MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Terekenin resmi tasfiyesinin yapılması
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki terekenin resmi tasfiyesinin yapılması davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.06.2012 gün ve 303/479 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edeninin davalıların miras bırakanı ... ...’dan alacaklı olduğunu, murisin ölümünden sonra alacağın mirasçılarından talep edildiğini, bugüne kadar alacağını alamadığını, vekil edenine ait şirketin 25.04.2012 tarihinde ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/82 Değişik iş E.- 2012/82 Değişik iş Karar sayılı dosyası ile muris ... ... ve mirasçıları aleyhine ihtiyati haciz kararı alınarak 26.04.2012 tarihinde ... 2. İcra Müdürlüğü'nde icra takibi başlattıklarını, murisin mirasçılarının ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/88 Esas sayılı dava dosyası ile mirasın reddi davası açtıklarını ve 18.04.2012 tarihinde reddin tesciline karar verildiğini aynı zamanda ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 03.05.2012 tarih ve 2012/134 Esas 2012/159 Karar sayılı kararıyla mirasçılar yönünden takibin iptal edildiğini açıklayarak muris ... ’ın terekesinin resmi tasfiyesinin yapılmasına, murisin eczanesinde bulunan ilaçların bozulması, tarihlerin geçmesi vs. nedenlerden dolayı bu ilaçların kıymet takdirinin yapılarak acilen satılıp satış bedelinin mahkeme veznesine depo edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda tensiple birlikte karar verildiğinden, davalılar adına dava dilekçesinin tebliğ edilmediği mahkemenin gerekçesinden anlaşılmaktadır.
Mahkemece, “… miras bırakanın alacaklarını elde edemeyeceklerinden inandırıcı sebeplerle kuşku duyan alacaklıların, istedikleri halde alacakları ödenmediği veya kendilerine güvence verilmediği takdirde miras bırakanın ölümünden veya vasiyetnamenin açılmasından başlayarak 3 ay içerisinde terekenin tasfiyesini isteyebilecekleri, bu 3 aylık sürenin hak düşürücü süre olduğu, bu nedenle hakim tarafından her zaman yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alabileceği, 3 aylık hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra resmi tasfiyenin istenmiş bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine” karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklı tarafından TMK.nun 612 ve 636. maddeleri gereğince açılan murisin terekesinin resmi tasfiyesine ilişkindir.
Mahkemece, TMK.nun 633. maddesinde öngörülen sürenin geçirilmiş olması nedeniyle isteğin reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. TMK.nun 612. maddesine göre, “En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras Sulh Hukuk Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.” Aynı Kanun'un 613. maddesinde ise, "Altsoyun tamamının mirası reddetmesi halinde, bunların payı sağ kalan eşe geçer" denilmiştir. TMK.nun 636. maddesi uyarınca “Mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin tasfiyesi, Sulh Hukuk Mahkemesinde iflas hükümlerine göre yapılır” hükmüne yer verilmiştir.
Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında, en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilmiş ve bu sebeple iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabi duruma gelmiş terekenin TMK.nun 612. maddesinin atıfta bulunduğu TMK.nun 636. maddesi gereğince iflas hükümlerine göre, tasfiyesi konusunda gerekli değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken konuyla ilgisi bulunmayan TMK.nun 633. maddesindeki süre gözetilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. TMK'nun 612 ve atıfta bulunduğu aynı Kanunun 636. maddesi gereğince yapılacak terekenin resmi tasfiyesi herhangi bir süreye bağlı tutulmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 20.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy