.....
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Şikayetçi idare vekili tarafından ....... 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 03.10.2012 tarih 2012/735-732 Esas-Karar sayılı ilamına dayanılarak düzenlenen takip talebi, ...'ne ibraz edilerek, borçluların tahliyesi istenmiş, ...'nce 29.07.2013 tarih 2013/1571 Muhabere nosu ile dayanak ilamın kesinleşmediği, makul süre içinde Kamulaştırma Kanunu’na göre taşınmaz bedelinin tespit ve tescili davası açılmadığı ve İİK’nun 58. maddesine göre Banka bilgilerine yer verilmediği gerekçeleriyle takip talebinin reddine karar verilmiştir. Şikayetçi İdare vekili İcra Mahkemesi'ne başvurarak, anılan müdürlük işleminin iptaline karar verilmesini istemiş, Mahkemece istemin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm, şikayetçi İdare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Takibe dayanak yapılmak istenen.....Mahkemesi’nin 03.10.2012 tarih 2012/735-732 Esas-Karar sayılı kararın incelenmesinde; davacısının ....... davalılarının ....... davanın 2942 sayılı Kanunu'nun 27.maddesi uyarınca açılan "acele kamulaştırma davası" olduğu, Mahkemece, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaza el konulmasına ilişkin kesin olmak üzere karar verildiği anlaşılmaktadır.
Kamulaştırma Kanunu'nun 20.maddesi uyarınca, taşınmaz malın boşaltılmasının istenebilmesi için kamulaştırmayı yapan idarenin, bu kanun uyarınca kamulaştırılan yeri öncelikle adına tescil ettirmesinin gerekliliği, kamulaştırma ilamlarına ilişkindir. Bu konuda yasal bir düzenleme bulunmamakta ise de; anılan Kanunun 27. maddesine dayalı acele el koyma kararlarının mahiyeti ve amacı gereği, 20. maddedeki tescil şartı aranmaz. Öte yandan takibe başlanılması için ilamın ilgililerine tebliğ edilmesi de yasal zorunluluk değildir. Bu bağlamda, mahkeme kararı, tescile ve tebliğe gerek kalmadan uygulanmalıdır. Yargıtay’ın ilgili dairelerinde de bu konuda görüş birliği vardır. Kaldı ki, İcra Müdürlüğü'nün takip için ibraz edilen ilamın kesinleşip kesinleşmediğini denetleme görevi ve yetkisi de yoktur.
O halde, Mahkemece, şikayetin kabulü ile 29.07.2013 tarihli müdürlük işleminin iptaline karar vermek gerekirken, yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
.//..
2013/19490-17122 -2-
SONUÇ: Şikayetçi İdare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme hükmünün yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 19.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.
.....
Full & Egal Universal Law Academy