MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Takas mahsup talebi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlu ... aleyhine alacaklı ... tarafından ilamlı icra takibi başlatılmış, borçlu bu dosyadaki borcunun, kendisinin temlik alacaklısı olduğu takip dosyasındaki alacağından takas mahsubunu talep etmiştir. Mahkemece talebin reddine karar verilmiş , temyiz üzerine karar takas mahsuba engel bir durum olmadığı ve talebin kabulü gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bozmaya uyan Mahkeme bu kez de, davacının borçlu olduğu icra takip dosyasının infazen ortadan kalkması nedeniyle, talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
23.12.1976 tarih ve 7/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, her davanın (takibin), dava tarihindeki (takip tarihindeki) koşullara göre çözümleneceği ifade edilmiştir. İcra mahkemesinde takas mahsup talebinde bulunulmasından sonra dosya borcunun icra tehdidi altında ödenmiş olması talebin esasının incelenmesine engel değildir.
Dosya kapsamından, takas mahsup talebinin 20.01.2010 tarihinde yapıldığı, talepte bulunanın borçlu olduğu, takip dosyasındaki ödemenin ise 01.03.2010'da yapıldığı görülmektedir.
Yine Mahkemenin uyduğu bozma ilamında, takas talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde, bozma ilamına aykırı karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Bir mahkeme Yargıtay Dairesi'nce verilen bozma kararına uyduktan sonra kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapma, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Mahkemece yukarıda açıklanan nedenlerle takas mahsup talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm oluşturulması isabetsiz olduğundan kararın yeniden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İ.İ.K. Nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 06.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy