MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı
... ile ... aralarındaki dava hakkında ... 4. Aile Mahkemesi'nden verilen 19.10.2011 tarih ve 1248/1443 sayılı hükmün Daire'nin 20.09.2012 gün ve 2001/7665 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, vekil edeninin evlilik süresi boyunca Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü'nde memur olarak çalıştığını, diğer zamanlarda da seyyar olarak kokoreç satmak suretiyle ek gelir elde ettiğini, tüm kazançlarını ve birikimlerini Ziraat Bankası ... Şubesi'nde davalı eşi adına olan bir hesapta değerlendirdiklerini, bu hesapta bulunan para ve kız kardeşinden alınan borç ile 2970 ada 1 parselde kayıtlı 10 nolu taşınmazı satın alıp davalı eş adına tescil ettirdiklerini, 2002 yılına kadarki birikimleri ile edinildiğinden davacının kişisel malı olduğunu, davalının ev hanımı olup katkısı bulunmadığını, ayrıca, parasını vekil edeninin karşıladığını, iki ayrı kantin işletmesinin de davalı eşi adına devralındığını, ilk işyerinin batırıldığını, ikinci işletmenin de davalı eş tarafından 3. bir şahsa devredildiğini, devir parasının davalının banka hesaplarına aktarılarak muhafaza edildiğini, bundan ayrı evlilik birliği içerisinde bedeli vekil edeni tarafından ödenmek suretiyle satın alınan 06 Z 2450 plakalı araç da davalının adına ve kullanımında bulunduğunu açıklayarak, taşınmazın kişisel malı olması sebebiyle tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline, bunun mümkün bulunmaması halinde taşınmaza kişisel geliri ile yapılan katkı göz önünde bulundurularak, taşınmazın tasfiye edilmek suretiyle taşınmazda ortaya çıkan değer artış payı ile katılma alacağının, edinilmiş mal olan araç, davalının çalışması karşılığı gelirleri emekli maaşı ve miras payının faiz getirisi, vekil edeninin davalı adına açmış olduğu işyerleri nedeniyle yapılan harcamalar için de fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak üzere 10.000 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu taşınmazın vekil edenine bağışlanmış olduğunu, bağıştan rücu koşullarının bulunmadığını, kaldı ki dava konusu dairenin alımı sırasında da vekil edeninin yurt dışında bulunan yakınlarının yardım paralarının mevduat hesabında biriktirilmesi, kalan tutarın da ziynetlerin bozdurulması ile elde edilen bedel sonucunda alındığını, aracın ise bedelinin vekil edeninin ailesi tarafından yapılan bağışlarla karşılanmasına rağmen 4.10.2004 tarihinde satılarak bedeline davacı tarafından elkonulduğunu, işletmelerin oğlu adına açıldığını ve zarar etmesi üzerine kapatılmış olduğundan vekil edeninin sorumlu olmadığını, emeklilik maaşı ile miras yoluyla intikal eden bir malın ya da paranın bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, esasen davanın reddini savunmuş, devamla davacı lehine olası bir alacak halinde TMK.nun 236/1.
maddesi uyarınca takas uygulamasının esas alınmasını, aynı Kanunun 239.maddesi kapsamında tahsilatın 2 yıl süre ile ertelenmesini veya taksitlendirilmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, dava konusu daire ve araç yönünden davacının kendi parası ile alarak eşi adına tescil ettirdiği, bu nedenle eşine bağışlamış olduğu, bağıştan rücu koşullarının bulunmadığı, evliliğin devamı sırasında kocanın bedelini karşılayarak açtığı ve oğlu üzerine kaydedilen işyerinin devrinden davalının sorumlu olmadığı gibi devir parasının davalı da bulunduğunun da ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm; davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yerel mahkeme kararı Dairemizin 20.9.2012 gün 2012/2001-7665 Esas ve Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Davacı vekili, 28.11.2012 tarihli dilekçesi ile vekil edeninin dava konusu taşınmazın edinilmesine katkısının bulunduğunu, bu husus da dava dosyasındaki delillerin yanlış değerlendirildiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verildiğini, Dairece de onandığını belirterek, anılan dilekçedeki nedenlerle Dairenin onama kararının kaldırılmasıyla yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Taraflar, 27.9.1983 yılında evlenmişler, 29.08.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 14.09.2009 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Taraflar arasında, evlendikleri 27.9.1983 yılından 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, taraflar sözleşmeyle başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 29.08.2007 tarihine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. (TKM. m. 202, 4722 sayılı K.m.10) Taraflar arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir.
Dava dilekçesinin içeriği, davacının talebi ve dava konusu taşınmaz ve aracın edinme tarihlerine göre, ayrıca 2006 yılında düzenlenen kira kontratı ile davalı adına devralınan kantin işletmesinin devrinden elde edilen bedele yönelik davacının talebi 4721 sayılı TMK.nun 202 ve devamı maddeleri gereğince kabul edilen yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan ve TMK'nun 202, 219, 222, 227, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan katılma alacağı ile değer artış payı alacağı isteğine ilişkindir.
Miras payı, emeklilik ikramiyesi, yönünden ise dosyada bir araştırma ve inceleme yapılmamış olduğundan davacının talebine yönelik belirleme yapılamamaktadır. Ancak, bu istekler yönünden, işyerleri ve araç bakımından kararın düzeltilmesi yönünde verilen 13.11.2012 tarihli dilekçede açıkça Dairemizin onama ilamının düzeltilmesi isteğinde bulunulmamıştır.
Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile dava dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili, dava dilekçesinde ve 26.11.2010 günlü yargılama oturumunda; “…dava konusu taşınmazların parasının tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, davalının hiç katkısının olmadığını ancak, taşınmazların müvekkili tarafından davalı adına tescilinin yaptırıldığını…” açıklamıştır. Bağışı çağrıştıracak başka bir kavram, kelime veya söze dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Karşılıklı güven ve sadakat gerek örf ve adet, aile bütünlüğü kavramı ve gerekse olağan yaşam koşulları gereği eşin birinin diğerine para intikal ettirmek suretiyle mal edinilmeleri mümkündür. Bunda bağış iradesi ve kastının olduğu sonucuna varmak oldukça güçtür.
Dava konusu 2970 ada 1 parselde kayıtlı 10 nolu daire 3. Kişiden satın alınarak davalı ... adına 8.12.2003 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.
Az yukarıda açıklandığı üzere taşınmaz 3.kişiden alınarak davalı adına tapuya tescil edilmiştir. Diğer yandan davacının bağış iradesini ortaya koyduğu kabul edilebilecek herhangi bir ifade veya açıklama dosya arasında bulunmamaktadır. Tanıklardan birinin davalıya olan sevgisinden dolayı davalı üzerine yaptığı biçimindeki ifadesi de Dairemizin ve Yargıtayın yerleşmiş uygulamasına göre tek başına gizli bağış iradesinin ortaya konduğunu
göstermez. Kaldı ki evlilik birliğinin devamında tarafların birbirine sevgisi ve bağlılığının var olduğu kabul edilir. Bunun ifade edilmiş olması taraflar aleyhine sonuç doğurmamalıdır. Alım tarihinden boşanma dava tarihine kadar evlilik içinde davacının davalıdan taşınmazı istememiş olmasının da davacı aleyhine değerlendirilmesi imkanı yoktur. Evlilik içerisinde 1.1.2002 tarihinden önce tarafların katkıları ile satın alınan malların, ya da 1.1.2002 tarihinden sonra edinilen malların, eşlerden biri adına tescil edilmiş olması halinde diğer eşin katkısı oranında katkı payı- değer artış payı- katılma alacağı isteme imkanı bulunmakta olup, alacak isteğinde bulunan eşin bağış iradesinin olmaması halinde belirtilen isteklerin ileri sürülmesine engel bulunmamaktadır. Bu alacak hakları kanundan kaynaklanmaktadır. Bu sebeple Mahkemece taşınmaz bakımından davalıya bağışlanmış olduğunun kabul edilmesi doğru değildir.
Bu nedenlerle davanın, yasal edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde edinilen taşınmazdan kaynaklanan tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde katılma alacağı ile kişisel geliriyle de katkı sağladığı iddiası sebebiyle tasfiyede ortaya çıkacak değer artış payı alacağına ilişkin bulunduğuna bu konuda bir uyuşmazlık da söz konusu olmadığına göre iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin eksiksiz toplanarak değerlendirilmesi, oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu bağış olduğunun kabulü ile Yerel Mahkemenin, davanın taşınmaza ilişkin bölümünün reddine dair hükmünün hatalı nitelendirme sonucu Dairece onandığı, karar düzeltme istemi üzerine yeniden yapılan inceleme ile anlaşılmakla, davacı vekilinin karar düzeltme isteği bu bakımdan yerinde bulunduğundan kabulü ile Dairenin maddi yanılgıya dayalı 20.09.2012 tarih ve 2012/2001 Esas, 2012/7665 Karar sayılı onama ilamının taşınmaza ilişkin bölümü bakımından KALDIRILMASINA, Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve 65,05 TL peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyen davacıya iadesine 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy