MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi
DAVATÜRÜ:Mal rejiminin tasfiyesi
... ile ... aralarındaki mal rejiminin tasfiyesi davasının reddine dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 11.12.2012 gün ve 84/979 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, evlilik birliği içerisinde dava konusu 143 ada 3 parsel sayılı taşınmazın satın alındığını ve üzerine ev yaptırıldığını, otomobil aldığını ayrıca işyeri açıldığını, anılan malların edinilmesinde vekil edeninin ziynet eşyalarının bozdurulduğunu ve ailesinin yardım yaparak katkı sağladığını açıklayarak taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesini, bu kapsamda 50.000 TL'nin yasal fazi ile birlikte davacıdan alınarak vekil edenine verilmesini istemiştir.Davalı vekili, davacının evlilik birliği boyunca çalışmadığını,tarafların kaçarak evlendiklerini bu nedenle düğünde davacıya ziynet eşyası takılmadığını ve davacının ailesiyle yaklaşık 14 yıl görüşmediğinden ailesinin nizalı malların edinilmesinde yardımda bulunmadığını, dava konusu malların edinilmesinde davacının katkısının bulunmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; tarafların 09.05.1986 tarihinde evlendikleri, 03.08.2009 tarihinde açılan boşanma davasının kabulü ve hükmün 25.04.2012 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliğinin son bulduğu, TMK'nun 179. maddesine göre mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümlerin uygulanacağı, taraflar arasında başka bir mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğine göre, evlenme tarihinden 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı,bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar TMK'nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacakları, eşler arasındaki mal rejimi TMK'nun 225/2. maddesine göre boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona erdiği tartışmasızdır.Davacı vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddine;
Dava konusu 143 ada 3 parsel sayılı taşınmazda 500/34956 pay 30.09.1998, 491/34956 pay 17.10.2002, 600/34956 pay ise 13.03.2009 tarihinde satış suretiyle davalı adına tapuya tescil edilmiştir. 4721 sayılıTMK'nun 222. maddesi son fıkrası hükmüuyarınca, bir eşin 01.01.2002 tarihinden sonra edindiği bütün malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilecektir. Aksini ispat eden eş, iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda; dava konusu taşınmazda 1091/34956 (491/34956+600/34956=1091/34956) payın eşler arasında TMK'nun 202. maddesine göre yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacakları 01.01.2002 tarihinden sonra edinildiği ve 4721 sayılı TMK'nın 222. maddesi kapsamında,yasa ile adi karine olarak edinilmiş mal hükmünde bulunan belirtilen nizalı paylara ilişkin katılma alacağı talebinde bulunan davacının, nizalı payların alımında katkı sağlaması gerekmediği, yasadan dolayı katılma alacağı bulunduğu gözden kaçırılarak, hukuki nitelendirmede hata ile dava konusu payların alımında katkı sağlaması gerektiği ve bu hususu ispatlamakla yükümlü olduğu kabul edilerek, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Bundan başka,dosya kapsamına göre; dava konusu 143 ada 3 sayılı parsel üzerinde bulunan ev ve müştemilatın (143 ada 3 parselde 500/34956 pay üzerindeki) 743 sayılı TKM'nin 170. maddesine göre eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu 01.01.2002'den önce (30.09.1998) edinildiği tartışmasızdır. Bu durumda, taraflar arasındaki ev ve müştemilata ilişkin uyuşmazlığın Borçlar Kanununun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Başka bir anlatımla; davacı, nizalı ev ve müştemilatın edinilmesinde katkı sağladığını ispatlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda, bizzat davalı tanığı ... 25.09.2012 tarihli yargılama oturumunda, davacının kolunda 1-2 tane bilezik gördüğünü ve dava konusu evin yapımında bu bileziklerinde kullanıldığını açıklamıştır. Bu durumda, davacının kişisel malı olan bir veya birkaç bileziği ile evin yapımında katkı sağladığı sabit olduğu halde; Mahkemece delillerin takdirinde hataya düşülerek anılan istek yönünden de ispat edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Öte yandan, davacı tarafça dava dilekçesinde,evlilik birliği içerisinde otomobil alındığı iddia edilerek, otomobile ilişkin olarak mal rejiminin tasfiyesi kapsamında alacak isteğinde bulunulmuş, ancak aracın plakası bildirilmemiştir. Yazı işleri Müdürlüğü'nün 21.06.2012 tarihli karşılık yazısı ile; UYAP ortamında yapılan sorgulamada davalı adına ... plakalı aracın kayıtlı bulunduğunu bildirmiştir. Ne var ki; Mahkemece, davacı tarafa dava konusu yapılan aracın plakası açıklattırılarak bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu durum, usul ve yasaya aykırıdır.
Bu durumda, Mahkemece; tarafların toplanan ve tüm toplanacak tüm delilleri iddia ve savunma kapsamında birlikte değerlendirilerek, gerektiğinde konuda uzman bilirkişilerden rapor almak suretiyle uyuşmazlığın çözümü için, hükmün bozulması gerekmiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu kapsamda yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 31.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy