MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de ;
Alacaklılar tarafından ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.12.2010 tarih ve 2008/348 Esas, 2010/579 Karar sayılı “62.219,46 TL alacağın 24.11.2007'den itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte tahsiline” ilişkin ilamın takibe konulduğu, borçluya örnek 4-5 numaralı icra emri tebliğ edilerek hükmedilen asıl alacak ile 56.070,25 TL işlemiş faizinin talep edildiği görülmektedir. Borçlunun ilama aykırı olarak fahiş faiz talep edildiği yönündeki itirazı üzerine Mahkemece, bilirkişiden rapor alındığı, hükme esas alınan bu raporda 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesindeki faiz uygulanma tarihleri ile T.C. Merkez Bankası'nın yayınladığı reeskont faiz oranları nazara alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır.
İlamlı takipte, mahkeme tarafından yazılıp, imza olunan ve mahkeme mührü ile mühürlenerek taraflara verilen böylece ilam niteliğini kazanan karar dayanak gösterilerek takip başlatılır, icra emri de buna göre düzenlenir. İcra müdürünün veya icra hakiminin ilamın hüküm fıkrasının değiştirilmesi anlamına gelecek işlem ya da yorum yapması mümkün değildir. Para alacağını içeren bir ilamda faize de hükmedilmiş ise alacaklı takip talebinde faiz oranını ve faizin başladığı günü göstermek suretiyle faiz isteminde bulunabilir. Faiz talep edilmesi halinde, İİK'nun 32. maddesindeki “hükmolunan şeyin cinsi ve miktarının icra emrinde gösterileceği” düzenlemesi karşısında talebin ilamın hüküm fıkrasında yazılı cins, miktar veya hesap tarzına uygun olarak gösterilmesi gerekir. Borçluya gönderilen icra emri, kanuna ve özellikle ilama veya takip talebine aykırı ise, borçlu icra emrinin veya ilamlı icra takibinin düzeltilmesi için icra mahkemesine şikayet yoluna başvurabilir (İİK 41, 16/1, 2. maddeleri). Şikayeti inceleyecek icra mahkemesinin yetkisi ise sınırlıdır. Bu nedenledir ki, yerleşik yargısal uygulamada ilamların infaz edilecek kısmının hüküm bölümü olduğu, hüküm içeriğinin aynen infazı gerektiği ve gerek icra dairesinin gerekse sınırlı yetkili icra mahkemesinin ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip olmadığı kabul edilmiştir. (HGK 8.10.1997 tarih 1997/12-517 E., 1997/776 K.; 22.3.2006 gün 2006/12-92 E., 2006/85 K.; 25.6.2008 gün 2008/12-45 E., 2008/453 K.).
5335 sayılı Kanun 3095 sayılı Kanun'un 1.maddesini değiştirmiş maddede hesap tarzı belirlenen yasal faizin T.C. Merkez Bankası'nın belirlediği reeskont oranları üzerinden hesaplanması yöntemi terk edilmiştir. Bu durum sadece bu tarihten sonra yasal faizin belirtilen reeskont oranlarından bağımsız düşünüleceği anlamına gelmekte olup, Merkez Bankası'nın kendi Kanunundan aldığı (1211 sayılı T.C. Merkez Bankası Kanunu'nun 4651 sayılı Kanunla değişik “ilan edilecek hususlar” başlıklı 39. maddesinde) kendi işlemlerinde uygulayacağı reeskont iskonto ve faiz hadleri belirleme, ilan etme görev ve yetkisi devam ettiğinden ve bu hadler belirlenebilir olduğundan, ilamda reeskont oranına hükmedilmesi veya sözleşmede açıkça kabul edilmesi halinde, T.C. Merkez Bankası'nca belirlenmekte ve ilan edilmekte olan reeskont oranı üzerinden faiz hesaplanabilmesine engel teşkil etmez.
Bu durumda şikayet konusu takip dayanağı ilamda açıkça alacağın “reeskont faizi ile tahsiline” karar verildiği ve Mahkemece hükme esas alınan raporda ilama uygun olarak bu oranların nazara alındığı görülmekte ise de, 3095 sayılı Yasa'nın 4489 sayılı Yasa ile değişik 2. fıkrasında yer verilen dönemlere (30 Haziran, 31 Aralık) göre oranların uygulanarak hesaplama yapılması doğru değildir.
O halde Mahkemece anılan ilkeler doğrultusunda T.C. Merkez Bankası reeskont işlemleri için açıkladığı oranların değiştiği tarihlerde uygulanacağı gözetilerek, bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. ve İİK'nun 364. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 20.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy