MAHKEMESİ : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/07/2013
NUMARASI : 2012/108-2013/364
Ç.. B.. ve müşterekeleri ile S.. B.. aralarındaki mirasın hükmen reddi davasının reddine dair Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.07.2013 gün ve 108/364 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, muris O.. B..'nın 17.08.2010 tarihinde vefat ettiğini, ölümünden çok sonra 22.11.2011 tarihinde davalı tarafından murisleri hakkında Uzunköprü Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 2011/500 esas sayılı dosyasında rücuan alacak davası açıldığını, davalının ölü olduğunun anlaşılması ile davacıların davaya dahil edildiğini, dahili dava dilekçesinin kendilerine tebliği ile borçtan haberdar olduklarını, muris adına Uzunköprü İlçesinde bulunan taşınmazlardan başka mal varlığı olmadığını, muris adına ruhsatlı maden sahasının işletim hakkının sağlığında sona erdiğini, murisin ölüm günü itibariyle dava konusu borcun varlığından haberdar olsalardı zaten yasal süre içinde mirası reddedeceklerini, muris hakkındaki davanın daha sonra açılması nedeniyle kendilerininde öğrenmelerinden itibaren makul sürede işbu davayı açtıklarını, murisin mirasını hükmen reddedildiğine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili, murisin ölüm tarihi itibariyle adına kayıtlı taşınmaz ve maden saha ruhsatı bulunduğunu, murisin ölümünden sonra açılan davada henüz bir karar verilmediğini, ölüm tarihi itibariyle mirasın reddi koşullarının oluşmadığından davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mirasın hükmen reddinin kabulü için, murisin ölüm tarihinde terekesinin borca batık olması gerektiğini, davacıların hükmen ret için sebep olarak gösterdikleri alacak dosyasında dava tarihinde karar verilmediğini, henüz muaccel bir alacaktan söz edilemeyeceğini, Vergi Müdürlüğü'nün, murisin ölüm tarihi itibariyle herhangi bir borcu bulunmadığını bildirdiğini, muris adına kayıtlı olduğu belirtilen maden ruhsatının iptal edildiğini, ilgili ceza dosyasındaki gerekçeye göre söz konusu işletmenin kaza tarihinden önce haksız fiil nedeniyle yargılanan Osman Akdeniz'e devredildiğini, TMK.'nun 605-618. maddeleri arasında düzenlenen, ölüm tarihinde terekenin borca batık olma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2.maddesi gereği açılan muris O.. B..'nın terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın reddinin tescili isteğine ilişkindir.
Mirasın hükmen reddine ilişkin davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Kural olarak icra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde; terekenin borca batık olup olmadığı, miras bırakanın malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, Tapu Müdürlüğü vb. kurum ve kuruluşlar ile zabıta marifetiyle araştırılması gerekmektedir.
Murisin ölümü ile tereke bütün aktif ve pasifi ile mirasçılara geçer. Mirasbırakanın haksız eyleminden doğan tazminat sorumluluğuna ilişkin borçlar da terekenin pasifi içerisinde olup; terekeye dahildir. Terekeyi sahiplenmiş olan veya sahiplenme anlamına gelen işleri yapan mirasçıların, terekenin borca batık olduğunu ileri sürmeleri TMK.'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırıdır. Hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından, miras bırakanın 01.07.2010 tarihinde öldüğü anlaşılmıştır. Mahkemece, miras bırakanın ölüm, yani mirasın açıldığı tarih itibarıyla borç miktarı ve mal varlığı değerleri (aktif ve pasifi) tespit edilmemiştir. Bu anlamda, miras bırakanın borcundan dolayı yapılan icra takiplerine ilişkin dosya bulunup bulunmadığı, bankalarda mevduat hak ve alacağı olup olmadığı, mirasçılar tarafından veraset ve intikal beyannamesi verilip verilmediği, miras bırakan adına kayıtlı araç ya da taşınmaz kaydı bulunup bulunmadığı gibi hususlar ilgili yerlerden sorulmamış, terekenin aktifi ve pasifi yeterince araştırılmamış, davacının mirası kabul anlamına gelen davranışının bulunup bulunmadığı sorgulanmamıştır. Bu haliyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece yapılacak iş; miras bırakanın ölüm tarihi itibarıyla borç miktarını tespit etmek, aynı tarih itibarıyla taşınır ve taşınmaz mal varlığını, varsa hak ve alacaklarını, tarafların bu hususta gösterecekleri delilleri toplamak suretiyle saptamak, miras bırakanın borcundan dolayı mirasçılar aleyhinde yürütülen takiplere ilişkin varsa icra dosyalarını getirtmek, davacıların mirası kabul anlamına gelen davranışları bulunup bulunmadığını tespit etmek, mirasın hükmen reddine engel teşkil eden Türk Medeni Kanunu'nun 610/2.maddesinde sözü edilen tereke mallarını kendilerine mal edinme durumunun gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemek ve ayrıca Uzunköprü 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/500 esas sayılı rücuan tazminat davası sonucu beklenerek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece, tüm bu hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
Davacılar vekillerinin tüm temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy