MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... mirasçıları ... ve müşterekleri ile Hazine, ... mirasçıları ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının Hazine yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 01.03.2012 gün ve 322/127 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davacılar ... ve müşterekleri vekili, duruşmasız olarak bir kısım davacılar ... ve müşterekleri ve davalı Hazine vekili taraflardan istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 01.10.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar ... ve müşterekleri vekili Av. ..., davalı Hazine vekili Av. ... ve karşı taraftan davalılar ... ve müşterekleri vekili Av. ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, asıl ve birleşen dosyada, taşınmazın iskanen 1928 yılında miras bırakanları ... oğlu ...’e verildiği tarihten itibaren zilyet ve tasarruflarında olduğunu, davayı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46. maddesine göre açtıklarını ileri sürerek kadastro çalışmaları sonunda Hazine adına tescil edilen dava konusu 52 parselin tapu kaydının iptali ile veraset ilamları ve satışlar gözetilerek hak sahibi görünen iskan kayıt malikinin mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, taşınmazın niteliği itibarıyla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46.m.de öngörülen yerlerden olmadığı gibi davacıların dayandıkları delillerinde 46.m.de sayılan belgelerden olmadığını, bu maddede yazılı taşınmazların iskan suretiyle yada toprak tevzi suretiyle verilen yerler olduğunu, davacının iddiasının yerinde bulunmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.İskan kaydında kayıt maliki görünen ... oğlu ...’in diğer mirasçıların da davada yer almaları sağlanmış, davalı olarak gösterilmişlerdir.Mahkemenin önceki kararlarının Daire tarafından iki kez bozulması üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın Hazine dışındaki davalılar yönünden husumetten reddine, Hazine yönünden davanın kabulü ile ... ili ... ilçesi ... 52 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapusunun iptali ile kök muris ... mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili ile bir kısım davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.Dava konusu yapılan 25500 m2 miktarlı tarla vasfındaki ...’de bulunan 52 parsel, 07.01.1975 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sonunda Hazine adına tesbit ve tapuya tescil edilmiştir.
Davacının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/2.maddesinde belirtilen iki yıllık sürede açtığı anlaşılan davasının “…dayanak belgenin iskan kaydı olmayıp vadeli satış belgesi olduğu…” gerekçesi ile reddine ilişkin kararı, davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairenin 9.5.2006 tarih 2006/243 Esas 2006/3202 Karar sayılı ilamı ile kısaca “Dosya arasında bulunan ve uzman bilirkişi tarafından Türkçe’ye çevrilen belgeler İskan Kanunu'na göre yapılan tevzidir. Söz konusu tevzi defterinin 17.sırasında ... Mevkiindeki sınırları gösterilen 33 dönümlük yerin borçlandırılmak suretiyle ... oğlu ...’e verildiği açıklanmıştır. Taşınmazın bulunduğu yerde yapılan keşifte dayanak iskan kaydının dava konusu parsele uyduğu ve davacılar ile miras bırakanları olan ...oğlu ...’in tasarrufunda olduğu bildirilmiştir. Bu açıklamalar karşısında davacılar lehine kazanma koşullarının oluştuğunun kabulü gerekir” gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda yazılı şekilde kabule karar verilmiştir.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, davacılar lehine kazanma koşullarının oluştuğu hususu bozma ilamında tesbit edilmiş olup taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak teşkil edeceğine, ... ve ...’ya ait payların da satın alındığı iddiası ispatlanamadığına göre davanın kabulü ile iskan kayıt maliki ... oğlu ...’in tüm mirasçıları lehine miras payları oranında tesciline karar verilmesi yerinde olduğundan bir kısım davacılar vekilleri ile davalı Hazine vekilinin aşağıda yazılı hususlar dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.HMK.nun 308. maddesine göre “ kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir.” Aynı Yasanın 311. (HUMK.nun 95) maddesine göre feragat ve kabul kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.Davayı kabul, davalının davacının açtığı davada ileri sürdüğü talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabulün mahkemeye yönelik olarak yapılması gerekir ve kabul davalının tek taraflı irade beyanı ile tamamlanır; ayrıca davacının ve mahkemenin rızasına gerek bulunmamaktadır. Kabul, ancak tarafların üzerinde tasarruf edebilecekleri davalarda sonuç doğurur. Somut olayda tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri tapu iptali tescil talebine ilişkindir.Mahkemece toplanan deliller doğrultusunda kabule karar vermesi yerinde ise de iskan kayıt maliki ... oğlu ...’in mirasçılarından ...’nin oğlu ...’in 12.2.2005 tarihinde öldüğü, eldeki davanın yargılaması sırasında 05.12.1997 tarihli yargılama oturumunda verdiği imzası ile de tasdikli ifadesinde, “…Annesi ...’nin paylarını 1963 yılında dayısı ...’in oğullarından ... ve ...’a sattığını, bu taşınmazda herhangi bir payları olmadığını, böyle bildiğini ve bu sebeple ... ve ...’ın açtığı davayı kabul ettiğini…” bildirmesi karşısında, ... ve ...’nın paylarını sattıkları ispat edilememiş olmakla birlikte bu beyanın davanın kabulü niteliğinde olduğu, yukarıdaki açıklamalar da gözetilerek kabule göre işlem yapılıp ... payının lehine kabul beyanında bulunduğu ... ile ... mirasçıları adına miras payları oranında tesciline karar verilmesi gerekirken, ...’in kabul beyanı gözden kaçırılarak, ...’e (ölümü ile mirasçılarına) de pay verilecek şekilde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bir kısım davacılar vekillerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerindedir.Dava 06.10.1989 tarihinde 12.750.000 TL (eski) değer üzerinden harç yatırılarak açılmış, 14.10.1997 tarihinde açılan birleştirilen davada da değer eski para ile 101.000.000 TL (eski) olarak gösterilmiştir. Mahallinde yapılan keşifte taşınmazın m2’sinin 15.000 TL (eski) olarak belirlenmesi üzerine toplam 382.500.000 TL (eski) üzerinden harç 26.6.1992 tarihinde tamamlattırılmıştır. Mahkemenin 23.1.1998 tarihli red kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş, bu karar Dairemizin 9.5.2006 tarihli kararı ile bozulmuş ve bozma ilamına karşı davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteği ise Dairenin 30.10.2006 tarih 2006/6620 Esas 2006/6426 Karar sayılı ilamı ile reddedilirken, dava değerinin 382.500.000 TL (eski) olduğu açıkça vurgulanmıştır. Bu karar sonrasında yatırılmış herhangi bir harç da yoktur. Bu durumda Mahkemece harcı yatırılan ve Dairenin karar düzeltme ilamında da itibar edilen 382.500.000 TL (eski) değer dikkate alınarak yargılama gideri ve vekalet ücretinin belirlenmesi gerekirken hangi değere göre ne şekilde hesaplandığı anlaşılamayan ve davacı tarafından yatırıldığı kabul edilen 1.515.000 TL. harç ve 10.130 TL nispi vekalet ücreti takdiri doğru değildir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazı da bu bakımdan yerindedir.
Bir kısım davacılar vekilleri ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle bu kısımlara ilişkin hükmün ... payı ile yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin bölümleri bakımından 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21,15 TL peşin harcın istek halinde duruşmalı olarak temyiz eden bir kısım davacılar Erdoğan Özer ve müşkerekleri ile duruşmasız olarak temyiz eden bir kısım davacılardan ... ve müştereklerine ayrı ayrı iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy