MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı
... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 2. Aile Mahkemesi'nden verilen 01.11.2012 gün ve 339/521 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, davacı ile davalının 2009 yılında boşandığını, evlilik birliği içinde 169 ada 20 parsel ve 7074 ada 14 parsel sayılı taşınmazların edinilerek davalı adına tescil edildiğini, her iki taşınmazda da davacının 1/2 payı bulunduğunu açıklayarak taşınmazlardan birinin tapusunun iptaliyle davacı adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 80.000 TL'nin ve birleşen 2010/187 Esas sayılı dava dilekçesiyle; evlilik birliği içinde, birliğin devamı ve müşterek iki çocuğun masrafları için davacının banka kredisi kullandığını, halen ödemesi devam eden bu borçlardan davalı kadın da sorumlu olduğundan davalının payına düşen kısmın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının ...'de işçi statüsüyle hemşire olarak çalıştığını, elde ettiği maaş geliri ve ziynetlerini satarak 1981-1982 yılında ... İş'in yaptırdığı kooperatife üye olduğunu, bu kooperatif vasıtasıyla edindiği taşınmazı satıp ve üzerine emekli ikramiyesini de katarak dava konusu 7074 ada 14 parseli satın aldığını, dava konusu 169 ada 20 parsel sayılı taşınmazın 1992 yılında davacının muhalefetine rağmen davalı tarafından kooperatif vasıtasıyla edinildiğini, her iki taşınmazda da davacının katkısı bulunmadığını, birleşen davada dava konusu edilen banka kredilerinin davacının kendi lüks harcamaları finanse etmek amacıyla kullanıldığını bildirmiş ve davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece, ferdileşme yoluyla davalı adına 1995 ve 1997 yılında tescil edilen taşınmazlara ilişkin tapu iptali ve tescil isteğinde bulunulamayacağından tapu iptali tescil talebinin reddine, davacı ve davalı çalışarak gelir elde ettiğinden davacının katkısının kabulüyle birlikte, taraflara ilişkin gelirler belirlenmediğinden 818 sayılı BK'nun 42-43 maddesine göre hesaplanan 43.195 TL katkı payı alacağının davalıdan tahsiline ve birleşen davada, davacı tarafından kullanılan tüketici kredisinin evlilik birliği içinde harcandığı ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Taraflar, 30.06.1978 tarihinde evlenmişler, 10.10.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 29.06.2009 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/son maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir. Bu durum karşısında eşler başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerinden evlilik tarihi olan 30.06.1978 tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 ye kadar mal ayrılığı, ve bu tarihten boşanma davasının açıldığı 10.10.2008 tarihine kadar yasal mal rejimi olarak kabul edilen edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Dava dilekçesinin içeriği, ve dava konusu taşınmazların tamamının 01.01.2002 den önce edinilmiş olmasına göre davacının taşınmazlardan kaynaklanan isteği 743 sayılı sayılı TKM'nin 170. maddesi gereğince taraflar arasında mal ayrılığı geçerli olduğu dönemde edinilen malvarlığına yapılan katkıdan kaynaklanan katkı payı alacağı ve kredi borcuna ilişkin isteği genel hükümlere dayanan alacak isteğine ilişkindir.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, talep edilen tüketici kredisi taşınmazların edinilmesinde, korunmasında veya iyileştirilmesinde kullanılmadığına, aile birliği için yapılan harcamalar ile müşterek çocuklar için yapılan harcamaların davalıdan tahsilinin istenmesi mümkün olmadığına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin banka kredisinden kaynaklanan alacağa ilişkin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA,
Davacı vekilinin taşınmazlardan kaynaklanan katkı payı alacağı isteğine gelince, Mahkemece yazılı gerekçe ile 43.195,00 TL katkı payı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazlardan 169 ada 20 parsel 17 nolu bağımsız bölüm 31.12.1997 ve 7074 ada 14 parsel 22 nolu bağımsız bölüm ise 08.02. 1995 tarihinde taraflara arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilmiştir. 743 sayılı TKM'nin yürürlükte olduğu; 01.01.2002 tarihinden önce eşler arasında yasal mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde karı ve kocanın diğerinden katkı payı karşılığında bir tazminat isteyebilmesi için mutlaka parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle katkısının bulunması gerekir. Somut olayda, gerek davacı ve gerekse davalının taşınmazların edinildiği tarihten önce çalışarak gelir elde ettikleri saptanmış olup, bu saptama gereğince davacının katkısının kabulü doğru ise de, tarafların taşınmazların edinildiği tarihe kadarki gelirleri saptanmadan Mülga 818 sayılı BK'nun 42-43 maddeleri (Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 52. maddesi) gereğince katkı payı alacağına hükmedilmesi doğru değildir.O halde; Mahkemece yapılacak iş; 01.01.2002 tarihinden önce edinilen uyuşmazlık konusu taşınmazlar yönünden tarafların çalışma ve gelirlerine ilişkin tüm belgeler bulundukları yerden getirtilmeli, taşınmazın dava tarihinde ki değeri bilirkişi marifetiyle belirlenmeli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları göz önünde bulundurularak kişisel harcamaları ve 743 sayılı TKM'nin 152. maddesine göre davalı kocanın aileyi geçindirme yükümlülüğü göz önünde bulundurularak taşınmazların edinme tarihi itibariyle tarafların yapabilecekleri tasarruf miktarı hesaplandıktan sonra, toplam tasarruf miktarı karşısında davacının katkı oranının belirlenmesi, kanıtlanması hailinde 7074 ada 14 parselin edinilmesinde kullanılan davalıya ait emekli ikramiyesi miktarı ile düğünde takılan ziynet bedeli belirlenerek kişisel mal olduğundan, taşınmazın değerinden düşülmesi, bundan sonra tespit edilmiş olan oranın taşınmazların belirlenmiş olan dava tarihindeki değeri ile çarpılarak davacının katkı payı alacağının hesaplanması, ondan sonra tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yapılan katkı oranının bilimsel olarak tespit edilemediği hallerde uygulanması mümkün olan Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 52. maddesi (Mülga 818 sayılı BK'nun 42-43 maddeleri) gereğince yazılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire İlamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve 641,45 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy