MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ve müşterekleri ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 10.10.2012 gün ve 7/398 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde kadastro çalışmaları sırasında 129 ada 5, 37, 38, 42 ve 43, 172 ada 2, 3, 5 ve 6 sayılı parseller ile 173 ada 40 sayılı parselin ortak miras bırakan ...’ndan kaldığını, ancak kadastro çalışmaları sırasında harici ve rızai taksim yapılmadığı halde, davalıların miras bırakanları adına tespit ve tescil edildiklerini açıklayarak murisin veraset belgesindeki payı oranında tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, taksimin yapıldığını, dava konusu yerlerin kendilerine düştüğünü açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, yerel bilirkişi beyanına göre bütün mirasçıların bir araya gelerek taksimatın yapılıp yapılmadığını bilmediğini beyan etmiş olsa da, yerel bilirkişinin 25 sene önce mirasçılar tarafından 172 adada bulunan 1 parseli paylaştıklarını, 15.7.1987 tarihinde taraflar arasında murisden gelen taşınmazlara ilişkin taksimatın yapıldığını doğrular nitelikte olduğunu, bu nedenle davalılar adına tespit ve tescillerin yapıldığını, yapılan taksimin bu kadar uzun süreli zilyetlik sebebiyle davacıların isteğinin MK'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına uygun olmadığını gerekçe göstermek suretiyle tüm parseller yönünden davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak MK'nun 713/1. maddesi gereğince açılan iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, gösterdiği ret gerekçesi dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle doğrulanmamaktadır. Dava konusu taşınmazların ortak miras bırakan ...’ndan kaldığı hususunda duraksama söz konusu olmadığına göre tüm mirasçıların katılımıyla yöntemine uygun bir biçimde yazılı veya sözlü bir paylaşımın yapılmaması halinde yöntemine uygun bir paylaşımdan söz edilebilir. Bir veya birkaç mirasçının bir araya gelerek (tüm mirasçılar katılmaksızın) bir veya birkaç taşınmazı kendi aralarında eylemli olarak bölüştürmeleri taksim olgusunun yapıldığına karine teşkil etmez. Ancak, bir insan ömrünü aşan fiili taksim ve zilyetlik taksime karine oluşturur. Somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir. Tüm mirasçıların katılımıyla terekeye dahil bir veya birkaç taşınmazın ya da tamamının mirasçılar arasında taksim edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi belgeye rastlanılmamaktadır.
Şu halde, dava konusu taşınmazların tamamı ortak miras bırakandan kaldığına, dava, mirasçılar arasında açılıp yürüyen bir dava olduğuna göre davacının miras bırakanın veraset belgesindeki payı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamıyla örtüşmeyen bir gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy