MAHKEMESİ : Kangal Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/09/2013
NUMARASI : 2012/260-2013/248
O.. G.. tarafından mirasçılık belgesi istemi davasının reddine dair Kangal Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 12.09.2013 gün ve 260/248 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Talep eden, mirasbırakanı A.. G..'nın ölümü ile geriye çocukları ile torunlarını mirasçı olarak bıraktığını açıklayarak mirasçılık belgesi verilmesini istemiştir.
Mahkemece kesin süre gereklerinin yerine getirilmediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde talep eden M.. T.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Nüfus kütüğünde kayıtlı bir kişinin ölüm kaydı kütüklere işlenmedikçe veya Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile kişinin ölmüş olduğu belirlenmiş olmadıkça mirasçılık belgesi vermekle görevli Sulh Hukuk Mahkemesi'nce kişinin sağ olduğunun kabul edilmesi gerekir. Nüfus Müdürlükleri'nce ölüm araştırması yapılması ve buna ilişkin açıklama yazılarak kütükteki kaydın kapatılmış olması bu olguyu değiştirmez.
Somut olaya gelince, mirasbırakan A..G..'nın 1976 yılında dul olarak ölümü ile geriye çocuklarını ve torunlarını mirasçı olarak bıraktığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar, çocuklarından 1925 doğumlu Z.. G.. hakkında Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 33 ve Yönetmeli'ğin 69. maddelerine göre ölüm araştırması yapıldığından kaydının kapatıldığı anlaşılmakta ise de; bu olgunun mirasçılık belgesi verilmesine engel olmayacağı, yapılan ölüm araştırması sonuçlanıp ölüm kayıtları düşünülünceye kadar haklarında ölüm araştırması yapılanların sağ olarak kabul edilmesi ve buna göre davanın esası yönünden bir karar verilmesi gerektiği, ölüm kayıtları işlendikten sonra bu kişiler yönünden ayrıca dava açılabileceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözetilerek haklarında ölüm araştırması yapılanın ölüm kaydı işleninceye kadar sağ olduğu kabul edilerek mirasçılık belgesi verilmesi gerekirken yasal düzenlemenin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Yerel Mahkemenin sözü edilen kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMAS1NA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/III-2. bendi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 24.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy