MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak iddiasının reddi.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili, ... 2. İcra Müdürlüğü’nün 2012/4503 sayılı Takip dosyasında yapılan 26.07.2012 günlü hacze konu menkullerin takip borçlusu şirkete ait olduğunu, icra takibinin işçilik alacağından kaynaklandığını, takip borçlusunun alacaklıdan mal kaçırmak için isim değiştirerek üçüncü kişi şirket üzerinden faaliyetini sürdürdüğünü belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, dava konusu makinelerin üçüncü kişi şirkete ait faturalı eşyalar olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, davacı ve borçlu şirketlerin ayrı tüzel kişiliklerinin olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, davanın esasına ilişkin beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece toplanan delillere göre: dava konusu haczin takip borçlusu şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinde yapıldığı, bu sırada üçüncü kişi şirket yetkilisinin hazır bulunarak istihkak iddia ettiği, ancak davalı şirketler arasında ortaklarının aynı kişiler olması nedeni ile organik bağ bulunduğu, borçlunun alacaklıdan mal kaçırmak için davacı şirket üzerinden faaliyetini sürdürdüğü gerekçesi ile davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine ve mahcuzların borçluya ait olduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı üçüncü kişi ve borçlu vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. vd. maddesi uyarınca “istihkak iddiasının reddi” davası olarak açılmıştır.
Dava konusu haciz, borçlunun ticaret sicil kaydında geçen adresinde yapılmıştır. Bu koşullarda İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir.
İcra Müdürlüğü’nün sehven İİK’nun 99. maddesini uygulaması ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacaktır.
İspat yükü altında olan ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişinin sunduğu faturalar borcun doğum tarihinden sonra düzenlenmiştir ve ayırt edici özellikleri içermediği için mahcuzlarla karşılaştırılması mümkün değildir. Haciz tutanağının üçüncü sırasındaki mahcuzlarla ilgili fatura dahi sunulamamıştır.
İstihkak iddiası kanıtlanamadığı için davanın kabulüne yönelik hüküm kurulması isabetli olmuştur.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı üçüncü kişi vekili ile davalı borçlu vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 354,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.029,50 TL'nin temyiz eden davalı borçludan alınmasına, 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.359,50 TL'nin temyiz eden davalı 3. kişiden alınmasına, 26.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy