MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki dava hakkında... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 25.01.2011 tarih ve 138/21 sayılı hükmün Daire'nin 16.02.2012 gün ve 638/899 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; ortak miras bırakandan gelen 146 ada 2 parselin davalı ... Oğur, 146 ada 3 parselin davalı ... ve 158 ada 1, 3, 8, 11 ve 12 parsellerin davalı ... adına kadastro çalışmaları sonucunda tespit ve tapuya tescil edildiğini açıklayarak, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile ortak miras bırakan ...'a ait veraset belgesindeki payı oranında vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ..., ... ve ... 01.02.2010 tarihli yargılama oturumunda; ortak miras bırakandan gelen taşınmazların 64 yıl önce taksim edildiğini, bu taksim sonucunda mirasçıların paylarının belirlendiğini, davacı dahil bütün mirasçıların o tarihten beri kendi paylarını kullanmakta olup, kadastro tespitlerinde bu taksimin esas alındığını bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların davalılar üzerindeki tapu kaydının iptali ile ortak miras bırakan ...'a ait veraset belgesindeki payı oranında davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar tarafından; temyiz edilmiş, Dairenin 16.02.2012 tarih 2012/638-899 Esas ve Karar sayılı ilamı ile özetle "...dosya kapsamındaki belirlemeler ışığında mirasçılar arasında usulüne uygun bütün mirasçıların katılımı ile gerçekleşen bir taksim bulunduğunun kabulü ile davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığına..." işaret edilerek yerel mahkeme hükmü bozulmuştur. Ne var ki, davacı vekili süresinde vermiş olduğu karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün onanmasını istemiştir.
Dava konusu 146 ada 2, 146 ada 3, 158 ada 1, 3, 8, 11 ve 12 parseller: 27.11.2008 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında; senetsizden, tarla vasfı ile ceddinden intikalen, taksimen nizasız fasılasız malik sıfatı ile 20 yılı aşkın bir zamandan beri zilyet ve tasarrufunda bulunduran davalılar adına tespit ve tescil edilmiş ve 17.02.2009 tarihinde tutanakların itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine davalılar adına tapu kayıtları oluşmuştur.
Taraflar arasında, dava konusu taşınmazların ortak ...'den kaldığında bir ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, ...in terekesinin usulüne uygun olarak taksim edilip edilmediğinde toplanmaktadır. Taksim olgusunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/1 ve 15/1. maddeleri gereğince tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür.
Mahkemece, mahallinde 04.06.2010 tarihinde yapılan keşif sırasında davalılar ..., ... ve ... imzalı beyanlarında özetle; ortak ... öldükten sonra 1960-1964 yıllarında babaları ..., amcaları davacı ... ve diğer amcaları ..., ... ve ... ile anneleri ...'un eşit hissede olmak üzere ...'e ait taşınmazları altıya böldüklerini, bu taksim neticesinde herkesin kendi paylarını aldıklarını beyan etmişler, aynı keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve taraf tanıkları da bu hususu doğrulamışlardır.
Dava dosyası arasında bulunan veraset belgesi ve nüfus aile kayıt talosundaki bilgilere göre; tarafların kök ... 16.09.1946 tarihinde ölmüştür. Terekesi TMK'nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazların tamamı üzerinde söz konusudur. Mirasçılık belgesi ve nüfus kayıtlarına göre taksimin yapıldığı 1960-1964 yıllarında kök ...'in; sağ eşi Emiş ile çocukları ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile kök muristen önce 1939 tarihinde dul olarak öldüğü anlaşılan kızı ...'dan olma torunları ... ve ...'ın mirasçı olarak kaldıkları anlaşılmaktadır.
Davacı tarafın delillerinden olan ve tarafların kök miras bırakanları ...'den kaldığı iddiasıyla mirasçılar arasında yargılamaları devam eden farklı 41 parça taşınmazlar hakkında, ... Kadastro Mahkemesi'nin 2010/9 ve 11 Esas numaralı dosyaların yargılaması devam ederken; davalı ..., 05.04.2011 ve 24.01.2011 tarihli duruşmalarda imzası alınmayan beyanında "...dedemden (...) bu yana taşınmazların paylaşımı yalnızca erkek kardeşler arasında olmuş, bu taksimata kız kardeşler dahil edilmemiştir. Dahil edilmemeleri karşılığında da herhangi bir şey verilmemiştir. Taksimata 6 erkek kardeş katılmıştır. Taksimata katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'dur..."diye bildirmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, mahkemelerin oturum tutanakları resmi evrak niteliğindedir. Aksi aynı nitelikte bir belge ya da kesinleşmiş bir mahkeme ilamı ile kanıtlanmalıdır. Davalı taraf, oturum zaptına geçen beyanının sahte vs. olduğunu ileri sürmemiştir. Ayrıca bu beyanı mahkemece değerlendirilmemiştir.
... Kadastro Müdürlüğü ve ... Tapu Müdürlüğü'nün karşılık yazılarına göre; kök ...'in mirasçılarından ... ile ... ve ...'ın adlarına kayıtlı taşınmaz kaydına rastlanmadığı bildirilmiştir.
Davaya konu taşınmazların ortak miras bırakan ...'dan kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, taksim bulunmadığını iddia etmiş, davalılar ise taksim iddiasına dayanmışlardır. TMK'nun 6.maddesi hükmüne göre kural olarak herkes iddiasını ispat etmek zorundadır. Mirasçılar tarafından 1960-1964 yıllarında yapılan taksime ... mirasçılarından ... ile ... ve ...'ın katılmadığı tüm dosya kapsamından anlaşıldığına göre, geçerli bir taksimin yapıldığı davalılar tarafından kanıtlanamadığından Yerel Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararının onanması gerekirken Dairece maddi yanılgıya dayalı olarak hükmün bozulması doğru olmamıştır. Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 16.02.2012 tarih 2012/638-899 Esas ve Karar sayılı Bozma kararının ortadan kaldırılmasına, usul ve kanuna uygun bulunan mahalli mahkeme hükmünün HUMK'nun 440 ve 428. maddeleri uyarınca ONANMASINA, 43,90 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy