MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi
... ile ... aralarındaki elatmanın önlenmesi davasının reddine dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 31.05.2012 gün ve 786/674 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dosya da davacı, kendi evi ile davalının evinin sınır olduğunu, davalının samanlık için kullanılmak üzere kendi taşınmazı içerisine beton merdiven yaptığını, ayrıca sınırdaki avlusunu yıktığını açıklayarak davalının haksız müdahalesinin men' ine, merdivenin kal'ine karar verilmesini; birleşen dosyada (2006/785 E.) ise, ... bostanı isimli yerinin davalı tarafından yol olarak kullanıldığını açıklayarak davalının haksız müdahalesinin men' ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, merdiven yaparak davacının taşınmazına müdahale etmediğini, dava konusu yerin kullanımı ile ilgili olarak senet düzenlendiğini, ancak davacının bu yerde hakkı olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 29.03.2012 tarihli oturumda 6100 sayılı HMK'nun 120. maddesi uyarınca davacı tarafa gider avansının yatırılması için iki haftalık kesin süre verilmesine rağmen süresi içinde gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlığa konu dava 21.8.2006 (01.08.2006 birleşen dosya) tarihinde açılmıştır.
Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gider avansı alınmasına yönelik bir düzenleme mevcut değildir. Bu bakımdan davacı açısından kazanılmış hak söz konusudur. Dolayısıyla gider avansı toptan peşin yatırması zorunluluğu yoktur.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 114/g maddesinde ise gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir. Öte yandan 6100 sayılı HMK'nun 448. maddesinde. "Bu Kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır." düzenlemesi yer almakta olup, anılan düzenlemeye göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe gireceğine yöneliktir.
Hal böyle olunca, eldeki davanın 1086 sayılı HUMK'nun yürürlükte bulunduğu tarihte açılmış bulunması, dilekçelerin teati aşamasını geçip tahkikat aşamasına geçilmiş olması nedeniyle 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120. maddesinin eldeki davaya uygulanması söz konusu olamaz. Bu aşamada, HMK.nun 324. maddesi uyarınca sadece delil avansı istenebileceği gözden kaçırılarak gider avansı istenmesi ve verilen kesin süre içerisinde gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kaldı ki; Mahkemece, 29.03.2012 tarihli oturumda davacı vekiline 6100 sayılı HMK'nun 120.maddesi uyarınca gider avansını yatırması için iki haftalık kesin süre verilmiş ve kesin süre içinde gider avansı yatırılmadığı taktirde davanın dava şartı yokluğundan reddedileceği ihtaratı yapılmış ise de; gider avansının miktarı belirlenmediği gibi gider avansının hangi iş ve işlemler için istenildiği de açıklanmamıştır. Bu şekildeki bir ara kararının 6100 sayılı HMK'nun 114/1-ğ ve 115/2. maddeleri gereğince hukuki sonuç doğurması mümkün değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle Usul ve Kanuna aykırı görülen Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya ayrı ayrı iadesine, 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy