MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: İtiraz
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
İcra takibinin dayanağı ... 4.İş Mahkemesi'nin 06.05.2011 tarih, 2008/802 Esas, 2011/385 Karar sayılı ilamında 10.153,98 TL kıdem tazminatına ve bu alacağa fesih tarihi olan 11.10.2008 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek mevduat faizinin uygulanmasına, diğer alacak kalemlerine ise kararda belirlenen tarihlerden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Borçlu vekili, kararda brüt olarak belirlenen alacakların ücretten kesilmesi gereken vergi ve sigorta primlerinin düşülmesinden sonra kalan net miktar için takip yapılabileceğini, bu nedenle alacak miktarlarının dolayısı ile brüt alacak üzerinden hesaplanan faiz miktarlarının hatalı olduğunu, ayrıca hesaplanan mevduat faiz oranlarının da fiilen uygulanan oranlar olmadığı gibi kıdem tazminatı dışındaki alacaklara ilamda yasal faiz uygulanmasına karar verildiğini belirtip, icra emrinde fazla hesaplanan tüm kalemlerin iptalini istemiştir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi doğrultusunda işlemiş faizin 5.204,04 TL olduğunun tespitine, takibin diğer alacak kalemleri ile birlikte bu miktar üzerinden devamına karar verilmesi üzerine hüküm, borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94, 61, 103 ve 104 maddeleri gereğince ücretten kesilmesi gereken vergiler ve sigorta primlerinin, ilgili kamu idaresine ödenmesi zorunluluğu borçlu işverene aittir. Bir başka anlatımla, ilamda açıkça net alacağa hükmedilmemiş ise, hükmedilen alacak brüt kabul edilir. Alacaklı ilam konusu bedelden bu kesintilerin düşülmesinden sonra kalan net miktar için ilamlı takip yapabilir. Somut olayda; icra takibinin dayanağı olan ilamda alacakların brüt olduğu belirtilmediği gerekçesiyle ilamda hükmedilen alacak miktarı üzerinden faiz hesaplaması yapan bilirkişi raporu hükme esas alınmış olup, bu hesaplama, yukarıda anılan yasa maddelerine aykırıdır.
Öte yandan kıdem tazminatı faizine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; hükme esas alınan 01.06.2012 tarihli bilirkişi raporunda kıdem tazminatına ilişkin faiz oranlarının Mahkeme tarafından resen ..., Ziraat Bankası ve ...’tan sorulduğu, alınan cevaplar doğrultusunda hesaplama yapıldığı görülmektedir.
Oysa, Mahkemece yapılması gereken iş; bilirkişiden, ilamdaki alacak miktarlarından yasal kesintiler düşülerek, nete dönüştürüldükten sonra bulunacak net alacaklar üzerinden, HGK'nun 20.09.2006 tarih 12-594/534 sayılı kararında da vurgulandığı üzere tarafların bildirdikleri bankalardan hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması ve hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının hesaplattırılması şeklinde olmalıdır. Bu ilkelere uygun olmayan ve Mahkemenin belirlediği bankaların faiz oranlarına göre hesaplama yapan bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenle kabulü ile Mahkeme hükmünün yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 14.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.