.....
.... aralarındaki alacak davasında Mahkemenin görevsizliğine dair .... 15. Aile Mahkemesi'nden verilen 11.10.2012 gün ve 407/65 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı alacaklı üçüncü kişi vekili dava dilekçesinde borçlu..... hakkında.... Müdürlüğü'nün 2001/6350, 2011/7956, 2011/9326, 2011/10040 ve 2011/10674 Esas sayılı dosyaları ile icra takibi yaptığını, takiplerin kesinleştiğini, borçlu.... davalı eşi .......03.05.2012 tarihinde..... 2012/97 Esas ve 2012/272 Karar sayılı kararıyla anlaşmalı olarak boşandıklarını, evlilikleri sırasında davalı ... adına.....bir daire satın alındığını,......arasında yapılan anlaşmalı boşanma protokolü incelendiğinde, tarafların birbirlerinden herhangi bir hak ve alacaklar istemediklerini belirttiklerini, bu anlaşmanın muvazaalı olduğunu, borçlu eşin alacaklılarının zararına olarak protokolün düzenlendiğini, kanunen geçersiz kabul edilmesi gerektiğini, bugüne kadar borçlu.......... boşandığı eşi ..... karşı katılma alacağından kaynaklanan herhangi bir dava açmadığını, istekte de bulunmadığını, ......adına 1003 ada 63 nolu parselde 2 nolu meskeni bulunduğunu açıklayarak davalı ile borçlunun mal ortaklığının tasfiyesiyle borçlu ...... tasfiye sonucunda belirlenecek katılma alacağının tespiti ve davalı ...’dan tahsili konusunda karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, taraflara duruşma günü tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan ve ön inceleme yapılmadan tensiple; “davacının dava dilekçesinde belirttiği dava (talep) konusunun borçlu üçüncü kişi..........alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla anlaşmalı olarak boşanmasıyla, mal varlığını eşine bıraktığını, katılma alacağı konusunda dava açmadığını, yapılan işlemin muvazaalı olduğunu açıkladığına göre Aile Mahkemesi'nin görevli olmadığını, gerekçe göstermek suretiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine” karar verilmesi üzerine hüküm davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
......
Davacı alacaklı üçüncü kişi vekili,.........sayılı dosyası üzerinde İİK’nun 120/2. maddesi gereğince aldığı yetki üzerine söz konusu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Davacının davalı borçlu...... alacağı bulunduğunu,.... eşinden boşandığını ancak, eşine karşı katılma alacağı konusunda herhangi bir dava veya istekte bulunmadığını, eşi adına evlilik birliği içerisinde edinilmiş taşınmaz bulunduğunu, muvazaalı olarak boşanmaya ilişkin anlaşma protokolünde; mal rejiminin tasfiyesine değinmediklerini, bu konuda bir açıklamaya yer vermediklerini ve borçlu ..... tarafından eşine karşı dava açmadığını açıklayarak katılma alacağı isteğinde bulunmuştur.
Davalı ... adına bulunduğu iddia edilen 1003 ada 63 sayılı parseldeki 2 nolu bağımsız bölümün tapu kaydı dosya arasında olmadığından mal rejiminin türü bakımından bir nitelendirme yapma olanağı bulunmamıştır. Ancak, davacı vekili katılma alacağı isteğinde bulunmuştur. İİK’nun 120/2. maddesi uyarınca borçlunun yerine geçmek üzere istekte bulunulduğu konusunda bir duraksama bulunmamaktadır. Bu durumda görevli mahkeme aile mahkemesidir.
Görev, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un, 5133 sayılı Kanun'la Değişik 4. maddesine göre, 4721 sayılı TMK'nun 2. kitabından 3. kısım hariç olmak üzere (TKM. m. 118-395) maddelerinden kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemeleri kurulan yerlerde bu mahkemelerce bakılacağı, 4787 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca da, Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde bu Kanun kapsamına giren dava ve işlerin Asliye Hukuk Mahkemelerinde bakılacağı hükme bağlanmıştır. Şu halde, Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ...... belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekir. (HGK. 16.11.2005 tarih ve 2005/2-673 Esas, 2005/617 sayılı Kararı) yapılan bu açıklama karşısında davaya “Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakılması gerekirken, bu husus göz ardı edilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddine, dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Şu halde, öncelikle 6100 sayılı HMK'nun ön incelemeye ilişkin hükümleri ile diğer hükümleri göz önünde bulundurularak gerekli işlemin yapılması oluşacak sonuca göre istek hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken dava dilekçesinin görev yönünden reddi doğru bulunmamıştır.
Davacı alacaklı (üçüncü şahıs) vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 07.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
..........