......
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ....... verilen 10.10.2012 gün ve 119/179 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedeniyle 597 ada 14 ve 15 parsellerin Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazların yirmi yılı aşkın süredir hiç kimse tarafından kullanılmadığını, fiili zilyetlikle bağdaşmayan vergi kayıtlarının mülkiyete dayanak oluşturmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının kabulü ile .......14 ve 15 parsellerin Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, 1999 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu 597 ada 14 parsel, 1937 yılı 1235 tahrir sıra nolu vergi kaydı ile ......adına kayıtlı iken, bedeli mukabilinde ........satılarak zilyetliğin devredildiği, .........taşınmazı 1990 yılında ismi bilinmeyen........olduğu söylenen ve kimliği tespit edilemeyen şahsa satarak zilyetliği devrettiği, herhangi bir hak kaybına neden olmamak için ... adına tespitinin yapıldığı belirtilmek suretiyle; yine dava konusu 597 ada 15 parsel, 1937 yılı 1238 tahrir kaydı ile sabuncu........adına kayıtlı olup, 1968 yılında......ilyetliği devrettiği, ......1991 yılında burayı ismi bilinmeyen İstanbul'lu olduğu söylenen ve kimliği tespit edilemeyen şahsa satarak zilyetliği devrettiği, herhangi bir hak kaybına neden olmamak için ... adına tespitinin yapıldığı belirtilmek suretiyle Hazine adına tespit edilmiş ve tutanakları 04.09.2003 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildikleri anlaşılmıştır.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya arasında bulunan.......cevabi yazısında; dava konusu 597 ada 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazların ..........
Koruma Kurulu'nun 27.12.1992 tarih 2900 sayılı kararı ile onaylanan "1.derece doğal sit alanında" kaldığının tespit edildiği bildirilmiştir. 2863 sayılı Yasa'nın 11. maddesine göre ......Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemezler. 2873 sayılı ........ maddesine göre ise ......alan yerlerin tapuya tescili mümkün değildir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin 2873 sayılı ....... maddesi hükmü gereği.......olarak belirlenip ilan edilip edilmediğini ...... sormak, 2873 sayılı Yasa'nın 5. maddesi hükmüne göre kamulaştırılıp kamulaştırılmadığını araştırmak, aynı Yasa'nın 15. maddesine göre bu gibi yerlerin tapuya tescilinin yasak olduğunu gözetmek ve yapılacak keşif sırasında arkeolojik sit haritalarının arkeolog bilirkişi ve teknik bilirkişi aracılığıyla mahalline uygulamak, taşınmazın birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanında kalıp kalmadığı .......ahasında olup olmadığı konusunda tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık, karşılaştırmalı ve gerekçeli bilirkişi raporu ve krokisi alınmasını sağlamak, uzman bir ziraat bilirkişisinden uyuşmazlık konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı, hangi tarihten itibaren kültür ve ziraat arazisi olarak kullanıldığı konusunda yine tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık karşılaştırmalı ve gerekçeli bilirkişi raporu alarak, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları tüm bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
........