MAHKEMESİ: Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 23/07/2013
NUMARASI: 2013/121-2013/589
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalılardan Ş.. Y.. ve A.. Y..' ın karı koca olduğunu ve müvekkili Bankadan kredi kullandıklarını, çektikleri kredi taksitlerinin ödenmesi için virman verdiklerini, bu sürede maaşlarını başka bir bankaya taşımalarının mümkün olmadığını ancak bir süre sonra maaşların gelmediğinin anlaşıldığını, Kayseri 6. İcra Müdürlüğü'nün 2012/9911 Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, SGK ya yazı yazılarak borçluların maaşlarının neden gelmediğinin sorulduğunu, gelen yazı cevabında ise maaşlarının icra kesintisi ile kesildiği ve bakiye 55.23 TL kaldığının bildirildiğini bu miktarın borcun kapanması için mümkün olmadığını, davalıların diğer davalı Ş.. B..'a senet verdiklerini ve maaşlarının tamamına haciz konulmasına muvafakat ettiklerini, oysa davalıların 29.07.2010 tarihli sözleşme ile emekli maaşlarını rehin olarak bankaya verdiklerini, Ş.. B..'ın diğer davalılar hakkında Kayseri 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/3153 Esas sayılı dosyası ile muvazaalı bir şekilde takip yaptığını, alacak üzerindeki rehinin mutlak etkiye sahip olduğunu, rehin konusu alacağın el değiştirmesi halinde rehin hakkının yeni alacaklıya karşı da ileri sürülebileceğini, davacı Bankanın alacak rehininin ayni bir hak olup hacizden önce geldiğini, davalıların Ş.. B..'a vermiş oldukları muvafakatın müvekkili Bankanın rehin alacağı hakkını engellemeye yönelik muvazaalı bir işlem olduğunu iddia ederek icra takibinin ve haczin müvekkili Bankanın rehin alacağı ve diğer hakları yönünden ertelenmesi ve bu yöndeki haciz işlemlerinin iptali ile tahsil edilen paranın iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan A.. Y.. ve Ş.. Y.. beyanlarında, davacının davasının haksız ve yersiz olduğunu, zira davacının elindeki virman yetkisine dayanarak hesaptaki tüm paraya el koymakta olduğunu, ancak İİK 83/2. ve 83/a maddesi gereğince maaşının 1/4 ünün haczedilebileceğini, sözleşmenin tarafı olan bankanın sözleşme kurallarını belirleyen güçlü taraf olması nedeni ile borç yada hakkın ortaya çıkması yada muaccel olmasından
önceki her türlü feragatin geçerli olamayacağını zira bankaca imzalatılan sözleşmenin hazır ve standart olduğunun açık olduğunu, ayrıca tüketici ile müzakere edildiğine ilişkin de bir bilgi olmadığını, buna rağmen bankaca kötü niyetli olarak haksız bloke uygulamasının yersiz olduğunu, davacının kendilerini zarara uğratma kastında olduğunu, davacının tek taraflı olarak hazırladığı kendisinin etki edemediği bir sözleşme çerçevesinde bankanın virman yaptığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Ş.. B.. vekili, diğer davalıların davacı Bankadan kredi kullanıp kullanmadıklarını bilmediğini zira bilebilecek durumda olmadığını, diğer davalıların müvekkiline olan borçları nedeni ile müvekkili tarafından Kayseri 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/3153 Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını ve borçluların maaşlarına haciz konulmasına muvafakat verdiğini, müvekkilinin diğer davalılar ile davacı arasında olan kredi işlemlerine yönelik durumları bilmediğini ve bir ilgisinin olmadığını, müvekkilinin sadece alacağını tahsil amacında olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davacı banka tarafından davalı borçlular Şükran ve A.. Y..'a bireysel kredi sözleşmesi gereğince 42.000,00 TL kredi kullandırıldığı, kredi sözleşmesinin 29.07.2010 tarihinde yapıldığı, davalı borçluların kredi sözleşmesi ile birlikte maaşlarından kredinin aylık tutarının çekilmesine muvafakat ettikleri, muvafakatın kredi tarihi ile aynı tarih olduğu, İİK'nun 83/a maddesine göre takip kesinleştikten ve haciz işlemi gerçekleştikten sonra emekli maaşının haczine ilişkin muvafakatın geçerli kabul edileceği, davacı bankanın 6. İcra Müdürlüğü'ndeki takibinin de Kayseri 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/3153 Esas sayılı dosyasındaki takipten sonra olduğu, bu nedenle davacının davasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere Mahkemece, muvafakatın kredi tarihi ile aynı tarih olduğu, İİK. nun 83/a maddesine göre takip kesinleştikten ve haciz işlemi gerçekleştikten sonra emekli maaşının haczine ilişkin muvafakatın geçerli kabul edileceği gerekçesiyle ret kararı verilmişse de, Mahkemece İİK'nun 83/a maddesine göre yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Zira yapılan tüm değerlendirme, davalılarca davacı Banka lehine yapılan muvafakate hasredilmiş, taraflarca imzalanan bireysel kredi sözleşmesine ek rehin sözleşmesi ve taahhütname ile virman-takas-mahsup talimatı belgesi dikkate alınmamıştır. Anılan belgenin içeriğinin incelenmesinden, davalıların banka hesabına yatan/yatacak her türlü maaş,ücret vs her türlü paraları ve Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan olan alacaklarını davacı bankaya rehnettiklerini kabul ve beyan ettikleri görülmektedir. Her ne kadar davalılarca bankaca imzalatılan sözleşmenin hazır ve standart olduğunun açık olduğu, ayrıca tüketici ile müzakere edildiğine ilişkin de bir bilgi olmadığı, davacının tek taraflı olarak hazırladığı, kendilerinin etki edemediği bir sözleşme çerçevesinde işlem yapıldığını iddia etmişlerse de, rehin sözleşmesi ve taahhütname ile virman-takas-mahsup talimatı belgesinin genel mahkemelerce verilen karar ile de iptal edilmediği,halen geçerli olduğu, belge altındaki imzanın da inkar edilmediği anlaşılmaktadır. Bu sebeple,
Mahkemece, davanın rehne dayalı istihkak davası olarak görülüp, yukarıda anılan ve davalılarca bankaya verilen talimat belgesi de dikkate alınıp rehne ilişkin değerlendirmeler yapılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddi kararı doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 03.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.