MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı ve ziynet alacağı
... ile ... aralarındaki katılma alacağı ve ziynet alacağı davasının reddine dair ... 2. Aile Mahkemesi'nden verilen 11.10.2012 gün ve 1245/823 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, evlilik birliği içinde edinilen ve davalı adına kayıtlı olan ... plaka sayılı aracın boşanma davasından sonra satılarak davalının babası adına kayıtlı ... plakalı aracın edinildiğini ve düğün sırasında davacıya takılan altınların davalının ailesi tarafından alındığını açıklayarak araç için 15.000 TL ve altınlar için 5.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 21.06.2012 tarihli dilekçesi ile araçtan kaynaklanan katılma alacağını 12.300 TL, ziynetlerden kaynaklanan alacağı 25.407 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili; davacının ... adlı bir şahısla kaçarken yanında değerli eşyalarını da götürdüğünü, ... plakalı aracın davalı adına kayıtlı ise de, davalıya babası tarafından alınıp sonradan satıldığını bildirmiş ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacıya düğünde takılan altınların davalı tarafından alındığı ispatlanmadığından ve araçtan kaynaklanan katılma alacağının davacının sadakatsiz davranışları bulunduğundan davanın reddine karar verilmesi üzerine; Hüküm, davacı vekilin tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar, 09.12.1998 tarihinde evlenmişler, 09.07.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin kararının 23.11.2010 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca eşler arasında mal ayrılığı rejimi, 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 09.07.2009 tarihine kadar 4722 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince, eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden TMK'nun 202. maddesine göre edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.Dosya kapsamı ve dava dilekçesindeki açıklamalara ve aracın 22.09.2008 de edinilmiş olmasına göre; davacı vekilinin talebi araç üzerindeki katılma alacağı ve genel hükümlere dayanan ziynet alacağı isteğine ilişkindir.Mahkemece, davacının sadakatsiz davranışları nedeniyle TMK 236/2 maddesi gereğince katılma alacağı isteğinin reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki boşanma davası TMK'nın 166. maddesinde düzenlenen şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı olarak açılmış ve Mahkemece bu hukuki nedene dayalı olarak boşanma kararı verilmiştir. TMK 236/2 gereğince katılma alacağının hakim tarafından takdiren kaldırılması veya azaltılması için boşanma davasının TMK'nun 161. maddesinde düzenlenen özel boşanma nedenlerinden zinaya veya cana kast'a dayalı olarak açılması ve mahkemeninde bu çerçevede boşanmaya karar vermiş olması gereklidir. Somut olayda taraflar arasındaki boşanma şiddetli geçimsizlik nedenine dayandığına göre, katılma alacağının kaldırılmasına karar verilemez. Mahkemece, bu bakımdan gösterilen gerekçe dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Katılma alacağı isteğine ilişkin davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması gereklidir. Dava konusu 3 US 427 plaka sayılı aracın taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 2008 yılında edinilmesi ve TMK'nun 222. maddesine göre bir eşin bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılır karinesinin aksinin davalı tarafından kanıtlanmamış olması karşısında, mahkemece aracın edinilmiş mal kabul edilerek elen çıkarıldığı 30.06.2009 tarihindeki satım değerinin yarısına TMK'nun 236. maddesi gereğince katılma alacağı olarak karar verilmelidir. Davacı vekilinin düğünde takılan ziynetlere ilişkin talebi yukarıda açıklandığı üzere genel hükümlere dayalı alacak niteliğindedir. Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerektiğinden varlığı, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığı, götürülmesine engel olunduğu ve evde kaldığını ispat yükü TMK'nun 6. maddesine göre davacıya aittir. Somut olayda düğün resimleri ve CD si ile kuyumcu bilirkişi raporuyla varlığı belirlenen ziynet eşyalarının elinden alındığı veya götürülmesine engel olunduğu kanıtlanmış değildir. Bununla birlikte davacı, dava dilekçesinde "her türlü delil" demek suretiyle yemin deliline de dayanmış olduğundan davacıya, dava konusu ziynet eşyalarının müşterek konuttan ayrıldığı sırada davalı tarafından götürüldüğü ve davalıda olduğu konusunda davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4.(HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy