MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVATÜRÜ: Katkı payı alacağı
... ile ...aralarındaki katkı payı alacağı davasının reddine dair ... 3. Aile Mahkemesi'nden verilen 12.09.2012 gün ve 39/29 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 3187 ada 4 numaralı parselin 1/2 hissesinin vekil edeni adına tapuya kayıtlı iken evlilik birliği içinde tapuda satış gösterilmek suretiyle davalı eşe devredildiğini, bedel alınmadığını, vekil edeninin kişisel malı olduğunu açıklayarak, fazla hakları saklı tutulmak suretiyle 10.000 TL katkı payı alacağının yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, zamanaşımının dolduğunu, davaya konu taşınmaz için davacının açtığı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davanın reddine karar verildiğini ve kesin hüküm teşkil ettiğini, katkı payı talebinde bulunulamayacağını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, TMK'nun 178.maddesinde belirlenen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, kaldı ki bağıştan dönme koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Taraflar 13.11.2001 tarihinde evlenmiş, 14.07.2003 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 25.04.2006 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. Dava konusu ..., ...'da 3187 ada 4 parselin 1/2 payı 16.11.2001 tarihinde satın alma yoluyla davalı adına tescil edilmiştir. Dosya içinde uyuşmazlığa konu taşınmazın öncesine ilişkin tapu kaydı ve resmi akit olmamakla birlikte, tarafların itiraza uğramayan beyanlarına göre nizalı pay davalıya davacı tarafından devredilmiştir.TMK'nun 179.maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. Taraflar arasında başka bir mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı MK'nun 170. maddesi uyarınca "mal ayrılığı", bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise 4721 sayılı TMK'nun 202. maddesi hükmü uyarınca yasal "edinilmiş mallara katılma" rejimi geçerlidir. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir.Dava konusu taşınmazın davalı adına edinim tarihine göre, eşler arasında 743 sayılı MK'nun 170. maddesi hükmü uyarınca mal ayrılığı rejimi geçerli olduğundan uyuşmazlık Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulmalıdır. Taraflar arasındaki taşınmaza dayalı katkı payı iddiasına yönelik uyuşmazlıkta Borçlar Kanunu'nun başka türlü hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava için öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresini öngören 125.maddesindeki düzenlemenin uygulanması gerektiği açıktır. Açıklanan nedenle davanın zamanaşımının dolmuş bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması doğru değildir.Ancak, nizalı taşınmazın 1/2 payı davalıya davacı tarafından eşler arasında MK'nun 170.maddesine göre mal ayrılığı rejiminin geçerli bulunduğu dönemde aktarılmıştır. 743 sayılı MK'nun yürürlükte bulunduğu, 01.01.2002 tarihinden önce eşler arasında yasal mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde, karı ve kocanın diğerinden katkı payı karşılığında tazminat isteyebilmesi için mutlaka parasal veya parayla ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkısının bulunması gerekir. Somut olayda; evliliğin davacının yurtdışına gidebilmesi için gerçekleştiği, taşınmazın da bu amaçla davalıya bedelsiz verildiği davacı tanıkları tarafından ifade edilmiştir. Nitekim dava dilekçesinde de davacıya ait kişisel malın davalıya bedelsiz aktarıldığı belirtilmektedir. Davacı tarafından ileri sürülen nitelikteki işlemin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 234 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 285) ve devamı maddeleri gereğince gizli bağış niteliğinde bulunduğu açıktır. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 244 vd. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295.vd.) maddeleri gereğince bağıştan rücu konusunda genel mahkemelerde ancak dava açılabilir.Davanın açıklanan bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken, bir yıllık zamanaşımının geçtiği, kaldı ki bağıştan rücu koşullarının oluşmadığı görüşüyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de, dava redle sonuçlanmış olup, hüküm sonucu itibariyle doğru bulunmaktadır.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Usul ve Yasa hükümlerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK'nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy