MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/07/2013
NUMARASI : 2011/683-2013/876
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Takip dayanağı İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/792 Esas, 2011/174 Karar sayılı ilamında, “...145.000. EURO'nun 08.12.1999 tarihinden itibaren kamu bankalarınca bir yıl vadeli mevduata uygulanam en yüksek oranda döviz faizi işletilerek borcu üstlenen T.. T..'den alınarak davacılara ödenmesine " karar verilmiştir.
Şikayetçi borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurusunda, takipte faiz hesaplamasının yanlış yapıldığından fazladan talep edilen faiz yönünden icra emrinin iptalini istemiştir.
Mahkemece; sonradan alınan bililirkişi heyet raporu doğrultusunda şikayetin kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edimştir.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un, 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesinde; sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde, Devlet Bankaları'nın o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirtilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Tebliğleri gereğince, bankalar uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit ederek, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'na bildirmek zorundadırlar. Bildirilen bu oranlar bankaların mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranlar olup, fiilen uyguladıkları oranlar ile farklılık gösterebilmektedir.
Somut olayda, Mahkemece anılan yasal düzenleme kapsamında 08.12.1999 tarihinden itibaren kamu bankalarından fiilen uygulanan faiz oranlarının değil,1999-2011 arası fiilen uygulanan faiz oranlarının sorulduğu, Halk Bankası tarafından bazı yıllarda "ilan edilen", "şube yetkisi", "ek bölge faizi" şeklinde ihtimalli faiz oranlarının bildirilip, hangi oranların fiilen uygulanan faiz oranları olduğu açıklığa kavuşturulmadan bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, dosyada birbirinden farklı iki bilirkişi raporu bulunduğu halde raporlar arasındaki çelişki giderilmeden sonraki alınan rapor ile sonuca gidildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki, Vakıfbank faiz oranlarının, borçlu vekili tarafından dosyaya ibraz edilen faiz başlangıcı 11.01.2000 olan başka dosya için gönderilen oranlar olduğu, Ziraat Bankası faiz oranlarının ise Mahkemece celp edilen 01.01.1999 tarihinden itibaren geçerli olan oranlar olduğu, bu oranlara göre hesap yapıldığı anlaşılmaktadır.
O halde, Mahkemece, ilam ve Yasa maddesi nazara alınarak, Devlet bankalarının takip konusu yabancı paraya 08.12.1999 tarihinden itibaren fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranlarının, ilgili bankalar genel müdürlüklerinden tereddüte yol açmayacak biçimde sorularak tespiti ile bu oranlar esas alınarak, yeni bir bilirkişi aracılığıyla faiz hesabı yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken, bilirkişi heyetinin dosya kapsamına uygun düşmeyen faiz oranlarına göre yaptığı hesaplamanın kabul edilerek, hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4.(HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 14.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.