MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 22.03.2012 gün ve 362/160 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.05.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar ... ve müşterekleri vekili Avukat ... ve karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, davacının 1186 parseli öz ablası olan davalı ...’den tapuda yapılan 22.11.2002 tarih ve 6322 yevmiye nolu işlem ile satın aldığını, bu taşınmazın davalı ve çocuklarına ölü eşinden miras olarak intikal ettiğini, satış tarihinde davalının çocuklarının küçük olması nedeniyle satışı için gerekli izni görevli yargı merciinden elde ettiğini, satın aldıktan sonra taşınmazın sınırlarını belirleyerek etrafını 2 metre yüksekliğinde kerpiç duvarla çevrelediğini, bu güne kadar hiçbir problemle karşılaşmadan üzerinde tasarrufta bulunduğunu, kısa süre önce davacının taşınmazı satmak istediğinde, tapuda hala eski malik adına kayıtlı olduğunu öğrendiğini ve davalı ile görüştüğünde davalının bu durumdan habersiz olduğunu beyan etmesi üzerine birlikte ilgili Tapu Dairesi'ne müracaat ederek yanlışlığın düzeltilmesini talep ettiklerini, Tapu Dairesi'nce yapılan bu yanlışlığın o dönemde Tapu Dairesi'nde çalışan memur ... tarafından yapıldığının, aynı memurun bu şekilde birçok dosyada yasaya aykırı işlem yaptığının, taraflara kayıt dışı imzalar attırarak sadece tapu senedi vermek suretiyle mağdur ettiğinin ve daha sonra bu memurun görevden alınarak yargılandığının söylendiğini, ayrıca tapuda işlem yapılabilmesi için satış tarihinde küçük olan davalının üç çocuğunun ergin olması nedeniyle onların da işleme dahil edilmeleri halinde problemin ortadan kalkacağını aksi halde işlemin yapılamayacağının da bildirildiğini, davalının bu durumu çocuklarıyla görüşüp düzelteceğini davacıya beyan etmesi üzerine davacının bu biçimde davalının beyanlarına itibar ederek bu parselinin satışı konusunda üçüncü bir şahısla anlaşarak taşınmazın bütün emlak borcunu 14.07.2009 tarihinde ilgili belediyeye ödediğini ancak bugüne kadar tapu işleminin yapılabilmesi için davalı tarafın herhangi olumlu tavra girmediklerini açıklayarak fazlaya ilişkin talep, dava ve şikayet hakları
saklı kalmak kaydıyla 1186 parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde bilirkişi marifetiyle tespit edilecek dava tarihindeki değerinin karar tarihine kadar faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve müşterekleri vekili, tapuda alım satımın resmi düzenlenmesi gerektiğini ve Tapu Sicil Tüzüğü'nun 16.maddesinde de akdi gerektiren işlemlerin şeklinin yazılı olduğunu, davanın varsayıma dayandığını, tarafların tapu önünde açıkladıkları kayıtsız şartsız satış iradelerini gösterir bir satış akdinin olmadığını, davalının satışa yönelik iradesi oluşmadığı gibi tapu memuru önünde satış iradesini de bildirmediğini, dava dilekçesine eklenen tapu kaydının davalıyı bağlamadığını, davacının bizatihi kendisinin, senedin sahte ve kayıt dışı olduğunu açıkladığını, sahte bir tapu senedine dayanılarak davalılar hakkında dava açılamayacağını, davalının satış iradesi, hukuk dışı kastı, hile veya hata gibi davranışı, davacıya tazminat ödemesini gerektiren bir fiili ve davacıdan aldığı bir satış bedeli de bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı vekilinin alacak talebinin kabulü ile 137.710 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu ... Köyü 1186 parsel 10.1.2001 tarihinde satın almaya dayalı olarak 1/5'er paylı şekilde ... kızı ..., ... oğlu ..., ... kızı ..., ... oğlu ... ve ... kızı ... ... adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Tapuda herhangi bir intikal, satış veya bir işlem görülmemektedir.
Davacıların dayandıkları dosyada sureti bulunan tapu senedinde ise, 1186 parselin 1/5 hisseli olarak ... kızı ..., ... oğlu ..., ... kızı ..., ... oğlu ... ve ... kızı ... ... adlarına tapuda kayıtlı iken 22.11.2002 tarih 6322 yevmiye sayılı işlem ile 8.000.000.000 TL'ye (eski) satışlarından kayıt maliki ... kızı ... görülmektedir. Bu tapu senedine ait herhangi bir dayanağın bulunup bulunmadığı araştırılmış, ... Tapu Müdürlüğü'nden alınan yazı cevaplarında ekte gönderilen tapu senedinin sahte olduğu, tapu senedinde yazılı 22.11.2002 tarih 6322 yevmiye sayılı işlemin bu taşınmazla ilgili olmadığı, 6322 yevmiye sayılı işlemin ... Köyü'nde 311 ve 359 parsellerin satışı ile ilgili bulunduğu belirlenmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan alınan 02.07.2010 tarihli yazı cevabında da dayanak tapu senet suretinde tapu müdürü olarak görünen... ile ilgili bir soruşturma yapılmadığı, dava dilekçesinde ismi geçen ... ile ilgili de herhangi bir tahkikata rastlanmadığı bildirilmiştir.
Mahkeme gerekçesinde davacının dayandığı tapu senedinin sahte olduğu, satışa ilişkin resmi akit olmadığı, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden davacının 1186 parseli davalılardan satın aldığı, parasını ödediği, davacıya sahte tapu senedi verildiği, bu nedenle halen kaydın davalılar adına göründüğü, davacıya verilen tapu senedinin sahte olması sebebiyle tapu iptali ve tescil talebinin kabul görmeyeceği, ancak terditli istek bakımından dava konusu yerin dava tarihi itibariyle belirlenen değerinin davalılardan tahsili gerektiği açıklanarak yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkemece davanın harici satış ve zilyetliğe dayalı mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat talebi olarak değerlendirildiği görülmektedir.
Tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışı TMK'nun 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 ( 818 sayılı BK'nun 213. madde 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60. ve 89 maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir hak bahşetmez. TMK'nun 706. maddesinde öngörülen resmi şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartıdır. Bu husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesinde "taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi şarttır" şeklinde açıklanmıştır. Bu nedenle davacı tarafın resmi memur önünde yapılmayan harici satış senetlerine değer verilemez ve buna dayalı
olarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamaz. Geçersiz sözleşmeden kaynaklanan satış bedelinin ise uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları, tefe-tüfe endeksleri, altın, döviz fiyatlarındaki artış oranları, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar ile 10.07.1940 tarih, 1939/2 Esas, 1940/77 Karar ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin diğer taraftan istenmesi uygulamada kabul edilmektedir. Taraflar arasında sözleşme ile alacak borç ilişkisi doğar. Mahkemece bu kurallar gözetilerek yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak dosyada geçersiz de olsa davacı ile davalılar arasında yapılmış yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Mahkeme, sahte olduğu kabul edilen dayanak tapu senedinden hareket etmiş ise de bu senette davalıların imzaları olmadığı gibi bu senedin oluşumuna esas bir belge veya delil de sunulmamış, davalıların imzalarını taşıyan herhangi bir belge de ibraz edilmemiştir. Sahte olduğu kabul edilen dayanak tapu senedinin davalılar açısından geçersiz bir sözleşme olarak kabul edilmesine de bu nedenle imkan bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle harici satışa ilişkin kurallar somut olayda davalılar yönünden uygulanamayacağından davacının davasının tümü ile reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece dayanak belgeye farklı anlam yüklenerek yazılı şekilde bedele ilişkin davacı lehine hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalılara verilmesine, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 2.045,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy