MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
İİK'nun 149. maddesinde "icra müdürü ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir...." hükmüne, İİK'nun 149/a maddesinin 1. fıkrasında "icranın geri bırakılması hakkında 33. maddenin 1, 2 ve 4. fıkraları uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. 33. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında itfa ve imhal iddiasında bulunulabilmesi ve koşulları, 4. fıkrasında ise borçlu olmadığı parayı ödemek mecburiyetinde kalan borçlunun 72. madde mucibince istirdat davası açarak paranın geriye verilmesini isteyebileceği hususu düzenlenmiştir.
İİK'nun 150/1. maddesinde ise "Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayri nakdi krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek kayıt tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcunu ihtiva etmese dahi krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın cari hesabın kesilmesine veya kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetinin veya gayri nakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa kredi sözleşmesinde yazılı veya ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürüne ibraz ederse icra müdürü 149. madde uyarınca işlem yapar." denildikten sonra "sadece kendisine bu şekilde hesap özeti gönderilen krediyi kullanan tarafın, hesap özeti ve ihtara 8 gün içinde noter aracılığıyla itiraz etmesi halinde icra mahkemesine şikayet hakkı bulunduğu, yine maddenin devamında da bu halde krediyi kullandıran tarafın, alacağını 68/b. maddesi çerçevesinde diğer belgelerle ispatlanabiliyorsa borçlunun şikayetinin reddedileceği belirtilmiş, ipotek veren 3. şahsa gönderilen ihtarın ise MK'nun 887. maddesindeki ödeme ihtarı yerine geçeceği bildirilmekle de bildirimin hesap özeti olarak kabul edilmediği vurgulanmıştır. Bir başka anlatımla anılan madde hesap özetinin sadece krediyi kullanan tarafa ulaştırılması ile borçlulara icra emri gönderilebileceğine ilişkindir.
Yukarıda yer verilen İcra İflas Yasası hükümlerinden anlaşılacağı üzere kredi kullanan asıl borçlu ile borca teminat olarak taşınmazını ipotek verenin ayrı ayrı kişiler olması durumunda İİK'nun 149. maddesine göre zorunlu dava arkadaşı olarak birlikte takipleri gerekir. Bu maddeye göre kendisine icra emri çıkarılan ipotek veren 3. kişi İİK'nun 149/a maddesi kapsamında borcun itfa veya imhal edildiği iddiası ile icra mahkemesinden takibin iptalini isteyebilir veya genel mahkemelerde borçlu olmadığı parayı ödemek zorunda kaldığı iddiası ile istirdat davası açılabilir ise de İİK'nun 150/ı maddesinde krediyi kullanan tarafa gönderileceği belirtilen hesap özetine (kendisine gönderilmiş olsa dahi) itiraz edebileceği yönünde yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
Somut olayda, ilk takipten sonra şikayetçi ipotek verene MK'nun 887 maddesi gereği ihbar koşulu yerine getirilmiş, bundan sonra Mahkemece verilen süre üzerine ipotek veren şikayetçi 3. şahıs hakkında başlatılan takip ilk takip ile birleştirilmiş zorunlu dava arkadaşlığı şartı yerine getirilmiştir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre öngörülen prosedür bu yöndedir. 3. şahsın ihtara yaptığı itiraz ise açıklandığı üzere takip hukuku açısından bir sonuç doğurmamaktadır. Eş söyleyişle itiraz ipotek veren hakkında ilamlı takip yapılmasına engel değildir. Şikayetçinin başvurusunda borcun itfa ve imhal edildiği iddiası da bulunmadığından takibin iptali talebinin reddedilmesi gerekir.
Mahkemece yazılı gerekçelerle istemin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy