MAHKEMESİ : Ayvalık İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 01/08/2013
NUMARASI : 2013/151-2013/168
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Borçlu vekili, borçlu aleyhine başlatılan takipte; takip talebine ve üzerinde 7 örnek ödeme emri şerhi bulunan tebliğ zarfına göre borçluya ödeme emri yerine icra emri gönderilmesinin doğru olmadığını, takibe dayanak gösterilen boşanma protokolü borçluya gönderilmediği gibi alacaklının takip dosyasına boşanma ilamı ve protokolü sunmadığından takibin dayanağının anlaşılamadığını, ayrıca alacaklıya herhangi bir borcun da bulunmadığını açıklayarak, takibin iptaline, alacaklı aleyhine % 20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; alacaklının para borcuna veya teminat verilmesine dair ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapmasının İİK'nun 32. maddesi hükmüne aykırı olduğundan takibin iptaline karar verilmesi gerektiği, başlatılan takip belgeye dayanıyorsa İİK'nun 61. maddesine göre belgenin tasdikli bir örneğinin ödeme emrine bağlanması gerekmesine rağmen, dosyanın içerisinde takibe konu yapılan boşanma protokolünün bulunmadığı, dosya içerisinde aynı anda hem ödeme emri hemde icra emrinin bulunduğu, borçlunun takibin şekline göre yasal süre içerisinde icra dairesinde borca itiraz ederek takibi durdurması yanında yasal süre içerisinde icra mahkemesine şikayet başvurusu yaparak, ödeme emrinin iptalini istemekte hukuki yararı olduğu gerekçeleriyle şikayetin kabulüne, takibin iptaline ve takibe dayanak alacağın % 20'si oranında tazminatın davalıdan (alacaklıdan) tahsili ile şikayetçiye (borçluya) ödenmesine, şartları oluşmadığından fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine hüküm alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK'nun 32.maddesi, "Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam İcra Dairesi'ne verilince icra müdürü borçluya bir icra emri tebliğ eder." hükmünü içermektedir. Bu durumda ; kendisine ilam ibraz edilen icra müdürü, icra emrini düzenlemek zorundadır.
Somut olayda, takip dosyası içinde hem icra hem de ödeme emri düzenlendiği, borçluya gönderilen tebligat zarfı üzerinde" 7 nolu ödeme emri eklidir" şerhinin bulunduğu, borçlu vekilince anılan tebligat zarfı ile icra emrinin tebliğ edildiği ileri sürülerek İcra Mahkemesi'ne başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Alacaklı vekili tarafından İcra Müdürlüğü'ne sunulan 19.06.2013 tarihli takip talepnamesi ile İİK'nun 32. maddesinde belirtildiği üzere bir ilam yada takibe dayanak gösterilen boşanma protokolü ibraz edilmediği gibi talepnamede ilam niteliğinde herhangi bir belgeye dayanıldığına dair bir açıklık da bulunmamaktadır. Bu durumda, Mahkeme kabulünün aksine icra emri değil, ödeme emri düzenlenmesi gerektiğinden İcra Müdürlüğü'nce ödeme emrinin yanında ayrıca icra emri düzenlenmesi ve üzerinde "7 nolu ödeme emri eklidir" şerhini taşıyan tebligat ile borçluya gönderilmesi işlemlerinde isabet bulunmamaktadır. İcra emrinin ve anılan yanlışlık nedeniyle ödeme emri tebliğ işleminin de iptali gerekirken İcra Mahkemesi'nce takibin iptaline karar verilmesi doğru olmadığı gibi talep, şikayet mahiyetinde olup, şikayetlerde tazminata hükmedileceğine dair yasal bir düzenleme bulunmadığından alacaklının tazminat ile sorumlu tutulması da doğru değildir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.