MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tapu iptali ve tescil
... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 05.07.2012 gün ve 365/278 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar dava dilekçelerinde, 207 ada 40, 44, 45, 208 ada 25, 223 ada 4, 5, 224 ada 40, 229 ada 21, 101 ada 39, 94, 101, 102 ada 40, 89, 124 ada 49, 136 ada 3, 137 ada 4, 7, 8, 178 ada 19, 20, 50, 51, 182 ada 10, 185 ada 115, 123 ve 227 ada 4 sayılı parsellerin ortak miras bırakan dedeleri ...'ten kaldığını, anneleri ...'nın miras payı bulunduğunu açıklamışlar ve ...'nin miras payı oranında tapu kaydının iptali ile mirasçıları olan biz davacılar adına miras payı oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı ..., 101 ada 39 , 136 ada 3 ve 178 ada 19 sayılı parseller dışındaki dava konusu taşınmazlarla ilgili davayı kabul ettiğini bildirmiş, yargılama sırasında 05.12.2009 tarihinde ölmüş olup, mirasçıları davada taraf durumunu almışlardır.
Davalılardan ... davaya bir diyeceğinin olmadığını bildirmiş, diğer davalılara yöntemine uygun bir biçimde dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece, muris ...'in terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, bu nedenle tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerektiğini açıklayarak dava koşulundan davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm tereke temsilcisi ... tarafından tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan miras payı oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerektiğini, somut olayda sadece bir kısım mirasçılarının dava açtığını gerekçe göstermek suretiyle dava koşulundan davanın reddine karar verilmiş ise de, bu gerekçe genel kural bakımından doğru ise de, mirasçılar arasında açılıp yürüyen davalar bakımından doğru kabul edilemez. Dava, tekeye dahil bir taşınmaz için üçüncü kişi durumunda bulunan kişilere karşı açıldığı taktirde TMK'nun 701 ve 702. maddeleri uyarınca, tasarrufi işlemlerde oybirliği arandığından ve davada bir tasarrufi işlem olduğundan davayı açanlar sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlar ise, mahkemenin gösterdiği gerekçe ve yapılan açıklamalar karşısında dava koşulundan davanın reddine karar verilmesi doğru kabul edilmesi gerekirdi.
Ne var ki dava, ortak miras bırakan ...'ten kalan taşınmazlarda anneleri ...'nın miras payının bulunduğu gerekçesiyle kayıt malikleri durumunda bulunan mirasçılara karşı açılmış olup, mirasçılar arasında derdest bulunan bir davadır. Mirasçılar arasında açılıp yürüyen davalarda mahkemenin kabul ettiği biçimde genel kural burada uygulanmaz. Yani TMK'nun 702. maddesinde yer alan tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır ilkesi mirasçılar arasında açılıp yürüyen davalarda uygulanmaz. Bu tür davalar, genel kuralın istisnası oluşturmaktadır. Davayı açanlar tüm mirasçılar adına iptal ve tescil isteğinde bulunsalar ya da muris adına iptal ve tescil isteğinde bulunsalar dahi davacı veya davacıların sadece miras payı oranında iptal ve tescil istediklerinin kabulü gerekir. Mirasçılardan ..., ..., ..., ... ve ... annelerinden dolayı ...'in terekesinden miras paylarını istediklerine göre, ...'in alınacak veraset belgesine göre annelerinden kendilerine gelen ve davayı açan beş mirasçı bakımından koşullarında gerçekleşmiş olması durumunda iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken, genel ilkeden hareket edilerek davanın reddine karar verilmiş bulunması doğru değildir.
O halde, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, dava koşulundan davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Bundan ayrı, tereke temsilcisi olan Ömer'in de mirasçılardan biri olması nedeniyle elbirliği mülkiyeti bakımından bir mirasçının hükmü temyiz etmesinin doğuracağı hukuki sonuçlardan diğer mirasçılarda yararlanır. Yani, bir mirasçının temyizi diğer mirasçılara da sirayet eder. Kaldı ki, Ömer tereke adına hükmü temyiz etmiştir.
Tereke temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.