MAHKEMESİ : Zile İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 24/09/2013
NUMARASI : 2013/30-2013/55
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Turhal Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 2005/138 Esas ve 2011/417 Karar sayılı ilamı ile 1.000 TL ücret zammı, 1.000 TL ilave tediye alacağı, 396,04 TL sosyal yardım alacağı ile 1.365,32 TL gecikme zammı alacağının davalı T.. B..'ndan tahsiline hükmedilmiştir.
Şikayetçi vekili; takibe dayanak Turhal Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nin 2005/138 Esas ve 2011/417 Karar sayılı ilamında hüküm altına alınan alacakların brüt ya da net olduğu belirtilmediğinden brüt olarak kabulü gerekmekte olup,brüt olarak belirlenen alacaklar için 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu gereği vergi ve sigorta primleri kesildikten sonra kalan net miktar üzerinden takip yapılabileceğini ileri sürerek, takipte fazla istenen asıl alacak ve faiz miktarlarının iptalini istemiştir.
Mahkemece, davacının sözünü ettiği 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu gereği yapılması gerekli kesintileri asıl ücretler için öngörülmüş olup, ilam konusu alacaklar munzam ücret olduklarından söz konusu ücretlerde kesinti yapılamayacağının Yasa ile belirlendiği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm, borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61,94, 103 ve 104 maddeleri gereğince ücretten kesilmesi gereken vergiler ve 5510 sayılı Yasa'nın 79 ve 80/a-b ve c maddeleri gereğince SSK primi, işsizlik sigortası sigorta primlerinin, ilgili kamu idaresine ödenmesi zorunluluğu borçlu işverene yüklenmiştir. Ayrıca süreklilik arzeden Yargıtay içtihatlarında da, açıkca net alacağa hükmedildiğinin belirlenmediği ilamlarda alacağın brüt olarak hüküm altına alındığı kabul edilmektedir.
Somut olayda icra takibinin dayanağı olan ilamın hüküm altına alınan alacakların brüt ya da net olduğu hususunda açıklama içermediği, takibin ilamdaki miktarlar üzerinden başlatıldığı, gerekli yasal kesintiler yapılarak kalan net miktarlar üzerinden asıl alacak ve faiz talebinde bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesinde ilave tediye alacağından sigorta primleri kesilemeyeceği belirtilmiş ise de, 5510 sayılı Yasa'nın 80/c ve 105. maddeleri uyarınca 01.10.2008 tarihinden itibaren anılan alacak sigorta kesintisine tabidir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2011/48313 Esas ve 43574 Karar sayılı, 2013/5795 Esas ve 15726 Karar sayılı ilamları) takibe konu diğer alacakların ise sigorta kesintisine tabi olmayacağı yönünde herhangi bir yasal düzenleme yoktur.
Öte yandan gelir vergisi kesintisine tabi alacaklar 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 61. maddesinde düzenlenmiş olup, takip konusu hiç bir alacak gelir vergisinden istisna tutulan alacaklardan değildir.
Bu durumda Mahkemece, bilirkişiden, ilamdaki alacak miktarlarından yasal kesintiler yapılarak nete dönüştürüldükten sonra bulunacak net alacaklar üzerinden, faiz miktarının hesaplattırılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme hükmünün yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.