MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İcra emrine itiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Alacaklı Banka tarafından limit ipoteğinin tahsili amacıyla, ipotek senedi ve hesap katı ihtarına dayanılarak, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi başlatılmış, asıl borçluya ve ipotek verene örnek 6 numaralı icra emri tebliğ edilmiştir. Takip dayanağı ipotek senedi incelendiğinde; borçlu ...'in imzalamış olduğu 03.06.2010 ve 15.06.2010 tarihli borç kabul ve ödeme sözleşmeleri ile bu borçlu tarafından verilen ve verilecek; yazılar, beyanlar, taahhütler, garantilerden, yaptığı işlem ve eylemlerden, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmelerden dolayı doğmuş ve doğacak bilcümle borçlarının 600.000 TL'sinin teminatını teşkil etmek üzere tesis edilen üst sınır (limit) ipoteği olduğu anlaşılmaktadır.
İİK'nun 150/ı maddesinde "Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran..." başvurusu üzerine ve anılan maddede yazılı koşulların oluşması halinde İcra Müdürü'nün aynı Kanunun 149. maddesi uyarınca işlem yapacağı yazılıdır. Yasa maddesinde belirtilen nitelikte bir kredinin varlığı ön koşuldur. Taraflar arasında borçlu cari hesap, kısa, orta, uzun vadeli şeklinde işleyen bir ilişki bulunmadığı takdirde borçlu hakkında limit ipoteğine dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatılamaz.
Somut olayda ipoteğin teminatını oluşturduğu hukuki ilişki, borçlunun alacaklının çalışanı olduğu dönemde verdiği zararların tazmini amacıyla düzenlediği "borç kabulü ve ödeme taahhüdü sözleşmeleri" olup, borçlu cari hesap,kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen bir kredi ilişkisinin bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda alacaklı bankanın teminat ipoteğinden dolayı genel mahkemelerde dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden, İİK'nun 150/ı maddesi hükmüne dayanarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi yapması mümkün değildir. Mahkemece alacağın tahsil edilip edilmeyeceğinin yargılamayı gerektirdiği, Harun'a icra emrinin 08.12.2011'de tebliğ edildiği ve şikayetinin de süresinde olduğu nazara alınarak, her iki borçlu yönünden isteminin kabulü ile taleple bağlı kalınarak icra emrinin iptaline karar verilmesi yerine, taraflar arasında kredi ilişkisinin bulunduğu kabul edilerek talebin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlular vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle, İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. ve devamı maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4 (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 25.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy