MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
..., dahili davacılar ... ve müşterekleri ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 08.03.2012 gün ve 2172/273 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, miras yoluyla intikal, taksim ve 70 yılı aşan eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak 5702 ve 5821 parselin tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 26.09.2009 tarihinde davacının ölmesi üzerine mirasçıları vekâlet vermek suretiyle davayı sürdürmüşlerdir.
Davalı ... vekili, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne,5702 ve 5821 parsellerin tapu kayıtlarının iptaliyle davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarla niteliğindeki 5702 ve 5821 parsellerin, 31.07.1963 tarih 732 ve 885 sayılı tapu kayıtları kapsamında kaldıkları, 4753 sayılı Kanun uyarınca Toprak Tevzi Komisyonu tarafından 5913, 5972 parsel olarak ... adına belirtildiği, 20 yıldan fazla süre ... zilyetliğinde olduğu açıklanarak 1991 yılında ... adına tespit edilmiş, kadastro tutanaklarının 03.05.1996 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kayıtları oluşmuştur.
Dava; belirtme öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu açıklanarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasa uygun bulunmamaktadır. Davacı ... vekili tarafından tapu iptali ve tescil davası açılmıştır. Dosya arasında bulunan mirasçılık belgesine göre, davacı ..., 26.09.2009 tarihinde yargılama sırasında ölmüş, mirasçıları davada taraf durumunu almışlardır. TMK'nun 28.maddesi uyarınca kişilik ölümle son bulur. Öte yandan 04.05.1978 gün ve 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ölü kişi adına tescile karar verilemeyeceği gibi dava tarihinde ölü bulunan kişiye karşı dava da açılamaz. Ölü kişi adına tespite ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 30.maddesi hükmünün genel mahkemelerde uygulama yeri de bulunmamaktadır. Davacı ...’ın ölümünden sonra mirasçıları vekâletname vermek suretiyle davada taraf durumunu almış ve davayı yürütmüş olmalarına karşılık mahkemece ölü kişi adına tescile karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır.
2013/2681-5640 -2-
Bundan ayrı; dava konusu 5702 parselin belirtmesinde, orta malı mera niteliğindeki yerlerden olduğu, zilyetlik belgesinin bulunmadığı açıklanarak 1962 yılında ... adına belirtilerek 31.07.1963 tarih 885 sayılı tapu kaydı ile ... adına tescil edilmiştir. Tevzi paftasında taşınmazın sınırındaki alan orta malı mera olarak işaretlenmiş, bu yer kadastro sırasında 5704 parsel numarası verilerek ham toprak niteliğinde ... adına tespit edilmiştir. Gerek belirtme tutanağında orta malı meradan elde edilen yerlerden olduğunun açıklanması, gerekse çevresinde eylemli hali arazi bulunması dikkate alındığında taşınmazın öncesinin orta malı mera olduğu ve meradan elde edilen yerlerden bulunduğunun kabulü gerekir. Meralar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup özel mülkiyete konu olamayacakları gibi süresi neye ulaşırsa ulaşsın zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemezler. Mahkemece bu hususların göz ardı edilerek 5702 parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 15.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy