MAHKEMESİ: Bayındır İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 14/08/2013
NUMARASI: 2013/46-2013/73
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili meskeniyet şikayetinde bulunarak müvekkilinin ev hissesi üzerindeki haczin kaldırılmasını istemiş, mahkemece, borçlunun şikayete konu meskende oturmadığı, söz konusu evin sadece davacıya ait olmadığı, miras hissesi bulunduğu, tek başına söz konusu davayı açamayacağı taşınmazda dava dışı diğer mirasçıların oturduğu gerekçeleriyle istem reddedilmiştir.
İİK'nun 82/12. maddesi gereği meskeniyet şikayetinde bulunulabilmesi için, borçlunun adına kayıtlı meskende bizzat oturması şart olmadığı gibi, burayı kiraya vermesi de bu talepte bulunmasına engel değildir. Ayrıca borçlu, birden çok taşınmazı olması halinde de bunlardan biri hakkında meskeniyet şikâyetinde bulunulabilir.
Takip sırasında davacının murisi üzerine kayıtlı 185 ada 13 parsel sayılı taşınmazdaki borçlu payına haciz konulduğu görülmektedir.
İİK'nun 82/12. maddesi dayanak yapılıp haczedilmezlik şikayetine konu teşkil eden taşınmazın muris adına kayıtlı olduğu, mirasçıların taşınmaz üzerinde iştirak halinde malik bulundukları anlaşılmaktadır. Dairemiz'in öteden beri istikrarlı biçimde uygulanan yerleşik içtihatlarına göre iştirak halinde malik olan borçluların paylarının haczedilmesi nedeniyle meskeniyet şikayetinde bulunabilecekleri kabul edilmektedir.
İİK'nun 82/12. maddesi borçlunun haline münasip evinin haczedilemeyeceğini öngörmekte olup bu madde her bir borçluya ayrı ayrı haczedilen payları nedeniyle ve kişisel olarak başvuru hakkı verir. Borçlulara isabet edecek payın değeri belirlendikten sonra onların haline münasip ev almaları için gerekli olan miktara göre sonuca gidilmesi gerekir.
Somut olayda; Mahkemece yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu da dikkate alınarak yukarıda belirtilen ilkeler ışığında şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
03.07.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.