MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Alacaklı vekili tarafından, borçlu aleyhine Asliye Ticaret Mahkemesi ilamında, vekil edeni lehine hükmedilen gelir kaybı tazminatı, yargı gideri ve vekalet ücreti ile işlemiş faizi olmak üzere toplam 5.553,55 TL alacağının takip tarihinden itibaren asıl alacak kalemlerine işleyecek yıllık % 17,75 ticari faiziyle tahsili amacıyla ilamlı takip başlatılmış, borçlu vekili, bu alacaklara % 17,75 TL ticari avans faizi işletilmesinin ilama aykırı olduğunu belirtip İcra emrinin iptalini talep etmiş, Mahkemece icra emrinde istenen 4.017,00 TL ilam vekalet ücreti dışındaki yargı gideri ve gelir kaybı tazminatına ticari faiz işletilmesine ilişkin kısmın iptaline ve ilam karar tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, bunun dışında şikayetin reddine karar verilmiştir.
Borçlu vekili, vekalet ücretine ticari faiz işletilmesi yönündeki Mahkeme kararının bozulması istemiyle hükmü temyiz etmiş, Mahkemece ek karar ile İİK'nun 363. maddesine göre kararın temyizinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosya incelendiğinde, icra emrinde 4.017,00 TL vekalet ücretine takip tarihinden sonra istenen işleyecek faiz oranına ve niteliğine itiraz edildiği, ihtilaflı kısmın ulaşacağı miktarın belirli olmadığı görülmektedir. Bu nedenle Mahkemenin kararın İİK'nun 363. maddesi kapsamında kesin nitelikte olduğu yönündeki kabulüne katılmak mümkün olmadığından, 17.10.2012 tarih ve 2012/608 Esas 2012/784 Karar sayılı temyiz isteminin reddine dair ek kararının kaldırılmasına oy birliğiyle karar verilerek, temyiz itirazının incelenmesine geçilmiştir.
İlamda temelde yargı gideri niteliğinde olan vekalet ücretinin ticari faizle tahsiline ilişkin hüküm bulunmamaktadır. İlamın hüküm kısmının aynen infazı zorunlu olup dar yetkili İcra Mahkemesi yorum yoluyla hüküm fıkrasını değiştiremez. (HGK'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 Esas, 1997/776 Karar).
Takip dayanağı ilamda faizin başlangıcı konusunda bir hüküm bulunmaması halinde, karar tarihinden itibaren faiz istenebilir. (HGK'nun 05.04.2000 tarih ve 2000/12-739 E. - 2000/746 K.) (HGK'nun 04.07.2001 tarih ve 2001/2-565 E.) Bu durumda istenebilecek olan faiz, 5335 sayılı Yasa ile değişik 3095 sayılı Yasanın 1. maddesinde düzenlenen yasal faizdir.
O halde Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler nazara alınarak, borçlunun vekalet ücretine uygulanan ve uygulanacak faize itirazının kabulü ile takipte yasal faiz oranlarının uygulanabileceği yönünde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy