MAHKEMESİ: Adana 6. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 10/04/2013
NUMARASI: 2012/3-2013/13
Hazine ile M.. E.. ve müşterekleri aralarındaki tereke davasının karar verilmesine yer olmadığına dair Adana 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.04.2013 gün ve 3/13 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; davalıların miras bırakanı H.. E..'ın Devlet'e 16.164,41-TL vergi borcu bulunduğunu, davalıların Adana 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2004/17 Esas-805 Karar sayılı kararı ile mirası reddettiklerini, muhtelif zamanlarda yapılan malvarlığı araştırmasında miras bırakanın herhangi bir malvarlığının tespit edilemediğini açıklayarak miras bırakan H.. E..'ın terekesinin resmi tasfiyesinin yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mirasçılardan C.. E.. ve M.. E.. 10.4.2013 tarihli yargılama oturumunda; kendilerinin mirası reddettiklerini, babalarının herhangi bir mirasının bulunmadığını açıklamışlardır.
Diğer mirasçılar yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece; "...miras bırakanın terekesinde herhangi bir mal varlığı bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
Hüküm, davacı Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; miras bırakan 08.10.2003 tarihinde vefat etmiş, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından miras reddolunmuştur.
Ölenin en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. (TMK. m.612/1-2) Miras bırakanın sonradan bir mal veya alacağının bulunduğunun tespit edilmesi halinde tasfiyenin devamı mümkündür. İcra İflas Kanun'un 217. maddesinde "masaya ait hiçbir mal bulunmazsa iflas dairesi tasfiyenin tatiline karar verir ve ilan eder. Bu ilanda alacaklılar tarafından otuz gün içinde iflasa müteallik muamelelerin tatbikine devam edilmesi istenilerek masrafı peşin verilmediği takdirde iflasın kapatılacağı yazılır." hükmü mevcuttur. O halde, mahkemece İİK'nun 180.maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 208-256 maddelerine uygun iflas ile ilgili işlemlerin yürütülmesi, mahkemece iflas masası teşkil edilip (md.208) iflas dairesi oluşturulması ve kanunda gösterilen diğer işlemlerin, bu arada ilan merasiminin yapılmasının sağlanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, gösterilen ilan merasimi yerine getirilmeden iflasın kapatılması sonucunu doğurur şekilde "miras bırakanın terekesinde herhangi bir mal varlığı bulunmadığından" karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 17.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.