Erol'un üzerine kayıtlı aracı davacıya satmış gibi göstererek alacaklılardan mal kaçırdığını, davadışı takip borçlusu Onur'un 2006 yılından 2009 yılına kadar Erol'un yanında çalıştığını, 2009 yılından itibaren de davacı şirkette çalışmaya başladığını, davalı Borçlu Erol'un da 2010 tarihinde davacı şirkete sigorta girişinin bulunduğunu, araç satışının 14.12.2009 tarihinde Erol'un sigorta girişinin de 02.01.2010 tarihinde yapıldığını, 15 gün arayla yapılan bu iki işlemin muvazaaya delil olduğunu, borçlunun akrabası S.. E..'nun da davacı şirkette 2010 yılında işe başladığını savunmuştur. Bu savunmalara rağmen davalı Erol ile davadışı diğer takip borçlusu Onur'un SGK kayıtlarının dosyaya celbedilip incelenmediği görülmüştür.
Öte yandan, O.. U..'un talimat mahkemesince tanık olarak dinlendiği ve beyanında davalı Erol'un davacı şirketin gayri resmi ortağı olduğunu, dava konusu aracın Erol'a ait olduğunu, ancak aracı şirkete satmış gibi gösterdiğini, ancak aracı kullanmaya devam ettiğini, satışın gerçek bir satış olmadığını beyan ettiği görülmüş ancak Mahkemece tanığın bu beyanları ve 6 nolu celsede dinlenen diğer tanıkların beyanları kararda tartışılmamıştır.
Ayrıca; davacının delil olarak sunduğu, delil listesinin 9. sırasında bulunan ve davalı alacaklının da davacı şirketin muvazaalı seri işlemlerinden biri olduğunu iddia ettiği 34....... plakalı aracın malik değişimlerini gösterir belgelerin de dosya içerisine alınmadığı anlaşılmıştır. Bu tespitler ışığında;
Mahkemece, dava konusu araç ile tarafların delil olarak dayandığı 34...... plakalı araçların ilk tescil tarihinden itibaren kimler arasında el değiştirdiğinin belirlenmesi, davalı borçlu E.. E.. ile dava dışı O... U..'un SGK kayıtlarının ilgili yerlerden celbi ile anılan bu kişilerin davacı şirket ile varsa bağlantılarının tespit edilmesi ve davacı şirketin ilk kuruluşundan itibaren tüm ortak ve yetkililerini gösteren ticaret sicil kayıt örneklerini getirterek bu bilgilerden hareketle, özellikle tanık O... U...'un 26.07.2012 tarihli beyanında belirttiği şekilde Erol'un davacı şirketin gizli ortağı olduğuna yönelik beyanının doğruluğunun araştırılması ve neticede toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek dava konusu araç satışının davacı ile davalı borçlu arasında alacaklılardan mal kaçırmak kastıyla muvazaalı yapılıp yapılmadığı hususunun saptanması gerekmektedir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy