MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
... ve ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali, tescil ve tazminat davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.07.2011 gün ve 537/517 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan ... ve müşterekleri vekili ile davalılardan ... ve müşterekleri vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde; 3903 parsel sayılı taşınmazın, kayıt maliki ...'ın ölümü ile oğlu davalı ...'a intikal ettiğini, davalının diğer kardeşlerinin paylarını satın aldığını ve parselin tamamını 13.12.1962 tarihli harici senetle vekil edenine satıldığını, satış tarihinden itibaren taşınmazın çekişmesiz ve aralıksız zilyetliğinin vekil edeninde bulunduğunu, Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesi uyarınca harici satışla birlikte 10 yıllık çekişmesiz ve aralıksız zilyet olma koşulunun vekil edeni bakımından oluştuğunu açıklayarak, parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tescilini, bu talebi kabul edilmediği takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 8.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... ile yargılama sırasında davaya dahil edilen bir kısım davalılar vekili, harici satış iddiasını kabul etmediklerini, vekil edeni ...'ın diğer mirasçıların paylarını satın almadığını, kayıt maliki ...'ın bir kısmına davanın yöneltilmediğini, tapu iptali ve tescil istemi yönünden Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtikten sonra eldeki davanın açıldığını, tapulu taşınmazın haricen satışının geçersiz olduğunu, tazminat isteminin zamanaşımına uğradığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Davaya dahil edilen kayıt malikinin mirasçıları ..., ... ve ... davaya cevap vermemiş yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, "3903 parsele ilişkin tapu iptali davasının yasal şartları oluşmadığından reddine, terditli talep edilen tazminat davasının kabulü ile, talep gibi 8.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan hisseleri oranında tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına" karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici satış ve zilyetliğe dayalı mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de; davada usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadığı gibi, hükmün kabul ve redde yönelik bölümlerinin gerekçesi karar yerinde açıklanmamıştır.
Nizalı 3903 parsel, 21.06.1961 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında 1655/1 nolu vergi kaydının revizyonu ile ... adına bağ niteliği ile tespit edilmiş, tutanağın itirazsız kesinleşmesi ile 18.04.1963 tarihinde tapu oluşmuştur. Dosya arasındaki ... 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 31.03.2011 tarih, ... Esas ve 478 Karar sayılı veraset belgesine göre, kayıt maliki 20.06.1962 tarihinde ölmüş olup, taşınmaz TMK'nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi taşınmazlarda tapu iptali ve tescil davalarının kayıt malikinin tüm mirasçılarına yöneltilmesi gerekmektedir. Dava, başta sadece mirasçı ...'a yönelik olarak açılmış, yargılama sırasında bir kısım mirasçılar da davaya dahil edilmiş ise de; kayit malikinin 11.08.2010 tarihinde ölen oğlu ... mirasçılarının davada yer almadığı saptanmıştır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, Mahkemece kendiliğinden gözetilir. Mahkemece, taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan; mahkemenin tapu iptali ve tescil davasına ilişkin gerekçesi soyut beyanlardan ibaret olup, red gerekçesinin ne olduğu somutlaştırılmamıştır. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasanın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK'nun 297. (Mülga HUMK'nun 388.) maddesi uyarınca; Mahkemece, gerekçelerini açıkça kaleme aldığı anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte bir hüküm kurulmalıdır.
Bir kısım davalılar vekilinin bedele yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, davacının tutunduğu 13.12.1962 tarihli harici satış senedininin keşifte yerel bilirkişi, tanıklar ve teknik bilirkişi aracılığıyla zemine uygulanması, kapsamının ve uyuşmazlık konusu parsele uyup uymadığının belirlenmesi, uyduğunun saptanması halinde, senette yer alan bedelin, uyarlama ve denkleştirici adelet kuralları ile 10.07.1940 tarih ve 1939/2C, 1940/77 ve 07.06.1939 tarih, ... Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları ve Tefe-Tüfe endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlara, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması bu konuda uzman bilirkişiler, bir hukukçu, bir serbest muhasebeci yada mali müşavir ve bir bankacıdan rapor alınması ve sadece senedin tarafı olan ... bakımından hüküm altına alınması gerekirken, ne şekilde belirlendiği gerekçede açıklanmadan, 8.000 TL tazminatın payları oranında davalılardan tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacı vekili ve bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre şimdilik sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 18,40 TL peşin harcın davacıya, 120'00'er TL peşin harcın davalılardan ... ve müşterekleri ile davalılardan ... ve müştereklerine ayrı ayrı istek halinde iadesine 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy