........
... ile ... ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının usulden reddine dair......... verilen 15.05.2012 gün ve 101/43 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı dava dilekçesinde, 135 ada 14 sayılı parselde bulunan 5580 m2’lik yerin dedesinden babasına, babasından da kendisi ile kardeşlerine kaldığını, uzun senelerden beri aralıksız- çekişmesiz malik sıfatıyla zilyet olduklarını, dört kardeş olmaları nedeniyle her birinin ¼’er payı bulunduğunu açıklayarak, anılan parselin tapu kaydının iptali ile ¼’ünün adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, eldeki dava dosyası ile birleştirilen .......... 2009/102 Esas, 2009/103 Esas, 2009/104 Esas sayılı dava dosyalarıyla sırası ile, 184 ada 21, 184 ada 4 ve 184 ada 26 sayılı parsellerle ilgili olarak, ........ve ...’a karşı açtığı davalarla ve aynı gerekçelerle anılan parsellerin tapu kayıtlarının ¼ oranında iptali ile adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı ..., davacının kardeşi ......şi olduğunu, ....... kardeş olduklarını, davacının dava konusu yerde bir hakkının bulunmadığı, kadastro çalışmalarından yaklaşık otuz sene önce payını kendisine sattığını, davalı ...... ve ...’da aynı beyanlarda bulunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, “…davacı ...’a 27.03.2012 tarihli duruşmada bilirkişi raporunda belirtilen değer üzerinden hesaplanan 15.687,21 TL eksik harcın 30 günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde davanın usulden reddedileceği konusunda uyarı yapıldığını, ancak davacının kesin süre içinde eksik harcı tamamlamadığını, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca Mahkeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması halinde yalnız o celse için muhakemeye devam olunacağını öngördüğünü, takip eden celseye kadar noksan değer
......
üzerinden peşin ilam ve karar harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamaz denildiğini….” gerekçe göstermek suretiyle davacının söz konusu harcı yatırmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Davacı asıl ve birleşen dava dosyalarına ait dilekçelerinde, dava konusu parsellerin dedesinden babasına, babasından da kendisi ile kardeşlerine kaldığını açık bir biçimde ifade etmiş ancak, babadan mirasçılara intikal şekli konusunda herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Dosya kapsamındaki yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile diğer bilgi ve belgelere göre davacının babası ......... öldüğü anlaşılmıştır. Ancak dosya arasında bulunan nüfus kayıt örneklerine göre, ...... 1906 doğumlu olduğu, 1942 yılında evlendiği, ölüm hanesinde, "ölüm: kapalı" ibaresinin yer aldığı, sağ olup olmadığının ve ölü bulunup bulunmadığının kesin olarak anlaşılamadığı kanaatine varılmıştır.
Şayet taşınmazların kendisine kaldığı anlaşılan ...........ölmüş ise ...... 701 ve 702. maddeleri gereğince terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp her birinin payı taşınmazların tamamı üzerinde söz konusudur. Davacı yargılama sırasında 135 ada 14 sayılı parselden feragat ettiğini bildirmiş ve bu parseli temyiz konusu yapmamıştır. 184 ada 21 sayılı parsel davacı ...’nın kardeşi ......eşi Hediye adına, aynı ada 4 sayılı parsel kardeşi .....ve aynı ada 26 sayılı parsel ise, yine kardeşi ......adına tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Dosya arasında bulunan nüfus kayıt örneğine göre .......henüz sağdır. Terekeye dahil taşınmaz ....... eşi ... adına tapuda kayıtlı bulunduğuna ve Tevfik’de sağ olduğuna göre Hediye henüz mirasçılık sıfatını kazanmamış olup terekeye göre üçüncü kişi durumundadır.
Saptanan bu somut olgu karşısında terekeye dahil bir veya birkaç taşınmaz için davacının üçüncü kişi durumunda bulunan .........’ye karşı tek başına dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır. TMK'nun 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişi durumunda bulunan ...’a karşı dava açmaları gerekir. Davacı, davalı ...’ye karşı açtığı davada sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Şayet bu taşınmazla ilgili herhangi bir taksim yapılmamış ve elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi ise, davanın reddine karar verilmelidir. Yada davacıya tüm mirasçılarla birlikte .........’ye karşı dava açılması için süre ve imkan tanınması, dava açıldığında bu dosya ile birleştirilerek hüküm kurulması düşünülmelidir. Ancak .......... ile mirasçılar arasında yarar çatışması bulunduğundan kural olarak TMK'nun 640. maddesi uyarınca ......terekesine temsilci atanması için davacı tarafa süre verilmesi, temsilci atandığında onun sıfatı ile davanın yürütülmesi gerekir. Öncelikle muris ...... ölüp ölmediğinin belirlenmesi, ölmüş ise veraset belgesinin alınması için aynı şekilde davacı tarafa süre tanınması ve ondan sonra yukarıdaki yöntemin izlenmesi düşünülmelidir.
...................ölmemiş ve henüz sağ ise davacının bu durum karşısında kayıt maliklerine karşı aktif dava açma hakkının (hukuki ehliyetinin) bulunmadığı gözetilmelidir. 184/21 sayılı parsel dışında kalan aynı ada 4 ve 26 sayılı parseller mirasçılar adına tapuda
......
kayıtlı bulunduklarından terekenin taksim edilmediğinin saptanması halinde bu parseller yönünden dava koşuluna gerek olmaksızın ve davanın bu parseller bakımından mirasçılar arasında açılıp yürütüldüğü gözetilerek davacının miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmelidir.
Davacının, Mahkemece; verilen kesin süre ve eksik harcın yatırılması ile ilgili temyiz itirazlarına gelince, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile davacının temyiz dilekçesinde açıkça belirttiği üzere taşınmazlar üzerinde bulunan fıstık ağaçlarının davacı tarafından dikilmediği, davalılara ait olduğu, davacı tarafından kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bu konuda, duraksama görülmemektedir. Saptanan bu durum karşısında dava ve temyiz konusu yapılan 184 ada 4, 21 ve 26 sayılı parsellerde bulunan davacının miras payı oranı gözetilerek çıplak arazi değerlerinin (fıstık ağaçlarının değeri hesaba katılmaksızın) belirlenmesi ve belirlenecek değerin toplamı üzerinden yada birleştirilen her dava birbirinden bağımsız olup ayrı ayrı davacının payına isabet eden değerler üzerinden ¼ eksik nisbi harcın yatırılması konusunda 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gereğince süre verilmesi gerekirken davacının miras payı oranları göz ardı edilerek parsellerin tamamı davacıya aitmiş gibi tüm taşınmazların toplam değeri üzerinden eksik harcın yatırılması konusunda kesin süre verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Zira dava konusu olan sadece davacının payı olmaktadır. Üzerindeki fıstık ağaçlarının davacıya ait olmadığı davacı tarafından kabul edilmektedir.
Mahkemece de kabul edildiği gibi eksik harcın dayanağı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi olmaktadır. Anılan madde gereğince verilen süre içerisinde eksik harç yatırılmadığı takdirde HUMK'nun 409. (HMK. m.150) maddesi gereğince işlem yapılması gerekir. Yani verilen sürede harç yatırılmadığı takdirde yargılamaya devam olunmayacak dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilecek ve anılan maddede belirtilen süreler içinde harç yatırılmadığı taktirde, bunu takiben 3 aylık süre geçtikten sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekecektir. Bu bakımdan harçla ilgili ara kararının usulüne uygun olduğu söylenemeyeceği gibi taşınmazların tüm miktarları ve üzerindeki fıstık ağaçlarının da değeri gözetilerek eksik peşin harcın yatırılması konusunda süre verilmesinin de usul ve kanuna uygun olduğu söylenemez.
Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
.......
Full & Egal Universal Law Academy