MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ...2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 22.06.2010 gün ve ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde ve 11.11.2005 tarihli düzeltme dilekçesinde, miras yoluyla intikal, taksim ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik nedenlerine dayanarak, Hazine üzerinde kayıtlı 107 ada 31 parsel kapsamında kalan yaklaşık 8.000 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptaliyle vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, kazanma koşullarının oluşmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur
Mahkemece, önceki kararda davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davanın hak düşürücü süre dolmadan açıldığına, düzeltme dilekçesinin dava tarihi olarak dikkate alınamayacağına işaret edilerek bozma sevkedilmiş, Mahkemece bu kez davanın kabulüne 107 ada 31 parselin tapu kaydının iptaliyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Ham toprak niteliğindeki dava konusu 107 ada 31 parsel, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup ileri de ekonomik yarar sağlanması mümkün olduğu açıklanarak 17.06.1994 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş, kadastro tutanağının 23.03.1995 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuş, tapu kaydında yüzölçümü hatalı olarak 9.108.02 m2 olarak yazılmış ise de eksikten iade üzerine taşınmazın yüzölçümü fiili duruma uygun olarak 622.111,06 m2 olarak düzeltilmiştir.
Dava; TMK'nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14 maddeleri uyarınca tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Uyuşmazlık konusu taşınmaz ham toprak niteliğinde Hazine adına tespit edilmiş olup, davacının kullanımındaki yer 107 ada 31 parsel kapsamında kalan bölümdür. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın çevresinde bulunan 107 ada 14,15,16,17,36 ve 38 parsellere ait tapu kayıtları, kadastro tutanakları ile varsa dayanak belgeleri getirtilmemiş, taşınmazın niteliğinin belirlenmesi bakımından hava fotoğraflarından yararlanılmamış, taşınmazın 3 sınırında dere bulunmasına rağmen jeolog bilirkişi dinlenilmemiştir. O halde; tespit tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait (1965-1974 yılları arası) iki ayrı
zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının ...Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğü'nden, getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, jeolog bilirkişi, teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilecek paftalar ve komşu parsellere ait tapu kayıtları ve dayanak belgelerinin keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü'nden gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1965-1974 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, sınırında bulunan derelerin aktif yatağında ya da etki alanında olup olmadığı, dereye bir tecavüzün bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, komşu parsellere revizyon gören kayıtlar var ise taşınmaz yönlerini ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye krokisi üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacı ile miras bırakanlarının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladıkları, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte imar ve ihyanın tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten tespit tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek yukarıdaki açıklamalarda göz önünde tutularak kendilerinden gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, bir önceki bilirkişinin raporundaki gerekçelerde eleştirilerek aynı konuda görüşünün ortaya konulmasının istenilmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi gerekirken Mahkemece, yukarıda yazılı araştırma ve incelemeler yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan; Mahkemece, 107 ada 31 parselin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Teknik bilirkişi raporunda, tapu kaydında miktar 9.108.02 m2 olarak farklı şekilde yazılı ise de taşınmazın fiili durumunun tapu kaydına yansımadığını, zemindeki miktarının 622.111,06 m2 olduğunu bildirmesi üzerine dosya geri çevrilmek suretiyle tapu kaydının yüzölçümü düzeltildiğine ve 107 ada 31 parselin gerçek yüzölçümü 622.111.96 m2 olup dava A harfiyle gösterilen 8.765.35 m2’lik bölüme ilişkin olduğuna göre, Mahkemece teknik bilirkişi raporundaki açıklamalar gözden kaçırılarak ve taşınmazın gerçek yüzölçümü araştırılmadan hükmün infazında duraksama oluşturacak ve talep aşırı derecede aşılacak şekilde 107 ada 31 parselin tamamı üzerinden iptal ve tescile karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı bulunmaktadır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.