MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı (üçüncü kişi), ... 14. İcra Müdürlüğü'nun 2012/4236 sayılı takip dosyasında yapılan Çalışma ve İş Kurumu Müdürlüğünde bulunan hakedişlerine haciz konulmasında bu hakedişlerin borçluyla bir ilgisi bulunmadığını belirterek şikayetin kabulü ile hakedişler üzerine konan haczin şikayet yolu le kaldırılmasına, dosyaya yatacak hakedişlerin tarafına iade edilmesini istemiştir.
Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; "borçlu ... ile üçüncü şahıs davacı ... arasında İşyeri Sözleşmesi yapıldığı, borçlu 'in ... Edindirme Kursu adlı işyerini ...'na devrettiği, her ne kadar devir sözleşmesinde işyerimle ilgili her nevi resmi dairelerden bilumum hak, alacak ve borçlarımla aktif ve pasifleri ile devrettiğimi beyan ve kabul ederim ibaresi bulunsa da; takibe konu bononun düzenleme sebebi bölümünde (nakten) ibaresi bulunmakta olup, ...'ın işyeri ile ilgili bir borç için düzenlendiğine dair herhangi bir ibare senet metninde bulunmadığı gibi, davalı tarafından Mahkemece bu yönde İİK'nun 169/a-1 fıkrasında belirlenen bir belge de sunulmadığı bu durumda üçüncü kişi ...'nun hakedişlerinin haczedilmesi İİK ve Genel Hükümlere aykırı bulunmuş, bu nedenle şikayet davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğinden" bahsedilerek davacının şikayet davasının kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 33.maddesi uyarınca Türk Hukuku'nu resen uygulamakla yükümlü olan Hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Bu ilke ışığında, dava dilekçesi içeriğindeki anlatımdan ve talep sonucundan uyuşmazlığın, üçüncü kişinin İİK'nun 96 vd. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkına dayalı olarak ileri sürdüğü istihkak iddiasına ilişkin olduğunun kabulü gerekir.
İstihkak davalı ise İİK'nun 97/11.maddesi uyarınca genel hükümler dahilinde basit yargılama usulüne tabidir ve buna uygun olarak tarafların uyarılı davetiye ile duruşma gününden haberdar edilerek öncelikle taraf teşkilinin sağlanması, kendilerine davayı takip etme ve delillerini sunma imkanının verilmesi, 6100 sayılı HMK'nun 321.maddesine de uygun biçimde davaya ilişkin son diyeceklerini bildirme olanağının da tanınması gerekir.
Bu durum, Anayasa'nın 36.maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp, 25.09.1989 tarih 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS'nin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Bunun yanısıra istihkak davaları genel hükümlere göre görüldüğünden 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16.maddesi ile (1) sayılı Tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir. Hal böyle olunca, alacak tutarı ile haczedilen dava konusu mahcuzların değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü anılan Kanunun 28.maddesi uyarınca peşin olarak alındıktan sonra yargılamaya devam olunması gerekir, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe sonraki işlemlerin yapılamayacağını öngören aynı Kanunun 32.maddesine aykırı olarak davaya nisbi harç tamamlanmaksızın devam olunup sonuçlandırılamaz.
Belirtilen tüm bu hususlar gözetilmeden uyuşmazlık şikayet başvurusu olarak ele alınarak dosya üzerinden yapılan inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 25.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.