MAHKEMESİ : İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/01/2013
NUMARASI : 2010/3212-2013/40
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin Yeni Mahalle T.. Cad. No:.. Ordu adresinde ticari faaliyet gösteren, A.. K.. Hazır Giyim Manifatura adlı işyerinin sahibi olduğunu, diğer davalı ve borçlu A.. K..'nın ise Yeni Mahalle T.. Cad. No:..'da faaliyet göstermekte olan Gülüm Tuhafiye adlı işyerinin sahibi olduğunu, davalı A.. K.. hakkında başlatılan takipte, ödeme emrinin Yeni Mahalle . Cad. No:..adresine tebliğ edildiğini ve takibin kesinleştiğini, davalı A.. K..'nın müvekkiline ait işyerinde sigortalı işçi olarak çalıştığı sırada, 3. kişi A.. K..'nın işyerinde 06.09.2010 tarihinde alacaklı tarafından menkul haczi yapıldığını, müvekkilinin bu tarihten sonra davalı A..'nin iş akdine son verdiğini, müvekkilinin işyeri ve ünvanının farklı olduğunu, haczedilen mahcuzların müvekkili üzerine kayıtlı faturaları olan mallar olduğunu, borçluyu iyi niyetli olarak işe alarak istihdam eden müvekkili hakkında haciz tatbik edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek istihkak iddialarının kabulü ile mahcuzların müvekkiline aidiyetinin tespitine ve haczin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davalı borçlu A.. K..'nın, işyerinde bulunan menkul malları davacının işyerine taşıdığını, fiili olarak işyerinin sahibi olduğunu, davalı borçlunun haciz mahallinde hazır bulunduğunu, davalının davacı 3. kişinin sigortalı işçisi olduğu iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu, usulune uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi vermediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste gerçekleşmediği, borçlu A.. K..'nın 01.04.1987 tarihinde başladığı tuhafiye ürünleri işini 09.09.2009 tarihinde terk ettiği, bu bağlamda ticari işletme devri ve muvazalı bir durumun bulunmadığı, mülkiyet karinesinin davacı 3.kişi lehine olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davaya konu mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dünya kapsamından özellikle takip dosyası içeriğinin incelenmesinden; borçlu A.. K.. aleyhine başlatılan 18.06.2010 tarihli takipte takip adresi olarak Yeni Mahallesi .. Cad. No:.. Ordu olarak gösterildiği ve ödeme emrinin anılan adreste borçlunun işçisi olduğunu beyan eden İbrahim'e 25.06.2010 tarihinde tebliğ edildiği, haczin ise aynı caddede bulunan No:..'de borçlu A.. K..'nın huzurunda yapıldığı görülmektedir. Öte yandan; dosyada bulunan Vergi Dairesi'nden gelen müzekkere cevaplarına göre davalı borçlu A.. K..'nın 1987 yılından 09.09.2009 tarihine kadar tuhafiye işiyle uğraştığı, davacı 3. kişi A.. K..'nın ise hazır giyim işine 14.09.2009'de başladığı, bu doğrultuda, benzer nitelikteki işi davalı borçlu 09.09.2009 tarihinde yapmayı bırakırken davacı 3. kişi ise sadece 5 gün sonra yapmaya başladığı tespit edilmiştir. Ayrıca, hacze konu olan mallar ile davacı 3. kişinin dayandığı faturada yazılı malların nitelikleri itibariyle aynı mallar olduğu görülmüştür. Tüm bu bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, haczin borçlunun haciz mahallinde bulunduğu sırada yapılmış olması, tarafların iştigal konularının benzer olması, tarafların işi terk ediş ve işe başlama tarihlerinin çok yakın olması, hacze konu mallar ile davacı 3. kişinin dayandığı faturada yazılı malların nitelikleri itibariyle aynı mallar olması hususları birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü gerekir. Kaldı ki; tanıklardan İbrahim Karaca beyanında, borçlu A.. K.. iflas ettiğinde dükkanı davacı A.. K..'nın satın aldığını açıklamıştır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179. maddesine göre malları devir alan 3. kişi, devir aldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacaktır. Temyize konu davada da devralan konumundaki davacının işletmenin borçlarından sorumlu olduğu sonucuna varılmalıdır.
Tüm bu sebeplerle; davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 222,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy