MAHKEMESİ: Sorgun İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 13/09/2013
NUMARASI: 2013/39-2013/42
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Alacaklı tarafından borçlular aleyhine ilamlı takip başlatılmış olup, borçlu S.. Mad. Enj. İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekili, İcra Mahkemesi'ne başvurusunda Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi gereğince vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağını, asile tebligin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle borçlunun merkez ve şubesine çıkarılan icra emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, vekille takip edilen işlerde tabligatın vekile yapılması gerektiği gerekçesiyle borçlu asillere çıkarılan icra emirlerinin iptaline karar verilmiştir. Hüküm; alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK'nun 73, 81, 82, 83 Avukatlık Kanunu'nun 41, Tebligat Kanunu'nun 11. maddeleri gereğince vekille takip edilen işlerde vekile tebligat zorunludur.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 76. maddesinde mal beyanında bulunmamak suçu, 338. maddesinde düzenlenen hakikate muhalif beyanda bulunma suçu gibi icra iflas suçlarında borçlunun cezalandırılabilmesi için icra emrinin borçlunun vekiline değil, kendisine tebliğ edilmiş olması gerekir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı, cilt 2, sh: 1280) Cezaların şahsiliği kuralı gereğince borçlu asilin cezai yönden sorumlu tutulabilmesi için icra emrinin borçlu asile tebliği zorunludur.
Somut olayda; şikayete konu Sorgun İcra Müdürlüğü'nün 2013/919 ve 921 Esas sayılı takip dosyalarında takip dayanağı ilamda borçlunun vekilinin bulunduğu, icra emirleri her iki icra takip dosyasında, şikayetçi borçlunun Sorgun Şubesine 27.06.2013 tarihinde, Merkez şubesine ise 28.06.2014 tarihinde, ilamdaki vekile ise 02.07.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında borçlu asilin cezai yönden sorumlu tutulabilmesi için icra emrinin asile tebliği zorunlu olduğundan asile çıkarılan icra emirlerinin iptaline karar verilmesi doğru değildir. Bundan ayrı ilamdaki vekile şikayet tarihinde (01.07.2013) tebligat yapılmamış ise de; Sorgun İcra Müdürlüğü'nün 2013/919 Esas sayılı dosyasında icra emrinin şikayet tarihinden önce 26.06.2013 tarihinde, Sorgun İcra Müdürlüğü'nün 2013/921 E.dosyasında ise 25.06.2013 tarihinde postaya verildiği tebligat parçalarından anlaşılmaktadır. Vekile de tebligat çıkarılmış olması ve vekil aracılığı ile yapılacak icra işlemlerinde sürenin bu tebliğatın yapıldığı tarihten başlayacağı nazara alındığında bu aşamada şikayetin hukuki yarar yokluğundan reddi gerekir. Tüm bu sebeplerle şikayetin reddi gerekirken yazılı gerekçeyle icra emirlerinin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK.m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.