MAHKEMESİ: Gaziantep 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 10/10/2013
NUMARASI: 2013/493-2013/494
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamlı takip başlatıldığı, borçlunun İcra Müdürlüğü'nden 4572 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi gereğince takibin durdurulmasını ve konulmuş tüm hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, İcra Müdürlüğü'nün ise anılan Yasa gereğince takibin durdurulmasına, hacizlerin ise tasfiye ve terkin işlemleri sonrasında kendiliğinden veya Tasfiye Kurulu'nun bildirimi üzerine kaldırılabileceği gerekçesiyle hacizlerin kaldırılması talebinin reddine karar verdiği, borçlunun ret işlemini şikayet ettiği, Mahkemece 4572 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca her ne kadar takip dosyasında haciz işlemleri tatbik edilmişse de, haczin devamı halinde de olsa satış işlemlerinin Tasfiye Kurulu'nca devam ettirilerek Tasfiye Kurulu'na aktarılacağı gözönüne alınarak şikayetin kabulü ile İcra Müdürlüğü'nün 01.10.2013 tarihli ret kararının iptaline, takip dosyasında konulan hacizlerin tamamının kaldırılmasına, taşınmazların satışı halinde satış bedellerinin icra dosyasına aktarılması için gerekli işlemlerin İcra Dairesi'nce yapılmasına karar verildiği, hükmün şikayetçi borçlu tarafından hükmün 2. bendi yönünden temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK'nun 26/1. maddesine göre Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
4572 sayılı Kanun'un Geçici 7/2. maddesinde ''Tasfiye kararı alan birliklerin terkine konu borçlarına ve fer’ilerine tasfiye kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlandığı tarihten itibaren faiz ve gecikme cezası tahakkuk ettirilmez. Terkine konu borçlara ilişkin olarak birlikler ve yöneticileri hakkında yürütülen icra, takip ve haciz işlemleri ilgili idarelerce durdurulur. Bu borçlara ilişkin olarak açılmış davalarda tasfiye ve terkin işlemleri tamamlanana kadar mahkemelerce yargılamanın durdurulmasına karar verilir. Tasfiye sürecinde, üzerinde takyidat bulunan varlıkların satılarak tasfiye edilmesi hâlinde, bütün takyidatlar bedel üzerine taşınmak suretiyle ilgili kamu idarelerince tasfiye kurulunun bildirimi üzerine kaldırılır. Tasfiye ve terkin işlemlerinin tamamlanması hâlinde, durdurulmuş olan icra, takip ve haciz işlemleri ile davalar kendiliğinden düşer.'' hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece hem şikayetçinin talebi aşılarak hem de hacizlerin kaldırılması talebi ile çelişecek şekilde taşınmazların satışı halinde satış bedellerinin icra dosyasına aktarılması için gerekli işlemlerin İcra Dairesi'nce yapılmasına karar verilmiştir. Anılan Yasa gereğince tasfiye işlemleri tamamlanmadan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi doğru değil ise de; temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozmaya konu edilmemiştir.
Borçlunun istemi hacizlerin kaldırılmasına yönelik olup, taşınmazların satışı halinde satış bedellerinin icra dosyasına aktarılması yönünde bir talebi olmadığı halde ve hükmün 1. bendindenki hacizlerin kaldırılması talebiyle çelişir şekilde karar verilmesi ve İcra Müdürlüğü'ne böyle bir görevin yüklenmesi doğru değildir. Açıklanan gerekçelerle hükmün ''taşınmazların satışı halinde satış bedellerinin icra dosyasına aktarılması için gerekli işlemlerin icra dairesince yapılmasına'' yönelik bölümü yönünden bozulmasına karar vermek gerkmiştir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulü ile mahkeme kararının bu nedenle İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 28.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy