MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 06.03.2012 gün ve 115/82 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, kadastro çalışmalarında dava konusu ... İli, Merkez, İkisu Köyü, 125 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, bu parselin 3200 m2'lik bölümünün miras bırakan ... ait olduğunu, Karayolları tarafından taşınmazın bir kısmının kamulaştırıldığını, arta kalan 3200 m2'lik bölümün 50 yılı aşkın süreden beri murisinin ve ölümü ile davacının zilyetliğinde olduğunu açıklayarak davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine, çekişmeli yerin ırmak metrukatı olduğunu ve 1970 yılından beri Hazine adına tescilli bulunduğunu, 125 ada 1 nolu parselin tespitinin doğru olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 03.07.2009 tarihli kararla davanın kabulüne, 25.06.2009 tarihli krokide yeşil renkle boyalı A harfiyle gösterilen 3200 m2'lik kısmın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Söz konusu karar Hazine tarafından temyiz edilmekle Dairenin 08.02.2010 tarih, ... Esas, 2010/563 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur. Mahalli mahkeme bozma ilamına uymuştur. Yeniden yapılan keşif ve araştırmalar sonucunda: 06.03.2012 tarihinde davanın kabulüne dava konusu 125 ada 1 nolu parselin 25.06.2009 tarihli krokide yeşil renkle boyalı A harfi ile gösterilen 3200 m2'lik bölümünün Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile bu kısmın ayrı bir parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, süresi içerisinde Hazine vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu 125 ada 1 nolu parsele ilişkin kadastro tutanağının onaylı sureti getirilmiştir. Kumluk niteliğiyle, 33964,63 m2 olarak, 16.04.1970 tarih ve 12 sıra nolu tapu kaydı esas alınarak 03.10.2012 tarihinde Hazine adına tam mülkiyet üzere tespit görmüş ve itirazsız olarak 30.01.2003 tarihinde kesinleşmiştir. Çap kaydı halen Hazine uhdesindedir. Revizyon gören 16.04.1970 tarih ve 12 sıra nolu tapu kaydı getirilmiştir. Irmak metrukatı kumluk cinsiyle 56500 m2 olarak doğusu:.. Köyü'nden gelen dere ve ... transit yolu, güneyi:... ile çevrili olduğu Devletin
hüküm ve tasarrufu altındaki çay metrukatı olduğundan senetsizden Hazine adına yazıldığı ve 125 ada 1 nolu parsele revizyon gördüğü belirlenmiştir. Tapu kaydının harita ya da krokisi bulunup bulunmadığı, var ise gönderilmediği anlaşılmıştır.
Dairenin yukarıda değinilen bozma kararından önce mahallinde 24.06.2009 tarihinde kesif yapılmıştır. 1950 ve 1840 ? doğumlu yerel bilirkişiler dinlenmiştir. Özetle, taşınmazın 1999 yılında ölen köy halkından ...ye ait olduğunu, bu kişi tarafından arpa buğday ekilerek tarım yapıldığını, taşınmazın... Karayolu yapımı nedeniyle yarısından fazlasının 1985 yılında kamulaştırıldığını, ölümü ile manevi çocuğu... tarafından kullanılmaya devam edildiğini, taşınmazın 8 yıl kadar önce bir şirketin kullanımına bırakıldığını, üzerinin doldurulduğunu, kamulaştırma nedeniyle bedel alındığını söylemişlerdir. Davacı tanıkları 1936 ve 1941 doğumlu kişiler özetle, taşınmazın bir kısmının ... yolu yapımı nedeniyle 25 yıl kadar önce kamulaştırıldığını, kamulaştırma bedelinin ...ödendiğini, geri kalan kısmın muris ve ölümüyle davacı tarafından arpa buğday ekilerek kullanılmaya devam edildiğini, murisin ölümünden sonra taşınmazın o bölgede yol yapım işiyle iştigal eden bir şirketin kullanımına bırakıldığını, şirketin bu taşınmazı yol seviyesine kadar doldurarak ... Parkı olarak kullanmaya devam ettiğini ve bu kullanım nedeniyle davacıya herhangi bir ücret ödenmediğini söylemişlerdir. Keşifte görevlendirilen bilirkişiler dosyada mevcut rapor ve krokilerini sunmuşlardır. Teknik bilirkişilerin 25.06.2009 tarihli 1/2000 ölçekli raporunda A harfiyle özgülenen yeşil renkle taralı 3200 m2'lik yerin dava konusu olduğu açıklanmıştır. Jeolog bilirkişi taşınmazın önceden çay yatağı olduğunu, zaman içerisinde akarsu hareketlerinin stabil hale gelmesiyle dere yatağının yamaç malzemeleriyle dolduğunu, bu alan üzerinde tarımsal amaçlı işlem yapıldığını belirtmiş ve dosyaya üç adet renkli fotoğraf sunmuştur. Ziraat bilirkişi 26.09.2003 tarihli raporunu açıklamıştır. Bozmadan sonra mahallinde yeniden keşif yapılmıştır. Teknik bilirkişiler rapor ve krokilerini dosyaya sunmuşlardır. Ayrıca, Karayolları 10. Bölge Müdürlüğü'nden bu yerde yapılan kamulaştırmaya ilişkin harita gönderilmiştir. Dava konusu yerin kamulaştırma sahasında kaldığı ve İdarenin şantiye sahası olarak tahsisli bulunduğu açıklanmıştır.
Davacının miras bırakanı olan ...'ye ait veraset belgesi dosyasındadır. Bu kişinin 01.01.1999 tarihinde ölümüyle tek mirasçısının manevi evladı davacı olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir.
Uyuşmazlık, kadastro çalışmalarında 125 ada 1 parsel olarak 1970 tarihli ihdas tapusuna dayanarak Hazine adına tespit ve tescil edilen taşınmazın bir kısmının davacının miras bırakanına ölümüyle davacıya ait olup olmadığında toplanmaktadır. Mahkemece yapılan ilk keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanıkları, taşınmazın bir kısmının 1985 yılında kamulaştırılarak bedelinin davacı murisine ödendiğini arta kalan kısmın ise murisin ölümüne kadar kullanıldığını, ölümünden sonra bu yerin yol yapım işini alan bir şirket tarafından şantiye sahası olarak dolgu yapılıp kullanılmaya başlandığını açıklamışlardır. Görüldüğü üzere, dava konusu yerde davacının miras bırakanı ve davacının zilyetliği 1970 yılında Hazine adına ihdas tapusu oluşturulmakla kesilmiştir. Buna rağmen 1985 yılındaki kamulaştırma işlemlerinde davacının miras bırakanına bir kısım yer için kamulaştırma bedeli ödendiği dosyadaki bilgilerden anlaşılmaktadır. 1999 yılından sonraki süreç içerisinde davacının zilyetliği kesilmiştir. Bu yer eylemli olarak yol yapım işinde görevli bir şirketin işgalindedir. Bundan öte dava konusu yerin ...yatağı iken, ırmak sularının zamanla stabil olması nedeniyle yamaçtan kayan bir kısım materyal ile buranın dolduğu dosyada mevcut fotoğraflardan ve beyanlardan anlaşılmaktadır. Bundan ayrı, taşınmazın ... etki alanında kalıp kalmadığı araştırılmamıştır. Dava konusu yerin 1960 tarihinde
... yatağı iken çayın zamanla güneye doğru yatak değiştirmesi nedeniyle 1984 tarihli topoğrafik haritaya göre çay yatağının daha güneyde olması nedeniyle bu tarihten kadastro tespit tarihine kadar 18 yıl geçtiği, bir başka anlatımla TMK'nun 713/1. maddesindeki 20 yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; öncelikle 1970 yılında Hazine adına oluşturulan ihdas tapusu ve varsa krokisi ile 1985'li yıllardaki kamulaştırma haritasının yapılacak keşifte görevlendirilecek tapu fen memuru yetki ve yeteneğine haiz uzman bilirkişiden ölçekli ve karşılaştırmalı kroki ve rapor alınarak öncelikle dava konusu yerin davacının murisine ait olup olmadığı ve bu yerin kamulaştırılıp kamulaştırılmadığı, nizalı taşınmazın ihdas tapusu kapsamında kalıp kalmadığı, yine ihdas tapusunun miktarı ile revizyon gördüğü parselin miktarları arasında aşırı derecede oransızlık bulunduğundan bunun sebebinin çay yatağında kalmasından mı veya yol güzergahında kalıp kalmadığından mı kaynaklandığının araştırılması, söz konusu yere Hazine tarafından tek yanlı olarak 1970 yılında tapu kaydı oluşturulmakla davacının ve miras bırakanının zilyetliğinin kesilip kesilmediğinin duraksamaya yer vermeyecek biçimde araştırılması, özellikle ismi ilk keşifte yazılı bir şirket tarafından şantiye sahası olarak kullanılmaya başlandığı tarihe kadar zilyetliğin aralıksız nizasız devam edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması, bu yerin ... yatağı veya etkisi altında kalıp kalmadığının belirlenmesi, yamaçlardan gelen materyal ile dolgu olduğu bildirildiğine göre, bu materyal dolgunun tarıma elverişli olup olmadığının araştırılması, bitişikte ...olduğuna göre 5403 sayılı Yasaya göre sulanabilir arazi niteliğinde olduğunun kabulü gerekeceğinin düşünülmesi, tüm bu bilgilerin keşfi izlemeye infazı sağlamaya elverişli raporlara yansıtılması ve hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken ve bozmaya uyulduğu halde gerekleri yerine getirilmeden bir nevi önceki ilk kararda eylemli ısrar şeklinde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy